• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Şubat 8, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Atatürk’ün Cumhuriyeti

      Atatürk’ün Cumhuriyeti

      CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Adıyaman'da yapılan eyleme katıldı

      CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Adıyaman'da yapılan eyleme katıldı

      CHP çok iyi bir şey yaptı

      CHP çok iyi bir şey yaptı

      Halkın gündemi Saray’ı panikletti

      Halkın gündemi Saray’ı panikletti

    • Yaşam
      Markov Zinciri İle Geleceği Bugünden Nasıl Hesaplarız?

      Markov Zinciri İle Geleceği Bugünden Nasıl Hesaplarız?

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Zihinsel yorgunluk ve bedensel sinyaller: Düşünceler neden durmaz?

      Zihinsel yorgunluk ve bedensel sinyaller: Düşünceler neden durmaz?

      Gündelik imhalar, filler, saçlar, suçlar

      Gündelik imhalar, filler, saçlar, suçlar

    • Türkiye
      6 Şubat'ta enkazda kızının elini bırakmayan baba konuştu: Tarif edilecek gibi değil, bu acı hiç dinmiyor

      6 Şubat'ta enkazda kızının elini bırakmayan baba konuştu: Tarif edilecek gibi değil, bu acı hiç dinmiyor

      İstanbul Depremi Kapıdayken Dayanışma Arama Kurtarma ve Toplumsal Örgütlenme Çağrısı

      İstanbul Depremi Kapıdayken Dayanışma Arama Kurtarma ve Toplumsal Örgütlenme Çağrısı

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Beton var, yaşam yok

      Beton var, yaşam yok

    • Dünya
      Jeffrey Epstein: İstismar, imparatorluk ve kapitalizm

      Jeffrey Epstein: İstismar, imparatorluk ve kapitalizm

      Epstein’in kapitalizmi; kapitalizmin Epsteinleri!

      Epstein’in kapitalizmi; kapitalizmin Epsteinleri!

      Dünya çapında cezasızlık: Epstein dosyaları

      Dünya çapında cezasızlık: Epstein dosyaları

      Haklar ihlal edilmiyor, iptal ediliyor

      Haklar ihlal edilmiyor, iptal ediliyor

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Cehalet Kavramı ve İncelenmesi

      Cehalet Kavramı ve İncelenmesi

      Atatürk’ün Cumhuriyeti

      Atatürk’ün Cumhuriyeti

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

      Epstein Vakası ve Sınıfsal Cezasızlık

      Epstein Vakası ve Sınıfsal Cezasızlık

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

Yoksulluğun nedenini sorma sana da komünist derler

Ekim 30, 2010 19 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Desinler… Ben zaten alıştım… Hz. Ebuzer Giffari’yi de “sen iştirâkiyyûn mezhebindensin (komünist/sosyalistsin)” diye Rebeze Çölüne sürmüşler ve orada yalnız başına vefat etmişti(1). Ayrıca birbirimizi daha yakından tanıdıkça aramızda fazla bir farkın olmadığını görüyoruz. Açıkça söylüyorum; namuslu hiçbir komünistin, sosyalistin ve solcunun “Ben de Allah’a inanıyorum ve Müslüman’ım” diyebilmesi için,  kendini tanımladığı konumundan vazgeçmesi gerekmiyor… Devrimci Müslümanlarla devrimci solcuların büyük buluşması gerçekleştiğinde insan hakları, adalet, eşitlik ve özgürlük ayağa kalkıp şahlanacaktır. Kapitalist egemenler ancak bu şekilde geriletilebilecektir. Türbinlerdeki yaftacılara bunu söyledikten sonra, sahaya dönelim.


İnsanların toplu yaşayışlarında, birbirlerinin çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması konusu önemli bir yer tutar. Yani birileri bir başka birileri için mal ya da hizmet üretirler. İhtiyacı olanlara, üretilen mal ve hizmetin sunulması, üreten için bir külfet meydana getirir. Bu külfet bir nimeti gerektirir. Daha açık bir deyişle, işi görülen işini görene bunun karşılığında bir ücret ödemelidir. Külfet-nimet ilişkisinde bir denge, hakkaniyet ve adalet varsa sorun yok ve sistemin işlemesi meşrudur.


