• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Aralık 12, 2025
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      DEM Parti, Ankara'ya yürüyüş başlattı: 'Ekonomide adaleti sağlamayan toplumsal barıştan bahsetmesin'

      DEM Parti, Ankara'ya yürüyüş başlattı: 'Ekonomide adaleti sağlamayan toplumsal barıştan bahsetmesin'

      SAMER'den Kürt seçmen anketi: CHP'ye İmralı tepkisi

      SAMER'den Kürt seçmen anketi: CHP'ye İmralı tepkisi

      'Turpun büyüğü' davası | İmamoğlu: Hakikati söyleme cesaretini yargılıyorsunuz

      'Turpun büyüğü' davası | İmamoğlu: Hakikati söyleme cesaretini yargılıyorsunuz

      Müslümanlığı canlı kalkan yapmak

      Müslümanlığı canlı kalkan yapmak

    • Yaşam
      SAMER'den Kürt seçmen anketi: CHP'ye İmralı tepkisi

      SAMER'den Kürt seçmen anketi: CHP'ye İmralı tepkisi

      'Turpun büyüğü' davası | İmamoğlu: Hakikati söyleme cesaretini yargılıyorsunuz

      'Turpun büyüğü' davası | İmamoğlu: Hakikati söyleme cesaretini yargılıyorsunuz

      Maraş Katliamının 47. yıldönümü arifesinde / Acı bir hatırlatma: Adalet ve hafıza

      Maraş Katliamının 47. yıldönümü arifesinde / Acı bir hatırlatma: Adalet ve hafıza

      Terk edilen bir ideal, insan hakları...

      Terk edilen bir ideal, insan hakları...

    • Türkiye
      'Turpun büyüğü' davası | İmamoğlu: Hakikati söyleme cesaretini yargılıyorsunuz

      'Turpun büyüğü' davası | İmamoğlu: Hakikati söyleme cesaretini yargılıyorsunuz

      FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nden Ezgi Koman: ‘Türkiye'de çocuk koruma sistemi çalışmıyor’

      FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nden Ezgi Koman: ‘Türkiye'de çocuk koruma sistemi çalışmıyor’

      İki haber, demokrasi ve işçi sınıfı

      İki haber, demokrasi ve işçi sınıfı

      Müslümanlığı canlı kalkan yapmak

      Müslümanlığı canlı kalkan yapmak

    • Dünya
      Almanya’daki seçim sonuçları dokuz ay sonra halen tartışmalı

      Almanya’daki seçim sonuçları dokuz ay sonra halen tartışmalı

      Trump, Barrack ve Suriye…

      Trump, Barrack ve Suriye…

      Stratejik illüzyon!

      Stratejik illüzyon!

      DİTİB’in yeni başkanı tartışılıyor

      DİTİB’in yeni başkanı tartışılıyor

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      İki haber, demokrasi ve işçi sınıfı

      İki haber, demokrasi ve işçi sınıfı

      Müslümanlığı canlı kalkan yapmak

      Müslümanlığı canlı kalkan yapmak

      Almanya’daki seçim sonuçları dokuz ay sonra halen tartışmalı

      Almanya’daki seçim sonuçları dokuz ay sonra halen tartışmalı

      Heykeller şehri Paris, sessiz kentlerimiz

      Heykeller şehri Paris, sessiz kentlerimiz

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

Ve Atlet, ve Mızıka, ve Yaygara, ve Canavar…

Ve Atlet, ve Mızıka, ve Yaygara, ve Canavar…

Kasım 19, 2025 Fikir & Yazı, Türkiye 0 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Göksel Aymaz

Gündem ağır, gündem bunaltıcı.

Hep karanlık.

Ama hep karanlık. Yaz saati uygulamasından vazgeçmemiş kış sabahı gibiyiz.

