• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Mart 9, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Abdullah Öcalan: Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır

      Abdullah Öcalan: Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır

      Laikliğe neden ihtiyacımız var?

      Laikliğe neden ihtiyacımız var?

      Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime!

      Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime!

      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

    • Yaşam
      "İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

      "İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

      ‘Kutsal kase’ çatladı!

      ‘Kutsal kase’ çatladı!

      Birlikte yalnızlık dönemi: Dijital platformlar bağları nasıl koparıyor?

      Birlikte yalnızlık dönemi: Dijital platformlar bağları nasıl koparıyor?

      Ateşi taşımak

      Ateşi taşımak

    • Türkiye
      Vebayla mücadele etmek

      Vebayla mücadele etmek

      "Hedef Türkiye değildi": İran'dan ateşlenen balistik mühimmat imha edildi

      "Hedef Türkiye değildi": İran'dan ateşlenen balistik mühimmat imha edildi

      "İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

      "İntihar demeyin" demişti; Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

      İran’dan sonra sıra kimde?

      İran’dan sonra sıra kimde?

    • Dünya
      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in İran'a saldırısında 6. gün: Tahran'dan Tel Aviv'e yeni füze saldırısı

      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in İran'a saldırısında 6. gün: Tahran'dan Tel Aviv'e yeni füze saldırısı

      Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler

      Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler

      Kahrolsun emperyalist-siyonist barbarlık!

      Kahrolsun emperyalist-siyonist barbarlık!

      İran’dan sonra sıra Türkiye’de mi?

      İran’dan sonra sıra Türkiye’de mi?

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Araştırmacı Yazar Hüseyin Anıl Aslan ile  “Kurtuluşun Paradigması” Kitabı Üzerine Röportaj

      Araştırmacı Yazar Hüseyin Anıl Aslan ile “Kurtuluşun Paradigması” Kitabı Üzerine Röportaj

      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in İran'a saldırısında 6. gün: Tahran'dan Tel Aviv'e yeni füze saldırısı

      Canlı Blog | ABD ve İsrail'in İran'a saldırısında 6. gün: Tahran'dan Tel Aviv'e yeni füze saldırısı

      Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler

      Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler

      Kahrolsun emperyalist-siyonist barbarlık!

      Kahrolsun emperyalist-siyonist barbarlık!

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Selçuk: Üç madde ertelensin

Selçuk: Üç madde ertelensin

Nisan 28, 2010 Politika 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Meclis’te Anayasa görüşmelerinin ilk turunun tamamlanacağı gün, Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk’tan uyarı geldi. Selçuk, Star Gazetesi’ndeki köşesinden AK Parti’ye çağrıda bulunarak, “Parti kapatma, HSYK ve Anayasa Mahkemesi konularıyla ilgili üç önemli konuyu erteleyelim, sağlıklı düzenlemenin alt yapısını birlikte oluşturalım… Yoksa dizimizi döveriz” dedi.


Sami Selçuk’un yazısı şöyle:

Bu satırları, 55 yıl hukukun içinde hukuk için çırpınmış; bir hukuk öğrencisi ve yargıç stajyeri iken 1955-1960 arası güçlü yürütmenin yargıçları, savcıları nasıl sağa sola savurduğunu, bunun acılarını, yıkımlarını dehşetle izlemiş; 41 yılını devletin, yargının, adaletin hizmetinde tüketmiş; yargı kararlarını ve uygulamayı bilimin ışığında konuşmalarında, yazılarında, karşı oylarında sürekli gücü yettiğince sorgulamış, eleştirmiş; yargısal yaşamını gerilerde bırakmış bir eski yargı insanı ve bugün üniversitede hukuksal bilgisini ve deneyimlerini öğrencileriyle paylaşan biri olarak kaleme alıyorum.

Ve bütün sorumluların, aklına, sağduyusuna ve vicdanına, özellikle “devlet insanı” kimliklerine sesleniyorum.