Ancak bir faaliyet, etkinlik ve çabalayıp emek verme alanı var ki, bu hiçbir şekilde ücret karşılığında yapılmaz, yapılamaz, yapılmaması gerekir. Bu faaliyet, sadece Allah(c.c.) rızası için yapılır ve karşılığı da sadece Allah’tan beklenir. Her şeyin sahibi olan Allah, aşağıda mealini verdiğim ayette de görüleceği gibi, vereceğini vaat ediyor. İşte bu bağlamda insanlara Kur’an’ı duyurmak, anlatmak, O’nun doğrultusunda Resulullah’ın ve arkadaşlarının yaptığı gibi doğru yola davet etmek için, kimse kimseden ücret isteyemez, istememelidir. Resulullah(s) hiçbir zaman böyle bir şey yapmamıştır. Uyarma ve davet yapan hiçbir Müslüman da bu eylemini(ibadetini/hayır üretmeyi) ücret karşılığı yapmamalıdır.


Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de çok açık ayetler var.  Aşağıda üç ayet meali ve dokuz de ayet ve sure numarası vereceğim. Ayrıca Resulullah’ın ve çok değerli arkadaşlarının ortaya koydukları örnek hayatları da önümüzde duruyor. Konumuz bağlamında okunmasının çok yararlı olacağını düşündüğüm R. İhsan Eliaçık’ın “Hanginiz Muhammed” kitabını anmadan edemeyeceğim… Ayet mealleri ile sure ve ayet numaraları: “Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da ağır bir borç altında mı kalıyorlar” (Kalem 68/46).  “Oysa sen onlardan herhangi bir ücret de istemiyorsun. O bütün insanlık için bir öğüttür”(Yusuf 12/104). “ Sen onlardan bir harçlık(haraç/vergi) mı istiyorsun? Rabbinin vereceği haraç(harçlık) daha hayırlıdır. Dikkat et! O, hayırlı rızk verendir” (Mü’minun 23/72).   Kur’an-ı Kerim: 6/90, 25/57; 26/109, 127, 146; 34/47; 38/86; 42/23; 52/40


Hiçbir eylem zahmetsiz olmaz. Bilindiği gibi her işin bir zorluğu vardır. Bu bakımdan insanların uyarılması, onların Kur’an Yolu’na çağırılması, bazen zorlukları da beraberinde getirir. Bu zorlukları Resulullah ve ashabı yaşayıp gördüler, aynı yolda olan bütün inananlar da görebilirler. İnanmamakta ısrarcı olanlar bilinmeyen, görünmeyen, gelecekte olacak konular hakkında birçok söz uydurup zorluk çıkarır ve bahane uydururlar. Söylediklerini sanki Allah böyle istiyormuş gibi, Kitapta varmış gibi anlatırlar. “Yoksa gayb(görünmeyen ve bilinmeyen) yanlarında da böylece onlar mı yazıyorlar?” (Kalem 68/47). Genellikle bu tutum içinde olanlar din adamları, dinsel sektör rantçıları, dini topluluklar(cemaatler)ın önderleri ve bağlıları içinden çıkmaktadır. Bu tip insanlar kendilerini müstağni gördükleri için, uyarılmalarını gereksiz ve had bilmezlik olarak değerlendirirler. Çevresinde bulunanların da uyarılmalarını kesinlikle istemezler, çünkü onların gerçekleri görmesi statükolarını sarsar.


Bütün peygamberlere ilk karşı çıkanlar, daima mevcut statüko sahibi din önderleri olmuştur. Günümüzde de bunun örneklerine çokça rastlanmaktadır. Din adamlığı, din görevlisi gibi bir meslek icat edilmiş. Bu meslekten olmayan inanmış kişiler, insanları yalnızca Allah ve Resulü’ne itaat etmeye ve Kur’an yoluna çağırdıklarında, meslekten olanlar hemen ayağa kalkıp, “onlar meslek dışından, bu işi bilmezler, anlamazlar.” diye karşı çıkıp uyarılanları, uyaranlara uymamaları için tehdit etmeye başlarlar. Herhangi bir ücret beklemeden, İslâm Dinine insanları davet edenlere karşı çıkan münafık din bezirgânları o kadar ileri giderler ki; kimsenin bilmediklerini kendilerinin bildiklerini iddia ederek, kendilerinin izlenmesinin gerektiğini söylerler. Elbette bu noktada birçok vaatlerde bulunurlar, ne vaatler, ne vaatler, hem dünyevi hem uhrevi…


“Din Adamı/ruhban/ruhani” tanımlamasının içinde yer alan kişilerin bunu meslek olarak görmeleri ve geçimlerini buradan sağlamalarının sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Zaten bir üstteki paragrafta bunun işaretini vermiştim. Baştan şunu bir söyleyelim: Peygamberimiz Hz. Muhammed ve diğer peygamberlerin hiç birisi “din adamı” ve cami hocası, kilise papazı ve havra hahamı gibi  “din görevlisi” değildi. Bu bağlamda yazar ve düşünür Eliaçık’ın yukarıda andığım kitabından ödünç bir alıntı yapmak istiyorum.