Başımıza ne geldiğini, neyle, nasıl bir şeyle muhatap olduğumuzu anlamaya çalışıyoruz. Başımızda bir AKP iktidarı var, o kadarını biliyoruz, anlamak için hareket edeceğimiz nokta da burası. İşin uzmanı politika analistleri “AKP iktidarını anlamak onu hazırlayan koşulları anlamaktır” diyerek ta 12 Eylül 1980’e gidiyor ve o günden bugüne Türkiye sağının ve devletin sınıfsal analizine ihtiyaç duyuyorlar. Olgusal olan ile tarihsel olan arasındaki ayrımla ilgili bir durumdur bu. Eric Hobsbawm, bu ayrımın farkında bir tarihçi olarak, yirminci yüzyılı Birinci Dünya Savaşı ile, yani 1914’te başlatır, 1900’de değil; ve Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle 1991’de bitirir, 1999’da değil. Çünkü 1914 öncesi İmparatorluklar Çağı’na aittir ve 1991 sonrası da artık Neoliberalizm Çağı’dır; yirminci yüzyılı diğer yüzyıllardan ayıran, ona kendi özgünlüğü veren deneyimler bu zaman aralığında yaşanmıştır. Tanzimat Dönemi de mesela yine aynı bakış açısıyla II. Mahmut ile başlatılır, Ferman kendi saltanatının başlangıcında ilan edilen Abdülmecit ile değil. Veya Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunun 1923 değil 1908 Devrimi ile geldiği de söylenir. Aynı şekilde, AKP iktidarı da olgusal olarak 3 Kasım 2002’den itibaren başlamış gibi görünse de tarihsel olarak 12 Eylül 1980 ile başlar. Darbe hakkında 2020’de hazırladığı kitaba Tanıl Bora o yüzden 40 Yıl 12 Eylül adını vermişti, 12 Eylül’ün kırkıncı yılı değil. 40 yıldır süren bir şeydi çünkü. Artık 45 oldu, 50’ye doğru da gidiyor. Yani halen 12 Eylül atmosferinde yaşıyoruz.

 

Fotoğraf: Atilla Birkiye

 

Atilla Birkiye’nin son romanı Körfezde Sıkıyönetim’i okurken bir kez daha emin oldum buna. Birkiye’nin romanı 45 yıl öncesine, 12 Eylül 1980’e götürüyor bizi; 12 Eylül askeri darbesinin ilk günlerinde, kökleri iki kız kardeşe dayanan iki ailenin, damatlar ve gelinlerle beraber hısım akraba elli üç kişinin, bir de bekçiyle elli dört kişinin yaşadığı yazlık bir sitede geçiyor roman.

Birkiye, 12 Eylül ve sıkıyönetim dönemini daha önce başka romanlarında da işlemişti. Yazarın ilk romanı olma özelliği taşıyan 1992 tarihli Son Yemek, darbe dönemini endişe içindeki genç bir yazar üzerinden anlatıyordu. 1995 tarihli Soldan Sağa, darbenin toplumsal, siyasi ve ahlâkî sonuçlarıyla ilgileniyordu. 2010 tarihli İstanbul’da Aşktan İkmale Kalanlar romanında da yazar rolüyle başkarakter olarak yer alan Birkiye, aşkta başarısız olmuş talebelerine ödev olarak kendi romanlarını okutuyor, dolayısıyla darbe atmosferindeki yaşamı “aşk” ile anlatıyordu. Körfezde Sıkıyönetim ile 15 yıl aradan sonra 12 Eylül 1980’e bir kez daha dönüyor Birkiye. (2020 tarihli Sevgi Soysal’la Son Röportaj romanında da 12 Eylül vardır ama orada darbe dönemi hikâyenin zamansal bir uğrağıdır, romanın bütün bir atmosferi değil.)

Körfezde Sıkıyönetim, 12 Eylül’ün “geçivermemiş geçmiş” olması nedeniyle, aslında bir dönem romanı olarak değil de bugünün bir analojisi olarak yorumlanabilir, hatta öyle yorumlamak daha doğru olacaktır.

Romanın başında siteye gelen askerler ordunun yönetime el koyduğunu, sıkıyönetim ilan edildiğini bildirip, siteden dışarı çıkılamayacağını, site sakinlerinin hiçbir yere gidemeyeceğini söyler. Bu andan sonra roman site sakinlerini oluşturan bireylerin, hayatın olağan akışında, yani sitenin sıkıyönetim koşullarındaki gündelik rutini içinde kendini ele veren kişilik özellikleri ve birbirleriyle ilişkileri üzerinden, geçmişten o güne uzanan hikâyelerini anlatır. Bunu yaparken de ortaya neredeyse bir cumhuriyet tarihi çıkartır. Dolayısıyla Körfezde Sıkıyönetim, sadece bir darbe dönemi anlatısı değil, neredeyse bir modernleşen Türkiye tarihidir. Birkiye, bu romanıyla, modernleşen Türkiye’nin tarihini Bir Yıldız Kaydı’da bıraktığı yerden, cumhuriyetin kuruluşundan alıyor. Bir Yıldız Kaydı ile organik bir bağı yok Körfezde Sıkıyönetim’in, karakterler başka, hikaye bambaşka. Bir Yıldız Kaydı romanında Birkiye, Türkiye’nin yakın tarihinde yer etmiş bir ailenin öyküsünü, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışından, Kurtuluş Savaşı’nın başlaması ve Cumhuriyet’in kuruluşuna varan bir zaman diliminde anlatıyordu. Körfezde Sıkıyönetim’de kaldığı yerden devam ediyor. Roman, iki ailenin hikaâyesi üzerinden cumhuriyetin ilk yılları ile başlayıp 12 Eylül 1980 darbesine kadar gelen süreci kapsıyor.

