Hakkâri’nin Şemdinli ilçesi Gediklitepe mevkinde bulunan askeri üsse yapılan saldırıda askerler gerillaları çoban ve köylü zannetti, 11 asker yaşamını yitirdi. Hatay’da ise askerler, kekik toplayan köylüleri PKK’lı zannederek ateş açtı, 4 köylüden 2’si yaşamını yitirdi: TSK miyop mu?
İLK DEĞİL, BU TÜR OLAYLAR SIKÇA YAŞANDI
Emekli askeri savcı Ümit Kardaş, bu tür olayların 30 yıllık süreç içerisinde sıkça yaşandığını, ama sorumluların yargılanmadığını ifade etti. Sosyal psikoloji açısından TSK’nın “sorunun çözümü için” bulunmasının yanlış olduğunu belirten Kardaş, Kürt sorunun çözülebilmesi açısından TSK’nın engelleyici bir rol oynadığının dile getirdi. Kardaş, şöyle konuştu:
“Asker, halk bizi düşman gibi algılıyor diye düşünüyor. Askeri mentalitesinde, asker dış bir tehdide karşı, düşmana karşı örgütlenmiş bir kurumdur. Siz onu alıp herhangi bir olay içinde kullandığınız zaman onun karşısında gördüğü sadece düşman ve düşman sadece PKK örgütüyle sınırlı bir şey değil. Bu vatandaş mı, örgüt üyesi mi diye ayırım yapmaz. Hatta örgütün destekçisi diye bakarlar. İşte örnek, taş atan çocukların hepsini cezaevine attılar.”
ORDUYA GÖRE HALK POTANSİYEL ‘TERÖRİST’
Orduda, Kürtlerin PKK’nin Kürt toplumu içerisinde çıkmış bir düşman olarak görüldüğünü, dolayısıyla Kürtlerinde potansiyel ‘suçlu’ olduğu algısının kuvvetli olduğunu belirten emekli askeri savcı, “PKK düşman. Ama bu düşman aynı zamanda bu toplum içinde taban buluyor ve yardım görüyor, destek de görüyor, müsamaha da görüyor veya görmezlikten geliniyor. O halde onlar da onlara yardım ve yataklık yapıyorlar. Bu askerin normal, genel bakışıdır” diye konuştu ve ekledi:
“Askerde böyle bir algı olduğu zaman, ordudaki asker silahını nasıl kullanır, bu pisikolojide? Yani böyle yanlışlıkla vurma, başka bir şey sanarak vurma durumları, böyle bir zihniyetten, algıdan kaynaklı Bir şey.”
‘ORDU YANLIŞTAN DÖNMELİ: GERİ ÇEKİLMELİ’
30 yıldır kullanılan askeri yöntemlerin sorunu çözmediğine dikkat çeken askeri savcı Ümit Kardaş, çatışmalar nedeniyle daha önce de insanların yanlışlıkla vurulduğunu hatırlattı, “Bu tip olaylar her zaman yaşandı. Adam tarlada gezerken vuruluyor, bunun hesabı sorulmuyor. Rutin bir şey bu. O kadar çok günahsız suçsuz insan öldü ki? Acaba bunu ordu görmüyor mu?”
Çatışmaların durması ve Kürt sorunun çözümü açısından TSK’nın geri çekilmesi gerektiğini belirten Kardaş, “Bu ordu bu yanlıştan dönmeli, derhal geri çekilidir” dedi. Kardaş, iç güvenlik kurumlarının devreye girmesi gerektiğini belirtti, İçişleri Bakanlığı ve siyasi muhataplar üzerinden Kürt sorunun çözülebileceğini ifade etti.
‘PARTİLER ÇATIŞMASIZLIK DÖNEMİDE YAN GELİP YATTI’
Ümit Kardaş, siyasi partileri de eleştirdi, “1999-2004 döneminde çatışmasızlık hali vardı. Bu dönemde devlet, siyasi partiler ne yaptı? Hiçbir şey. Yan gelip yattılar. Hiçbir çözüm üretmediler, Kürt sorunu konusunda. Orduda orada operasyonlara devam ediyordu, yansıtılmıyordu. Bize İHD’den gelen bilgiler vardı” dedi.
“Hem bir çözüm isteyeceksiniz hem de çözümsüzlüğü neden olan bir kurumu devre dışı etmeyeceksiniz. Ordu bunun üzerinden ne kazanıyor fiili vesayetini güçlendiriyor, iktidar kazanıyor, hiç kimse engellemiyor. Hatta bu konuda ağzını açmayacak, açtığı zaman emekli edeceksiniz” diyen askeri savcı, polis ve jandarmanın da militer bir kurum olmaktan çıkarılması gerektiğini söyledi.
SORUN TOPLUMLA BİRLİKTE ÇÖZÜLÜR
Sorunun siyasi bir alanda aynı zamanda toplumla birlikte çözülebileceğini dile getiren Ümit Kardaş, “Ordu orada kaldığı sürece bu sorun çözülmez” dedi. Kardaş, dünyanın neresinde olursa olsun toplumsal bir sorunun çözümü için askerin kullanılması durumunda, askerin halka bakış açısının ve uygulamalarında bu yönde olacağını kaydetti, “Bu zihniyet blokajıyla hiçbir sorun çözülemez” diye belirtti.
ZAROĞLU: BÖLGEYİ İNSANSIZLAŞTIRMAYA YÖNELİK
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Burhan Zaroğlu ise, “yanlışlıkla vuruldu”, “çoban yada köylü sandık” şeklindeki açıklamaların, bölgeyi insansızlaştırma çabasının bir ürünü olduğunu ifade etti. Zaroğlu, “Çünkü, sonuçta 20-30 çobanın bir arada olması mümkün değil. Olması için de on binlerce sürüsünün olması lazım. Çoban öylesi koşullarda da zaten rahatça dolaşamaz. Bence bu açıklamalar, yayla yasağının tekrar gündeme gelmesi, bölgeyi insansızlaştırmaya yönelik bir düşüncenin ürünüdür bu” dedi.