“Vatikan kilisesinin balkonundan halkı selâmlayarak “kutsayan” Katolik papaları… Kilisede dev sakalı ve simsiyah cübbesi ile tütsüler içinde ayin yaptıran Ortodoks rahipleri… Tapınakta Nirvana’ya duran Budist keşişleri… Camide vaaz veren kırmızı fes üzerinde beyaz sarığı ile Sünni hocalar… Kum şehrinde kum gibi kaynayan siyah, beyaz sarıkları ile Şii mollalar… Dergâhta post üzerinde müritlerine feyiz dağıtan tarikat şeyhleri… Cem evlerinde semah yaptıran upuzun beyaz sakalıyla Alevi dedeleri… Velhasıl kendilerine özgü renkli kıyafetleriyle dünyanın değişik yerlerinde görmeye alışık olduğumuz o “din adamı”  görüntüleri… Acaba İslâm Peygamberi Hz. Muhammed böyle birisi miydi?  Hz. İbrahim, Musa, İsa bunlar gibi miydi?


“Din Adamı” tabirinden,  bir sınıf veya meslek olarak din adamlığını kastediyoruz. Çünkü insanların çoğu “Nasıl ki her mesleğin bir adamı var; din de bir meslek olduğuna göre onun da adamları olur” diye düşünüyor. Acaba öyle mi? Din bir meslek midir? (R. İhsan Eliaçık, hanginiz Muhammed, sihirbaz, kâhin, ruhban, din adamı değil; arkadaş peygamber, İnşa Yayınları, 2010/İstanbul).


Din bir meslek olarak görülünce, arkasından da “meslek, erbabınca icra edilir” anlayışı gelir. Bu nedenle halkımız arasında hep şu söylenir: “Kardeşim evvela hocalar bir dürüst olsunlar; adam bir de hoca olacak; hocanın dediğini yap, yaptığını yapma” Neden? Çünkü kişi, hocayı da demirci, terzi, ayakkabıcı, şoför gibi bir meslek sınıfından görüyor. İşin ilginç yanı, din adamları da kendilerini öyle görüyorlar…


Eski ve günümüz dünyası uyduruk dinlerindeki ücret karşılığı “din hizmetleri” görme ve bunun üzerinden mal, mülk ve itibar elde etmenin referans ve uygulamalarını bir kenara bırakıp İslâm Dünyasına bakalım… Herkesin bildiği gibi, Hz. Muhammed’in yirmi üç yıllık hayat mücadelesini ve O’nun yolunda kısa sürede olsa gösterilen çabalarla elde edilenleri, hiçe sayıp onlara rağmen oluşturulan Emevi sultanlığı ve devamındaki dönemler… Bu dönemlerden tevarüs eden ve elan sürdürülen; “Hz. Muhammed’in tüm hayat mücadelesini boşa çıkartan Emevi tecrübesi ve buna bağlı olarak her dönemdeki ruhbanlara uygulanabilecek olan,“ Farklı olana yaşama hakkı tanımayan ya da bunu bir lütuf olarak gören anlayış “yaratıcıdan çok yaratıcılığa soyunmak” değilse, nedir?  Yaratıcıya inanıp, O’nun tanıdığı alanı insanlara çok görmek ya da bunu kendi insaf alanı içinde kontrol altında tutmaya kalkmak şirk yani “Allah’a ortak koşmak”, ortak olmaya çalışmaktır.”(Ayhan Bilgen, Birikim, Tanıl Bora ile söyleşi, sayı: 258, Ekim/2010).


İnsan hakları, işçi sorunları, yoksulların dertleri konusunda yaptığımız konuşma ve tartışmalarda özellikle din adamları, E. Che Guevara’nın söylediği “Yoksullara yardım ettiğimizde, güzel diyorlar. Ama yoksulluk nereden kaynaklanıyor diye sorduğumuzda, komünist diyorlar”  sözüne benzeyen “sen zenginlik düşmanı komünist misin? Kişi kırkta bir zekâtını veriyorsa istediği kadar zengin olup dilediği gibi yaşayabilir.” İfadelerini kullanıyorlar. Böyle insanlar, elbette bu görevlerini bedavaya yapmazlar. Evet, onlar, gizli(zarf içinde, e-maille, banka hesabına, vs.) –açık “ücret” isterler.