Site sakinlerini oluşturan iki ailenin kökleri, Kadim Liman’daki yetimhanede büyümüş, “Büyük olasılıkla bir soykırım sonrasının ortada kalan çocuklarından” olan iki kız kardeşe, Vesvese ve Kocaana’ya dayanır. Bu iki kız kardeş “biraz serpilip gelişince” iki yakın arkadaşla, Kadırga ve Tüccar’la evlendirilmiştir. Yıllar içinde araya “tuhaf bir soğukluk”, “iki kız kardeş arasında dile gelmeyen” bir soğukluk girmiştir. Bilhassa Vesvese tarafından sorun edilen ve çocuklardan torunlara sirayet eden bu soğukluğun nedeni, Kadim Liman’ın ileri gelenlerinden olan ve babadan kalma yelkenlisiyle çevre limanlara mal götürüp getiren Kadırga’nın, Büyük Şehir’e yerleşmeye giderken Tüccar’a verdiği yüklüce bir paranın geri ödenmemiş olmasıdır. Çünkü Tüccar, Büyük Şehir’de “Eşi benzeri görülmemiş bir şirket” kurarak zengin olmuş, “o zenginlik çocuklara hatta torunlara kadar” akmıştı. Bu Eşi benzeri görülmemiş” şirketin adı, tıpkı “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” gibi, modernleşme tarzımızı hicveden, ironik ve sarkastik bir isimdi, “Köy ve Kırsal Alanlarda Yaşayanlara Yeni Davranışları Öğretme” idi. “Yeni bir ülke kuruluyordu”, “ülkeyi yönetenler bir an önce yenileşmek istiyordu”. İstiyordu ama yeniye geçmek öyle kolay değildi. Bilhassa köyler çok perişan durumdaydı. Tanıdık büyüklerden biri Tüccar’a akıl vermiş, devlet bankasından da “yüklüce, hemen hemen karşılıksız” kredi sağlanmış ve bu şirket kurulmuştu. Şirket, köylere ekipler göndererek köyde nasıl yürümek gerekir, çeşme başında su kuyruğunda nasıl durulur, güne başlarken köylüler birbirini gördüğünde ne demelidir, köy odasında ve köy kahvesinde nasıl oturmalı ve nasıl konuşulmalıdır, dini ve resmi bayramlarda neler yapılmalıdır gibi gündelik yaşam alışkanlıkları ve görgü kuralları hakkında eğitici, öğretici faaliyetler yapmıştı. Şirket faaliyeti, köy gerçekliğiyle çatıştığı yerlerde trajikomik olaylara sebep olmuş, örneğin şirket çalışanları tarafından ciklet, çekirdek, kola, bisküvi, gofret ve benzerinin nasıl yenilip içileceği de öğretilmiş olsa da, köylülerin bunları alacak paraları olmadığından, çocuklar istedikçe ana babaların tokadı basması gibi. Birkiye’nin muzip muhayyilesi, roman boyunca, bu tip şeyleri de es geçmiyor.