Sokakta gerilim var…

Anayasalar, devleti, birlikte yaşama ve toplum düzenini kuran belgelerdir.

Büyük balıkların küçük balıkları yutmasına izin vermeyen, çoğunluğun, azınlığın, kısaca herkesin haklarını ve özgürlüklerini güvence altına alan anayasalar; hukuk karşısında eşit ve bütün güçlere karşı özgür bireylerce korkusuzca, karşılıklı suçlamalardan ve dayatmalardan uzak, herkesin birbirini aydınlatarak olabildiğince geniş “uzlaşma”yla kotarılan sözleşmelerdir.

Her şeyden önce şu soruyu açık yürekle sormalı ve dürüstçe yanıtlamalıyız: Akla, matematik ve hukuk bilimlerine aykırı yüksek barajlarla, sakat seçim yöntemleriyle ulusal iradenin ve temsilin tam yansımadığı bir parlamento bu geniş uzlaşmayı sağlayabilir mi?

Akıl, sağduyu, vicdanın buna yanıtı, bellidir: Hayır.

1982 Anayasası, Siyasal Partiler ve Seçim yasaları, hukuksal ve siyasal kavramların içini boşaltmış; toplum katmanlarını, partileri, hatta bireyleri birbirine düşürmüştür. Bugün toplumsal kutuplaşma, dengeleri alt üste edecek noktadır. Siyasette, parlamentoda, yolda, sokakta gerilimler, yer yer kavgalar yaşanıyor.

Siyaset, yasama ve yürütme; yargı tarafından kuşatıldığını ileri sürüyor. Yargı ise yıllardan beri yürütmenin kuşatması altında olduğunu söylüyor.

Kurumlar birbirine güvenmiyor. Güvenmek bir yana kamuoyu önünde eleştirmenin de ötesinde düpedüz birbirlerini suçluyor. Lütfen kimse birilerini, özellikle meslek dayanışması gereğince yargıçları ve savcıları kayırdığımı, kolladığımı düşünmesin. Bu, sığlık olur, kaba bir yanlış olur; böyle düşünenler kendilerini kandırırlar.

Yukarıda söyledim. Yeri geldiğinde yargıyı kamuoyu önünde hep eleştirdim.

Zira yargının en yetkin biçimde işlemesi hepimizin ortak amacıdır. Kayırma, kollama kamusal yarar anlayışının düşmanıdır. Yürütme, yasama, yargıyı düpedüz suçluyor:

“Onlar, diyor, yanlıdırlar, çünkü siyasal güdüyle (saik) karar veriyorlar!”

Bu bir eleştiri değil; doğrudan suçlamadır. Türk Ceza Yasası’nın temel hüküm olan 283’üncü ya da yardımcı hüküm olan 257. maddelerinden birine giren bir suçtur. Suçlayanın kanıtlanması gerekir. Kanıtlayamazsa, üç yanlışı birlikte yapmış olur. Birincisi, yakıştırma suçudur.

İkincisi, doğaötesi alana girmiş olur. Çünkü insanların iç dünyalarını, güdülerini, amaçlarını sorgulamak ve bilmek olanaksızdır. Bu nedenlerle insanlar ve de hukuk insanların iç dünyasıyla kural olarak uğraşamazlar.

Uğraşanı, “yetki aşımı” (excés de pouvoir) yaptırımı ile kınarlar.

Yargıçlar yalnızdır…

Zira hukukta her yaptırım, özünde bir kınama yargısıdır. Üçüncüsü, yargı üzerinden adalet değerini sarsmış, örselemiş olursunuz. Özellikle gelecek kuşakları düşünen devlet insanlarının bu konuda çok duyarlı olmaları gerekir. Bu suçlamanın yargı insanları açısından anlamı ise açıktır: “Ey yargıçlar, savcılar, sizler yargıçlık, savcılık yeterliliğinden yoksunsunuz. Yanlısınız, hukuka aykırı kararlar veriyorsunuz!”