Sonuç olarak;



Kendilerini din adamlığı meslek sınıfından görüp, geçimleri din kaynaklı olan insanların, bulundukları toplumlarda vahyin gereği anlamında bir hizmetlerinin olup olmayacağı hep tartışılacaktır…

 

(*)Sahih-i Buhari muhtasarı, Tecrid-i Sarih Tercemesi ve şerhi, cilt:5, s.27, Mütercimi ve şarihi Kâmil Miras, 3. baskı, Başbakanlık basımevi/1972-Ankara. Ayrıca bkz: İştirâkiyye: Komünizm ve İştirâkiyyûn: Sosyalistler(Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe ansiklopedik lügat).

19 Comments

  1. tevfik
    31 Ekim 2010 at 10:22

    mustafa beyi kutluyorum, harika bir yazı. evet artık alıştık komünist yaftasına. olsun gerçeği dile getirmeye devam. Allah yoksullarla, zulme uğrayanlarla, hakları gasp edilenlerle beraberdir. yaşasın muhammedi devrim!!!

  2. şeriati nurettin meriç
    31 Ekim 2010 at 10:25

    teşekkürler üstad… umutla muhabbetle selamla duayla devrimle

  3. EDİTÖRÜN NOTU
    31 Ekim 2010 at 11:15

    lütfen hiçbir anlam ifade etmeyen, kerameti kendinden menkul yazıların linklerini yorum olarak göndermeyiniz. selam ve dua ile…

  4. Yavuz Soysal
    31 Ekim 2010 at 15:30

    Ülkemizde özgürlük teolojisi kitlelerle buluştuğunda,sahte kimlikler atılıp gerçek tartışmalar yapıldığında hem yaşanılır bir ülke olacak hem de piyasa tarafından iğdiş edilmiş insan bu kabustan kurtulup gerçek insan olacaktır.Bu görev müslümanların omuzlarındadır.

  5. Rıdvan Işık
    31 Ekim 2010 at 15:54

    Bizim dinimiz yoksuldan~~ezilmiştenyanadır,hatta mazlumun-ekmeksizin dini sorulmadan yardım edilir,ey din adamı kisvesine bürünen bazı gafiller,ne zamana kadar,haramcıların sofrasında yağla balla besleneceksiniz,ne zamana kadar yahudi otellerinde iftar vereceksiniz,kalbiniz açılsa,zikriniz dolar yada Euro?Bu halinizle mi ümeti ,imana davet ediyorsunuz, Kur’anda salat-zekattan ayrılmaz,dininin özü=salat+zekat+cihat(tebliğ)dir sizi gidi hınzırlar…

  6. cüneyt taşoğlu
    31 Ekim 2010 at 16:02

    iran devriminde humeyni ile komınıstler aynı cephedeydi ancak devrimi komınıstlerin üslenmesini engelledi rahmetli. fakat sziler kendinizi komınıst olarak nıteler oldunuz. evet dunyanın en yalancılarının bıle dogrusu vardır. komınıstlerın de solcularında dogrusu olacak elbet. abdestli kapitalist dedıgınız zümrenın de var dogruları. bir meslegınız varmı bılmıyorum ama din anlatarak para kazanmayı hos gormuyorum. kıtap yazıp yada yazarlık yapıp uc bes kurus da kazansanız bu dogru değil. hıc bır peygamberde bunun zerresini gormessiniz. itham etmıyorum ama uyarmadan da edemem. efendim kıtabın masrafı ancak cıkıyor dıyorsanız amenna. ama onun dısında az bır gecımlıkde olsa karsıyım.cunku allah ın dini allahın dini para kazanma aracı degıldır. sizde aynı kanıdasınız sanırım. peki ihsan bey ne iş yapıyor diye sorsam ben bilmiyorum çunkü. dini anlatmakdan baska calıstıgı bır yer bir işi varmı? hani siz yukarda konu etmıssınız dıye soluyorum.ayrıca bu reklamcılık neyin nesi yazı yazmıssını ama yarısı ihsan beyin kıtabının reklamı. ayrıca mevcut ıslamı solylemleri olanlar 40da 1 bir falan demıyor. bunu dıyen sistem, yani dıyanet. butun ıslami söylemleri olanları bir cuvala koyup sistemin yalakaları olarak görme hakkını kendizide nasıl bulursunuz. bu ülkede 90 lı yıllarda ozellıkle yöremde, söylemlerinden dolayı onlarca musluman oldürüldü. sizler bu ölümlerden bi habermıydiniz. haberdarsanız niye gıkınız cıkmıyordu. ayrıca ihsan bey iyi biliri kimlerin bu cinayetleri yaptığını. korkuyormuydunuz yoksa. şimdi cıkmıssınız eleştirdiğiniz abdestli kapıtalıstlerin ıktıdarında konusuyorsunuz. eleştirdiğiniz iktidar size sölem cesareti verdi farkındamısınz.bu elestırı hakkına kusura bakmayın ama sizden önce baskaları bu hakka sahip.:)))