Roman, kurulan “yeni ülke” ile buradan ilişkiye geçip o ülkenin darbe dönemine kadar gelen serüvenini site sakinlerinin hikâyeleri aracılığıyla konu ediniyor. Dolayısıyla, site sakinlerinin kişilik özellikleri ve birbirleriyle ilişkileri üzerinden ilerleyen, olaydan ziyade karakter odaklı bir romanla karşı karşıyayız. Toplumcu gerçekçidir Birkiye; gerçek hayattan bahsetmeyi romanın “ilk ödevi” addeder. Demek ki Körfezde Sıkıyönetim’in karakterlerini bu dünyayla ilgisiz, boşlukta gezinen insanlar olarak düşünemeyiz. Bireyler, Birkiye’nin tüm romanları içinde toplumsal gerçekliğin temsilcisi olarak gezinirler. Bunda da öyle. İsimler mesela Atlet, Mızıka, Yaygara, Canavar, Şef, İktidar, Pipo, Asistan, Mutfak, Güzel, Sinameki gibi hep takmadır ve karakterler bu özellikleriyle somutlaşırlar. Damat olmasına rağmen sitenin tüm yönetim işlerini ele almış olan Reis gibi… Ya da özgür yaradılışlı ve genç kızlığında şapka takan sayılı kadınlardan olan, bu bakımdan da modernleşen Türkiye’de yeni bir anlayışı simgeleyen Şapka gibi! Yine benzer şekilde, darbenin bahanesi 12 Eylül’de Solcular ile Sağcılar’dı, romanda İsyancılar ve Yağmacılar. İsyancılar’la ilişkisini kesmesi karşılığında evladına vaatlerde bulunan annenin adı Düzen, söz geçiremediği oğlunun adı da Öfke’dir.  Görüldüğü üzere, bu insanların karakter özellikleri ile karakterleri meydana getiren toplumsal dünya organik birlik içindedir. Bu yurt, bu toprak onlarla doludur. İşte bir Reis! İşte bir Düzen! Ve işte bir Atlet, ve Mızıka, ve Yaygara, ve Canavar…

Şüphesiz ki bu roman da her roman gibi, Kızıl ve Kara gibi, Madam Bovary gibi bir hayal ürünüdür, düştür. Ama Nabokov’un dediği gibi, bu düşler olmadan dünya gerçek olmazdı. Körfezde Sıkıyönetim’in hayali karakterleri de ülkenin kuruluştan darbeye uzanan öyküsünü gerçek olarak hissetmemize hizmet ediyorlar. Sitenin her bir sakini, toplumsal iklimin bireysel yaşamın en mahrem alanlarına nüfuz edişinin incelenmesinde ihmal edilemez birer kaynak olup çıkıyor, varlıklarıyla gerçek dünyanın betimlemesine hizmet ediyorlar, bu özellikleriyle de cumhuriyetin sıkıyönetim iklimine eren sosyolojik içerimlerinin anlaşılmasına yardımcı oluyorlar.

Yazarlık, entelektüel davranışın örnek modelini temsil eder -ne de olsa entelektüel mesleklerin en eskilerindendir yazarlık-. İyi yazar kendiliğinden entelektüeldir ve yaratıcı yazar için toplumsal gerçeklik, hizmete amade zengin bir referans deposudur. Birkiye, o depoya imgenin bilme değerini, edebiyatın bilme değerini indirgemeden el atıyor. Dolayısıyla, edebi hazzı da ikinci plana atmamış oluyor. Ama şurası da bir gerçek ki, Birkiye, edebiyatla rabıtalı okura seslenir; eserleri okurda belli bir düzeyi talep eder. Uzun ve iç içe geçmiş cümlelerin arasında kaybolmaya meyilli söz lezzetini mesela, ancak dikkatli okurlar tadabilir.

Körfezde Sıkıyönetim’de Birkiye bize, gerçekliği ihlal etmeyen hayal gücüyle, “İşte insan! İşte toplum!” diyor. Yürürlükteki “kötü dünya” ile baş etmenin başka yolu da yok. Zaten bu nedenle de, her şeye rağmen, bir “ütopik fazla” ile bitiriyor romanı -ne de olsa Marksist işte, yapmadan duramıyor bunu-. Sıkıyönetimin alacakaranlığında umut, toplumsal sorunlara bireysel çözümlerle karşılık vermenin alışkanlık haline geldiği günümüz dünyasının gerçekliğine sadık biçimde, müesses nizama yönelik görkemli bir Prometusçu kalkışma değil de, “işini bilen” küçük insanın can sıkan emir ve talimatlara yönelik küçük sabotajlarıyla, yasak olmasına rağmen mehtaplı gecenin şerefine kumsalda yakılan dev ateş ile ışıyor. Hakkı verilen, heder edilmeyen o mehtaplı gecenin o dev ateşi, sıkıyönetim dönemi kadar bugünden çıkışı da imliyor. Bir sanat yapıtı bundan fazlasını da yapamazdı. Nihayet, soyut bir imge içinde değil, ancak ve sadece somut dünya içinde değiştirilebilecek bir gerçekliktir söz konusu olan.