Hiçbir yargıç, hiçbir savcı bu suçlamayı sindiremez.

Bu yıkıcı suçlamadan etkilenmeyen bir yargıç, savcı düşünebilir misiniz?

Hiçbir yargıç, savcı, konumu gereği, aynı pervasızlıkla bu suçlamalara yanıt da veremez.

Ama kimse bu yanıt verememeyi, acizlik olarak görmemeli, kötüye kullanmamalı.

Yargıçlar, savcılar, meslekleri gereği sürekli yalnız yaşamak ve çok duyarlı olmak zorundadırlar. Özellikle de yargıçlar. Açın, Mecelle’yi okuyun.

Öğrenin, yargıçların nasıl yalnız yaşamak zorunda olduklarını.

Duyarlılığın boyutlarını öğrendikçe içinizin ezildiğini göreceksiniz.

Böylesine yalnızlığa mahkûm yargı insanlarının kendi alınyazılarıyla ilgili konularda deneyimlerini, düşüncelerini, demokrasinin gereği olarak özgürce sergilemelerini “siyaset yapıyorsunuz” diye tehdit kokan sözlerle yasaklamaya kalkışırsanız, doğruların bir kesimini göremezsiniz. Toplum da yitirir, sizler de yitirirsiniz.

Bu tür sözlerin kol gezdiği bir dönemdeyiz. Ortalık yangın yerine dönmüş. Kimse kimseyi dinlemiyor. En çok da dilsizler şamar yiyor.

Sağlıksız bir ortam, bu. Önce bunu iyi görmeliyiz. Kimsenin kimseye güvenmediği, birbirini dinlemediği, niyetlerin acımasızca sorgulandığı bir dönem, bu. Arada tartışılan izlek, konu kaynayıp gidiyor.

İnsanımıza, ülkemize yazık oluyor. Kabul edelim ki, bu süreçte hepimiz yanlışlar yaptık.

Bunları yinelemenin, birbirimizi suçlamanın zamanı değil.

Birleştiğimiz ortak bir payda var: 1982 Anayasası hukuk dizgemizden dışlanması.

Bu paydadan yola çıkmalıyız. Ama “Bu Anayasa gitsin de yerine ne gelirse gelsin, yenisi nasıl olsa bundan iyi olur” mantığıyla yola çıkarsak, yağmurdan kaçarken doluya tutulabiliriz.

“Siz istemeseniz de, biz bu değişiklikleri yaparız. Halkın da onayını alırız” derseniz, yanılgıları katlarsınız.

Anayasa yapmak ve değiştirmek, bilimsel bilinçle olur.

“Ben seni mat ederim” çocuksu yarışıyla olmaz. “Siyasallaşmış yargı!” suçlamalarıyla, önyargılarıyla, öç izlenimi uyandıran öfkelerle, kaygılarla yargıyı terbiye etmek, hizaya getirmek hiç olmaz.

Olursa çıkış noktası yanlış demektir.

Çağrım şudur: Parti kapatma, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Anayasa Mahkemesi konularıyla ilgili üç önemli konuyu erteleyelim. Karşılıklı suçlamaların cirit attığı, kurumların ve bireylerin birbirine güvenmediği, öfkelerin ve kişisel tutkuların aklın ve bilimin önüne geçtiği, bilim insanlarının bile “kişisel görüşüm, resmi görüşüm” ayrımına zorlandığı bir ortamda sağlıklı düzenlemeler yapılamaz. “Gelin tanış olalım/İşi kolay kılalım”.

Sağlıklı düzenlemenin alt yapısını birlikte oluşturalım. Güven ortamını sağlayalım. İvecen olmayalım. Birbirimizi incitmeden, suçlamadan, öfkelenmeden, konuları serinkanlı bilimin ve eski deneyimlerin ışığında enine boyuna, yararları ve sakıncalarını tartarak, tartışalım. İşte o zaman yararları sakıncalarına üstün bir sistemi kotarabiliriz.