  7. cuneyt tasoglu
    31 Ekim 2010 at 16:04

    helaldır sayın yazar

  8. tevfik
    31 Ekim 2010 at 17:29

    cüneyt rumuzlu arkadaş kendi kafasından atıp tutmuş. mustafa demirin makale, kitap yazarak para kazandığını ima etmiş, kendi yöresinde cinayetler işlendiğinde gıkının çıkmadığını söylemiş. yorumu okuyan da sanır ki cüneyt arkadaş yazarı yakinen tanıyor. kardeşim gaybı taşlama. abdestli kapitalistlerin de doğruları varmış. vay be hangi doğrularmış o doğrular??? kapitalizmin doğrusu da oluyormuş demek. acaba cüneyt arkadaş ne iş yapar, nasıl para kazanır, bir ihtimal kapitalizmden nemalanıyor olabilir mi??? rahmetli humeyni örneği de sorunlu. irana bakıp ne yapıldığını anlayamayacak kadar cahil misiniz??? son olarak insanın kendisini kapitalist, abdestli kapitalist, cünüp kapitalist müslüman kapitalist şeklinde tanımlamasındansa komünist olarak tanımlaması daha yerindedir, ayrıca yazar kendisini komünist olarak tanımlamamaktadır. lütfen iftiraya başvurmayalım.

  9. cuneyt
    31 Ekim 2010 at 19:27

    he ya iyi nemalanırım. yazarın atfettiği meselede kandisini sorguladım.yokmu böyle bir hakkım:)) ben onu tanıyorum demedim ki. hem komınıst sıstemde ne kadar yaşadın onu merak ediyorum. komınıstin dogrusu olurda kapıtalıstın dogrusu nıye olmasın.mesele söylemde dogruluk meselesi ise kapıtalıstlerinde dogru söylemleri yokmu? geçmişteki begendiğin komınıst rejimin hangi pratiğini gördünde ahkam kesiyorsun onuda anlamadım. yada varsa bildiğin bir pratik söyle bizde ögrenelim. sen hak eşitlik sölemleri arkasında ınsanları kandıran zümreden dolayı ile islamcıların topunu eleştiri hakkını kendinde görüyon hemde sosyalist sistem adı altında insanların cektiği sıkıntıları görmeden ahkam kesmeyemi yelteniyon.. ben yazarı biliyorum demiyorum kardeşim lafı iyi anla. ben sorguluyorum yazarın kendi durumunu. eğer zerre kadar din alatıyor diye cebine para giriyorsa kabul etmem diyorum. ne var bunda. cokmu agrına gıdıyor elestiri yapmam. pofpoflamammı lazımdı. mecburmuyum yoksa buna :))

  10. tevfik
    31 Ekim 2010 at 19:48

    laf ebeliği yapma cüneyt. yazarı sorgulamış mış. sen önce kendini bir de islamcıları sorgula. komünizmin savunulacak bir tarafı var, en azından eşitlikten, paylaşmaktan bahsediyor, kapitalizmin savunulacak neyi var??? bol kepçeden ahkam keserek atıp tutma, ne doğrusu varsa söyle de öğrenelim. komünizmi sovyet tecrübesiyle özdeşleştirirsen, “hangi komünist düzende yaşadın” diye demagoji yapmaya kalkarsan tufaya gelirsin. sonra derler ki, “sen hangi islami düzende yaşadın da sallıyorsun???” al sana afganistan, iran, suud. bunlar nasıl ki islam adı altında birer karikatür iseler sovyet tecrübesi de komünizm açısından öyledir. kapitalist düzende yaşıyorsun hele anlat bakalım şu güzellikleri??? senin gibiler üç tane kitap okuyup alim ulema kesilirler. ondan sonra da “islam devleti”nden söz etmeye başlarlar. insanları kandıran zümrenin ta kendisisiniz siz, al birini vur ötekine, sanki zihniyet ve pratik olarak birbirinizden farkınız var. iyisi mi gidin yatın kardeşim, yok yatmayacaksanız gidin kumda oynayın…

  11. hüseyin KARAKOÇ
    1 Kasım 2010 at 18:42

    peygamberimiz(SAV) Allah’ı tanımayan inkar edenlerlerle birlik beraberlik kurmuşmudur? Kuran-ı kerimde kafirleri dost edinmeyin derken ne demek istemiştir? müslümanlar kapitalizmle veya diğer beşeri sistemlerle mücadele etmek için neden kendilerine güvenemiyorlar. Allah’a güvenenmiyorlar. Acziyet içindeler.