  • Kaynak Evrensel

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

'Turpun büyüğü' davası | İmamoğlu: Hakikati söyleme cesaretini yargılıyorsunuz Politika
Aralık 12, 2025

'Turpun büyüğü' davası | İmamoğlu: Hakikati söyleme cesaretini yargılıyorsunuz

FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nden Ezgi Koman: ‘Türkiye'de çocuk koruma sistemi çalışmıyor’ Türkiye
Aralık 12, 2025

FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nden Ezgi Koman: ‘Türkiye'de çocuk koruma sistemi çalışmıyor’

İki haber, demokrasi ve işçi sınıfı Fikir & Yazı
Aralık 12, 2025

İki haber, demokrasi ve işçi sınıfı

ZAMAN AKIŞI

Ara 12 13:33
Gündem

DEM Parti, Ankara’ya yürüyüş başlattı: ‘Ekonomide adaleti sağlamayan toplumsal barıştan bahsetmesin’

Ara 12 12:05
Gündem

SAMER’den Kürt seçmen anketi: CHP’ye İmralı tepkisi

Ara 12 11:08
Gündem

‘Turpun büyüğü’ davası | İmamoğlu: Hakikati söyleme cesaretini yargılıyorsunuz

Ara 12 11:06
Ekonomi

Asgari Ücret Tespit Komisyonu bugün toplanacak: İlk görüşme öncesi kim, ne dedi?

Ara 12 11:02
Gündem

FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nden Ezgi Koman: ‘Türkiye’de çocuk koruma sistemi çalışmıyor’

Ara 12 10:58
Arkasayfa

İki haber, demokrasi ve işçi sınıfı

Ara 11 12:40
Arkasayfa

Müslümanlığı canlı kalkan yapmak

Ara 11 12:35
Gündem

Maraş Katliamının 47. yıldönümü arifesinde / Acı bir hatırlatma: Adalet ve hafıza

Ara 11 12:07
Gündem

Almanya’daki seçim sonuçları dokuz ay sonra halen tartışmalı

Ara 11 12:04
Arkasayfa

Heykeller şehri Paris, sessiz kentlerimiz

Ara 11 11:24
Arkasayfa

Fabrikada-tarlada: Sovyet kütüphane kültürü

Ara 11 10:10
Arkasayfa

Terk edilen bir ideal, insan hakları…

Ara 11 09:16
Arkasayfa

Dikkat! Akbabalar havada daireler çiziyor

Ara 10 20:52
Arkasayfa

Şehirde Günlük Yaşamla İlgili Meseleler ve İslam Şehirciliğinin Bu Meselelere Bakışı

Ara 10 18:29
Arkasayfa

Ateistlerin Sorduğu Sorular ve Cevapları

Ara 10 10:12
Arkasayfa

Barbarlar

Ara 10 10:05
Ekonomi

TÜİK enflasyonda sepet ağırlıklarını değiştiriyor

Ara 10 10:02
Ekonomi

2026’da kiranın ağırlığı düşecek, enflasyon da daha düşük görünecek

Ara 10 09:59
Eğitim

İl milli eğitim müdüründen ‘Müslümanlık’ çıkışı

Ara 10 09:54
Gündem

Trump, Barrack ve Suriye…

Ara 10 09:50
Arkasayfa

Öcalan’ın mesajı: ‘Sosyalizmden kaçış’

Ara 10 09:45
Bilim & Teknoloji

Yapay zekâda trilyon dolarlık bahis

Ara 10 09:39
Arkasayfa

Bir müstesna hafıza: İnsan Hakları Derneği

Ara 10 09:32
Ekonomi

Ücret zammında ‘blok gasp’ planı

Ara 9 13:08
Arkasayfa

Şu “baklayı” çıkarın artık

Ara 9 12:48
Emek

Yeni iş yerindeki fesih işsizlik ödeneğine engel mi?

Ara 9 12:14
Yazılar

Öcalan’a Mektubu Sunuş

Ara 9 11:44
Arkasayfa

Pratiğimiz nasıl konuşsun?

Ara 9 11:36
Arkasayfa

Daltonlar’da yeni bölüm: Para mı kurşun mu?

Ara 8 15:33
Arkasayfa

Stockholm Sendromu mu?