Aksi takdirde dizimizi döveriz.

Lütfen!

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Abdullah Öcalan: Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır Fikir & Yazı
Şubat 27, 2026

Abdullah Öcalan: Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır

Laikliğe neden ihtiyacımız var? Fikir & Yazı
Şubat 25, 2026

Laikliğe neden ihtiyacımız var?

Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime! Fikir & Yazı
Şubat 24, 2026

Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime!

ZAMAN AKIŞI

Mar 6 22:40
Arkasayfa

Araştırmacı Yazar Hüseyin Anıl Aslan ile “Kurtuluşun Paradigması” Kitabı Üzerine Röportaj

Mar 5 10:59
Gündem

Canlı Blog | ABD ve İsrail’in İran’a saldırısında 6. gün: Tahran’dan Tel Aviv’e yeni füze saldırısı

Mar 5 10:55
Gündem

Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler

Mar 5 10:48
Gündem

Kahrolsun emperyalist-siyonist barbarlık!

Mar 5 10:34
Arkasayfa

Vebayla mücadele etmek

Mar 4 16:45
Gündem

“Hedef Türkiye değildi”: İran’dan ateşlenen balistik mühimmat imha edildi

Mar 4 16:27
Gündem

İran’dan sonra sıra Türkiye’de mi?

Mar 3 14:42
Gündem

“İntihar demeyin” demişti; Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisinin istismar ettiği iddia edilen öz kızı ve anne ölü bulundu!

Mar 3 13:17
Arkasayfa

İran’dan sonra sıra kimde?

Mar 3 12:41
Eğitim

Bıraksınlar işimizi yapalım!

Mar 3 12:31
Ekonomi

CHP’li Bakırlıoğlu’ndan tepki: ‘Kaynak bir tek emekliye yok

Mar 3 12:29
Arkasayfa

İşveren zamlı ücreti ödemezse tazminatla işten çıkılabilir mi?

Mar 3 12:24
Gündem

Emperyalist haydutluğa karşı Türkiye’de bulunan NATO ve ABD üsleri kapatılmalıdır!

Mar 2 15:28
Gündem

İpin ucu

Mar 2 12:31
Ekonomi

İstanbul’da fiyatı en çok artan ürün belli oldu

Mar 2 12:17
Arkasayfa

‘Kutsal kase’ çatladı!

Mar 2 12:13
Ekonomi

İstanbul’un şubat enflasyonu belli oldu: En çok hangi ürünlerin fiyatı arttı?

Mar 2 12:10
Gündem

İran nereye?

Şub 27 13:33
Gündem

Birlikte yalnızlık dönemi: Dijital platformlar bağları nasıl koparıyor?

Şub 27 12:59
Ekonomi

Şubat ayı zam şampiyonları belli oldu: Mutfakta son 2 yılın artış rekoru kırıldı!

Şub 27 12:32
Arkasayfa

Rastlantılar

Şub 27 12:02
Arkasayfa

Abdullah Öcalan: Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır

Şub 27 11:59
Ekonomi

Türk-İş’e göre açlık sınırı 32 bin 365 TL, yoksulluk sınırı 105 bin 424 TL oldu

Şub 26 15:19
Gündem

Demirtaş ve Kavala nerede?

Şub 26 14:18
Ekonomi

Emekliye bayram ikramiyesi haftaya Meclis’te: AKP’de ne konuşuluyor?

Şub 26 14:13
Emek

İşsizlik Fonu yağması

Şub 26 12:57
Eğitim

Okulda oruç, evde açlık

Şub 25 15:47
Bilim & Teknoloji

Ekrana bu kadar bakmayı bırakmanız gerekiyor!

Şub 25 15:44
Arkasayfa

8 Mart yaklaşırken!

Şub 25 15:38
Arkasayfa

Kötülüğün sınırı