  12. Ayçiçek
    2 Kasım 2010 at 15:17

    Çok başarılı bir yazı,Tebrikler üstad.
    “Bende bu ümmetin bir Ferdiyim” diyen bir peygamber, yaymak istediği dinin mensupları olarak,herbimize Allahın elçisi ,halifesi konumunda olduğumuzu hatırlatmak istemiştir..
    İşte adının anlamı unutmak olan insana (nisyan,neys)hatırlaması gereken herşeyi hatırlatan takva devreye girmedikçe,insan dinini,peygamberini,yaratıcısının ne istediğini bilmedikçe ,aynı sorumluğa tabi tutulmamıza rağmen bana kıldırdığı namaz için para alan insanlar peydah olur.

  13. KayıpKentli
    3 Kasım 2010 at 09:21

    Daha İlginç olanı ise SOL’culuktan TEVBE edip Müslüman olduklarını/döndüklerini söyleyenlerin durumu… Güyya Materyalizmi terkediyorlar.Gomünistliği terkediyorlar. Gelip ABDESTLİ KAPİTALİSTLİĞE EKLEMLENİYORLAR.Bir Kafirlik(!)ten kaçarken diğer Kafirliğe MÜMİN(!) olmak…
    Bu insanlar neden aç diye soranlara=”Allahsız GOMÜNİST” diyorlar. Bu açları ALLAH YARATTI İMTİHAN OLSUN diyenler ise “TEVEKKELTU ALLAH” diyorlar..İşte Bu Allah’ı damarlarına çeken ALLAH-KOPAT din(i)darlar aslında KOLPADAN İMAN EDİYORLAR.. İkile anam babam hadi.Peygamberler sizin ense traşınızı bize çok iyi göstermişlerdir…Nasıl mı?:”DİKKAT EDİN ALDATICILAR SİZİ ALLAH İLE ALDATMASIN” deyu…

  14. mehmet ali şenaltun
    4 Kasım 2010 at 12:39

    komşusu açken tok yatan bizden değildir sözüne o kadar takmışlarki adamlar bu söze muhtab olmamak için hep zengin mühitlere akın ediyorlar.iş bununla çözülse tamam ama kardeşleri aç ve açıkta iken fakr u zaruret içinde yaşarken nereye kaçacaklar bu abdestli gapitalistler kardeş komşudan yakındır nerde olursa olsun ve bütün müslümanlar kardeştir ve şöyledirde ister müslüman isterse gayrı müslim olsun bu durmde olan insanlık bizim derdimiz olmalıdır.seninleyim hocam sen ve senin gibilerle ne derlerse desinler kınayıcıların kınaması bizi bağlamaz.

  15. Ufuk
    4 Kasım 2010 at 18:38

    Eliaçık hoca ile Karaman hoca arasındaki tartışma, tam zamanında bu yazıya ilginç bir örneklik teşkil etti. Yazıda vurgulandığı gibi;ilk önce meslekten birileri karşı çıkar, o hesap…

  16. Selâmi Hakarar
    4 Kasım 2010 at 23:02

    Yorum yazarken, konu bağlamında söylenmeyeni bulup yazma ve okur katkısı odaklı eleştiriler yapma ilkesi gözetilmelidir,diye dşünüyorum. Bunun için de yazılar gerektiğinde birkaç kez okunmalı. Bugün büyük gazeteler olarak adlandırılan bazı gazetelere baktım; HAS PARTİ’nin kurucuları arasında sosyalist profesörlerin bulunması kelli felli yazarları şaşırtmış. Aynı durum AKPARTİ’de de var, Özal’ın partisinde de vardı. İlerleyen süreçlerde daha büyük buluşmalar olabilir. Herkesin refah ve mutluluğu için bunun gerekli olduğu belli değil mi?

