Kavel Alpaslan
Tarih 1917’de eşsiz bir fırtına ile karşılaştığında Ekim Devrimi’nin getirdiği yenilikler ‘ajit-prop’ (ajitasyon-propaganda) trenleri ile ülkenin en uç noktalarına kadar duyurulur. Vagonlarında seyyar sinema salonlarından kütüphanelere, sağlık ocaklarından tarım eğitimlerinin verildiği sınıflara… Bu trenler, Ekim Devrimi lokomotifinin getirdiği yeniliklerin vagonlara sığmış halidir adeta.2
Ajit-trenler, Bolşeviklerin karşı devrimci güçlerle karşı karşıya geldiği iç savaş döneminde başlayan bir uygulamadır. Fakat ‘tek’ uygulama değildir. Devrimci süreç inşaya evrilirken “Neden bu trenlerin uçan halini yapmıyoruz?” diyen tasarımcılar 1930’lara gelindiğinde bir ajit-uçak üretir.
Karşınızda döneminin en büyük uçağı Tupolev ANT-20 ya da ‘Maksim Gorki’…

Fikir, Devrimci Yazar Maksim Gorki’nin edebiyattaki 40. yılı dolayısıyla ortaya çıkar. Ekim 1932’de bir grup gazeteci, yazara ithaf edilerek bir ‘ajit-uçak’ fikrini önerir.
Peki neden ‘uçak’?
O günlerde ‘uçak’, tüm dünyada modernitenin ve gelişimin en güçlü sembollerindendir. Bu sembol dünyanın geri kalanına oranla çok daha yenilikçi bir fikri hayata geçirmekte olan Sovyetler Birliği içinse çok daha özel bir anlam taşır. Hem sınıfsız bir toplumun inşasından daha fazla ‘eskiye’ kılıç çeken başka ne olabilir? Bu yüzden nice Sovyet tasarımcı, bilim insanı ya da sanatçı yüzünü radyo, sinema ve uçak gibi ‘Geleceğe doğru gelişimin’ sembollerine döner. Örneğin Vladimir Mayakovski’nin uçaklardan, göklerden söz ettiği dizeleri de Mühendis Vladimir Şukhov’un tasarladığı radyo kulesi de heyecanın ürünüdür.
Maksim Gorki uçağı fikri onaylandıktan kısa bir süre sonra Andrey Tupolev’in yönetiminde tasarım süreci başlar. Hem yolcu taşıyacak hem de çeşitli propaganda işlevlerini yerine getirecek uçan bir istasyon olarak ‘Tupolev ANT-20’ inşa edilir. Tamı tamına 63 metre kanat uzunluğu ile bu dev, döneminin en büyük uçağıdır. Kanatlardaki üçer motora ek olarak gövdenin üzerine yerleştirilen iki ek motor, uçağa iyice fütüristik bir hava katar. Ne de olsa sekiz motorlu bir uçak ne o dönem ne de bugün pek sık rastlanılan bir durum değil.
Sekiz personel ve 72 yolcu taşıma kapasiteli uçak, 1934 yılında ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirir.
Ajit-uçağa dışarıdan bakarsak eğer, fütürist hislerin sadece son model bir hava taşıtı ile sınırlı kaldığını düşünebiliriz. Oysa dönemin devrimci ruhunu yansıtan tüm ‘yeniliğin’ nasıl bir uçakta yoğunlaştığını anlamak için içerisine göz gezdirmek gerekiyor.

Her şeyden önce Maksim Gorki uçan bir radyo istasyonudur. Güçlü bir radyo vericisi ile havadayken aşağıya Göklerin Sesi kanalından canlı radyo yayını yapar. Müzik, ses kayıtları veya da fabrikalardan gelen raporlar bu radyo aracılığıyla yayımlanır. Hem sadece radyo dalgası olarak değil, bizzat ses de! Maksim Gorki aynı zamanda sesini yeryüzüne kadar ulaştırabilecek kocaman bir hoparlöre sahiptir.3
Maksim Gorki’nin ‘radyo’ özelliği o günlerin şartlarında önemli bir teknolojik yeniliktir. Ancak uçağın kanatlarının içine kadar yayılan diğer bölümleri de bir o kadar çarpıcıdır: Saatte 12 bin sayfa baskı yapabilen matbaa, tam teşekküllü sinema salonu, kütüphane, yatakhaneler, yolcu kabinleri, mutfak, hava basınçlı tüp mesaj sistemi…
Hatta uçağa eklemlenecek bir projeksiyon sistemiyle kısa mesajların ve resimlerin bulutlara yansıtılması bile düşünülür.
Böylece Maksim Gorki, Sovyet semalarında seyrine başlar. Üzerinden geçtiği yerlere, iniş yaptığı ücra yerleşimlere devrimin sesini taşır. Fotomontajın öncü isimlerinden Fütürist Sanatçı Gustav Klutsis, tasarladığı bir posterde Maksim Gorki uçağının ‘ilk örnek’ olduğunu ve gelecekte başka ajit-uçakların da havalanacağını coşkuyla ilan eder.

Fakat işler beklendiği gibi gitmez. Maksim Gorki’nin sonu trajiktir.
Moskova üzerinde farklı tip uçaklarla birlikte yaptığı uçuş sırasında talihsiz bir kaza yaşanır. Maksim Gorki’nin çok yakınında akrobatik hareketler yapan küçük bir çift kanatlı uçak (I-5) kontrolü kaybeder ve dev uçağın kanadına çarpar. Kazanın ardından Maksim Gorki, Moskova’nın çeperindeki yerleşim yerlerine düşer. Tüm mürettebatı, 33 yolcusu, I-5 pilotu ve aşağıdaki 9 sivil hayatını kaybeder. İlk uçuşundan tam bir yıl sonra yaşanan bu olayın ardından Maksim Gorki kazasında hayatını kaybedenler Novodeviçi Mezarlığında inşa edilen anıtın altına gömülürler.
**
Sovyetler Birliği’nin geçmişine baktığımızda bir sürü ‘mega projeye’ rastlıyoruz. Kimileri ajit-uçak gibi ‘dev’ tasarımlara ‘dünyanın en büyüğü’ olduğu için ilgi duyuyor. Teknik alandaki ‘en’lere odaklanırsak eğer Maksim Gorki’nin hikayesi, yaşadığı kaza ile sona erer. Fakat içindeki taşıdıkları ile birlikte bütüncül bir değerlendirme yaparsak, vereceğimiz önem de bir ‘kaza’ ile silinip gitmez.
Maksim Gorki’nin devrim coşkusunu seslendirdiği gökler bugün daha karanlık bir ufka sahip. Fakat değişmeyen çelişkiler sebebiyle ‘Göklerin Sesi’ radyosu hâlâ yankılanıyor. Çünkü taşıdığı mesaj ANT-20’nin radyosundan değil, Ekim Devrimi’nin çok daha güçlü ‘vericisinden’ geliyor.
3 Soviet Design, From Constructivism to Modernism 1920-1980, Scheidegger & Spiess