  17. Salih
    6 Kasım 2010 at 23:29

    İnsanlık tarihindeki Efendi-Köle ilşkisine baktığımızda her şey daha açık görülüyor. Kabil , Habil’i öldürüp efendiliğini diğerlerine dayatınca, bu düzen bir süre Onun istediği gibi gitti. Daha sonra köleler, “biz de isteriz” deyince efendiler endişelendiler ve müthiş bir çare buldular. Köleleri sakinleştirip uyutacak bir sınıf daha ihdas ettiler; ruhban sınıfı. Bu sınıfın vazifesi; kölelerin efendilere zarar vermesini önlemekti. Kölelere, öldükten sonraya tehir edilen mutlu bir hayat vaad ettiler. Böyle yapmakla bütün peygamberlerin mücadelelerini boşa çıkardılar. Köleler sayı olarak çoklar, ama haklarının bilincinde değiller, onun için hakalarını arayamıyorlardı. Yüz seneden fazla bir zamandır “kutsal görev” adı ile öğretmenler de ruhban sınıfa dahil edildiler. İşte böyle gidiyor. Ama gitmesin; bütün dünyadaki ruhbanlar(din adamları), kapitalist efendilerin isteklerine değil, adlarını ağızlarından hiç düşürmedikleri peygamberlerin sünnetine(hepsinin sünneti aynıydı)uysunlar. Aslında ruhbanlar da yoksulların safına geçse(1905 Güney Amerika Kilise Çığlığı) dünya kapitalizmi kesinlikle çöker. Hayali bile güzel; bütün ruhbanlar ve onların zincirledikleri insanlar bir olmuşlar ve meydanlara çıkıp “gasp ettiğiniz cennetimizi istiyoruz” diye yürüyüşler yapıyorlar. Bir defaya mahsus dünyadaki bütün Hıristiyan, Budist ve diğer Dinlerin ayinleri ile Müslümanların Cuma toplantıları, Pazartesi günü yapılıyor… Hayalimizi büyütelim; ondan sonra da kimse işe gitmiyor ve “zaten bizim işlediğimiz bahçelerimizi bize verin, yoksa bundan sonra çalışmayacağız” diye pankartlar açıyorlar. Olur, olur… Olur deyip karınca misali düşünsel suyumuzu taşımaya devam edelim. Neler olur, bu gün bir generali mayın döşeyip askerlerin ölümüne sebep oldun diye hapse atmışlar, biz Simeranya’dan konuşuyoruz, ama söz konusu olay Türkiye’de meydana gelmiş.

  18. azınlık
    7 Kasım 2010 at 05:35

    bir gün yeşil solun/ılımlı islamın/solcu dincilerin gelip komünist/sosyalist/ateistleri “bunlar dinsizdir, vurun” diye bağırıp taşlamalarından da korkmuyor değilim. din kimin elindeyse ona göre ifade bulur muş ya, yeşil solcuların elinde nasıl ifade bulacak, geleceğe dair teoriler ve uygulanması düşünülen pratikler nelerdir? bu durumda anadolu topraklarında her daim azınlıkta olan ateistlerin hali nicedir?olası bir sosyalist iktidarda ateist/sosyalist/komünist düşünceye gösterilecek demokrat tutum ne derece ilerici olacaktır? ateistlerin hayatta kalabilmesi için ulusalcı türkcülerin mi iktidarı daha iyidir, yeşil solcularınmı, kürtçülerin mi yoksa her daim koalisyon mu iyidir. yada bir gün ateistlerin hüküm sürdüğü bir sistem olursa, hani ümidim yok ama, o durumda ulusalcıların, dincilerin hatta kürtlerin de tavrı belli aşağı yukarı ama acaba yeşil solcuların tavrı ne olacaktır. Bu gün sosyalistlerle birlik içerisinde olunmasına inanan sosyalist islamcılar “iktidar zındıkların elindedir, bu düzen değişmeli” deyip bu kez birlikte hareket ettikleri sosyalist/komünist/ateistlere karşı mı muhalefet olacaklar. kim kime destek vermeli, sonra kim kmin elinde can vermeli. kerbelaların bittiğine dair bir vahiy indi mi? İnmediyse kim engelleyecek olası kıyımları?

  19. Ufuk
    7 Kasım 2010 at 14:01

    Azınlık kardeş,
    “Yeşil sol”,”Sol yeşil” “Gri sol” vs. bunlar çoğaltılaabilir. Ama böyle tanımlar ve adlandırmaların hiç birisi tam olarak Müslümanları anlatmaz. Bu zamana kadar hem Müslümanım diyenler, hem onları Müslüman görenler, Müslümanları camilerde ibadet eden, ölülerle, mezarlarla, cinlerle, perilerle uğraşan insanlar olarak biliyorlardı. Ama asırlardan sonra Müslümanlar bireysel ve toplumsal hayatın her alanı ile ilgili uygulamalar bakımından doğru şeyler ortaya koymaya başlayınca, eskiden bu alanları kendi aralarında parselleyenler kendi bildikleri tanımları Müslümanlara da uydurmaya çalışıyorlar. Böyle bir şey olamaz. Müslüman’ın tanımlarından birisi şudur:kendisinden her konuda emin olunan kişi… Ateistin ve diğer bütün inanç sahiplerinin en güvenli ve huzurlu yaşayabileceği ortam Müslümanların yanıdır. Sitede şu anda yayında ” Hz. Muhammed üç dinin lideriydi” başlıklı yabancı bir yazarın kitabıyla ilgili yazısı var.Esas olan “Medine vesikası” denen belge ve o belge ışığında sürdürlen bireysel ve toplumsal yaşamdır. İnsanlık tarihinde kendi site devletinde bütün farklı inançlı insanların kısa süre de olsa en özgür yaşayabildikleri bir bir dönem olarak anılır.
    Ayrıca Müslüman algısında azınlık diye bir şey yoktur. Her bir birey, tüm toplum değerindedir. Hiç bir Müslüman, hiç bir insan için, “Boşver, O zaten şuydu, buydu, oydu, vs.” diyemez…
    “Değişim rüzgârları esmeye başlayınca kimi duvar örer, kimi de yeldeğirmeni kurar…”(Kore atasözü)

Yorumunuzu bırakın


ZAMAN AKIŞI

Şub 7 22:20
Arkasayfa

Cehalet Kavramı ve İncelenmesi

Şub 7 15:30
Sağlık

Diyabetik ayak yaraları hakkında bilinmesi gerekenler ve korunma stratejileri

Şub 6 15:45
Gündem

Markov Zinciri İle Geleceği Bugünden Nasıl Hesaplarız?

Şub 6 15:13
Kültür & Sanat

Safran kırmızı çizgimiz!

Şub 6 15:04
Arkasayfa

Atatürk’ün Cumhuriyeti

Şub 6 12:39
Ekonomi

BDDK borç yapılandırma şartlarını açıkladı: O tarihe kadar bankaya gitmeyen hakkını kaybedecek!

Şub 6 12:17
Gündem

6 Şubat’ta enkazda kızının elini bırakmayan baba konuştu: Tarif edilecek gibi değil, bu acı hiç dinmiyor

Şub 6 11:59
Gündem

İstanbul Depremi Kapıdayken Dayanışma Arama Kurtarma ve Toplumsal Örgütlenme Çağrısı

Şub 6 11:06
Gündem

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Adıyaman’da yapılan eyleme katıldı

Şub 6 11:04
Ekonomi

Türkiye’de fiyatlar rekor kırıyor: Yıllık gıda enflasyonu Avrupa’nın 11,7 katına çıktı

Şub 5 12:57
Sağlık

Kemik iliği nakli artık kardeş vericilerle sınırlı değil

Şub 5 12:31
Sağlık

Tavuk yerken dikkat edin! İşte bozuk olduğunun 4 belirtisi

Şub 5 12:30
Ekonomi

Bu Daha Başlangıç! Selçuk Geçer Uyardı: Enflasyon ve Maaş Oyunu, Altında 10.000 Dolar Senaryosu

Şub 5 12:25
Sağlık

Kapalı alanda sigaraya yeni düzenleme yolda

Şub 5 12:18
Arkasayfa

Deprem bölgelerinde MESEM sayısı iki kat arttı

Şub 5 12:13
Gündem

Jeffrey Epstein: İstismar, imparatorluk ve kapitalizm

Şub 5 12:01
Arkasayfa

Epstein Vakası ve Sınıfsal Cezasızlık

Şub 5 11:39
Gündem

Epstein’in kapitalizmi; kapitalizmin Epsteinleri!

Şub 5 11:34
Arkasayfa

Beton var, yaşam yok

Şub 4 14:10
Sağlık

Zihinsel yorgunluk ve bedensel sinyaller: Düşünceler neden durmaz?

Şub 4 14:08
Sağlık

Mide kanseri tedavisinde hayat kurtaran 5 temel basamak

Şub 4 14:06
Sağlık

Diyabetik ayak yaraları hakkında bilinmesi gerekenler ve korunma stratejileri

Şub 4 13:56
Sağlık

Çocuklukta görülen şiddetin beyin üzerindeki etkileri ve davranış değişiklikleri

Şub 4 13:49
Arkasayfa

CHP çok iyi bir şey yaptı

Şub 4 13:16
Arkasayfa

Geleceğin yokluğu

Şub 4 12:47
Arkasayfa

Tunç Soyer neden hapiste?

Şub 4 11:57
Arkasayfa

Emekliler yıllardır sürdürdükleri siyasi tercihleriyle yüzleşiyor!

Şub 3 13:34
Ekonomi

Şubat ayı kira artış oranı netleşti

Şub 3 12:20
Gündem

Dünya çapında cezasızlık: Epstein dosyaları

Şub 3 12:05
Gündem

Halkın gündemi Saray’ı panikletti