• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Nisan 21, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

      Çare kolektif mücadelede

      Çare kolektif mücadelede

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

    • Yaşam
      Cezasızlık

      Cezasızlık

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

    • Türkiye
      Kapitalizmin büyük dönemeci! - I. Bölüm

      Kapitalizmin büyük dönemeci! - I. Bölüm

      Çocukların kanı...

      Çocukların kanı...

      Liseliler güvenli eğitim için MEB'e yürüdü

      Liseliler güvenli eğitim için MEB'e yürüdü

      Okul saldırılarında suçlu oyunlar mı?

      Okul saldırılarında suçlu oyunlar mı?

    • Dünya
      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

      Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Cezasızlık

      Cezasızlık

      Fazla mesai ücreti ödenmezse ne yapılmalı?

      Fazla mesai ücreti ödenmezse ne yapılmalı?

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter
Medyanın rotasını siyaset belirliyor

Medyanın rotasını siyaset belirliyor

Temmuz 11, 2024 Türkiye 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Dr. Güventürk Görgülü, medya endüstrisinde yaşanan neoliberal dönüşümün geldiği noktayı, “AKP, Türkiye’nin gördüğü en neoliberal politikaları uygulayan hükümet oldu. Medyadaki sahiplik yapısı daha tekçi bir düzene indirgendi” diye özetliyor.

Tuğçe ÇELİK

Dünyada 1968 sonrası esmeye başlayan neoliberalizm rüzgarı, 12 Eylül Darbesi’nin ardından Başbakanlık koltuğuna oturan Turgut Özal ile Türkiye’ye de sirayet etti. Thatcher ve Reagan’ın neoliberal politikalarının yerli uygulayıcısı olan Özal, işe medyayı dönüştürerek başladı. Bu süreçte hem medyanın yapısı değişti hem de neoliberal bir toplum yaratımında gücünü hiç esirgemeyen bir araç haline geldi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Dr. Güventürk Görgülü ile “Alacakaranlıkta Gazetecilik Türkiye’de Neoliberal Medya Düzeninin Kuruluşu” başlıklı kitabından yola çıkarak medyanın dönüşüm sürecini konuştuk.

Türkiye’de neoliberal dönüşüm neden medya alanında başladı ve nasıl yaşandı?

Neoliberal politikaların fiilen uygulanmaya başlaması 70’lerin sonu 80’lerin başında gerçekleşiyor. Neoliberal politikaların uygulanmaya başlanması için teknolojinin belli bir duruma gelmesi, emek veriminin artması lazımdı. Refah toplumunu yaratan fordist üretimse neoliberal toplumun önünü açan şey de yalın üretimdir. Bunların ikisi de otomotiv sektörü üzerinden dünyadaki üretim sistemini dönüştürdü. Yalın üretimin ardından dijital teknoloji ortaya çıkıyor ve bilgisayarlar kişisel kullanıma kadar iniyor. Burada emek veriminin ciddi artışı söz konusu ve bunun bütün dünyada etkilediği ilk yer medya endüstrileri.

Bu gelişmelerin Türkiye’ye yansıması ise 1980 sonrasında oluyor. Sabah gazetesinin öncülüğünde 1985’te ilk kez ekranda gazete sayfaları yapılıyor. Bu süreçte medya sektöründe pek çok iş alanı tasfiye edilerek büyük bir emek tasarrufu sağlandı. Türkiye’nin ve başka pek çok ülkenin siyasi tercihlerinin sonucu olarak televizyon tekel durumundayken piyasaya açıldı. Özel televizyonlar başlayınca reklam pastasında müthiş bir büyüme oldu. Bunlar belirli piyasaların büyümesini sağladı. Oralarda sermaye birikti ve medya sektörünün hükümetle olan ilişkileri çok sıkılaştı. Özel televizyonun Türkiye’ye girişi bile Ahmet Özal’ın aracılığıyla oldu. Turgut Özal bizzat Türkiye’deki geleneksel, sanayi toplumu zamanında oluşmuş basın yapısını değiştirmek istedi. Çünkü onlarla çatışıyordu ve yeni bir sistem, piyasacı bir anlayış getirmek istiyordu.

1980’lerde yaşanan bu gelişmeler 1990’lara ne şekilde yansıdı?

Sovyetler Birliği’nin yıkılışıyla Avrupa’da büyük bir hareketlilik başladı. Satın almalarla Avrupa çapında bir tekelleşme yaratılmaya çalışıldı. O dönemin özelliği devlet tekellerinin çoğunun özelleştirilmesi. Medyadaki piyasalaşma pek çok sektördeki piyasalaşmayı da körükledi. Örneğin Cem Uzan ve Ahmet Özal Türkiye’de televizyonu kuruyor, daha sonra Uzanlar özelleştirmelerden de büyük paylar alıyor. Bir aşamadan sonra medya sektörü için o kadar çok sermaye gerekiyor ki büyümeyi sürdürebilmek amacıyla medya patronları banka satın almaya başlıyorlar. Bunun sonucunda 2001 krizinde de battılar. Bir de dünyada piyasalaşmanın yanında finansallaşma meselesi var. Borçlanma araçları büyüdü, borsalar büyüdü, 90’ların başından itibaren bütün medya gruplarının holdingleştiği görülüyor.

1950’lerde bazı işadamlarının gazete satın almasının ötesinde bir güç bu. Böylece sermayenin basınla olan ilişkisi 50’lerden 60’lardan farklı bir noktaya geldi. Daha önceki dönemlerde hükümeti destekleyip desteklememe meselesini aşıp 90’larda hükümeti biz belirleyelim noktasına geliyor medya yöneticileri. Hükümet devirip hükümet kuran medya, elde ettiği finansal güçle bunları yapabiliyor. Bu noktada muhabirin getirdiği haberin o gazetenin satışında ya da reklam gelirinde ne kadar önemi olabilir ki? Bu nedenle de gazetecilik yavaş yavaş güç kaybediyor; kamu yararı eski zamanların bir kavramı olarak kalıyor.

90’lı yılların sonunda medya patronlarının, “gücümüz var, hükümeti biz belirleyelim” anlayışı 2000’lerde ne tür sonuçlara yol açtı?

1990’larda koalisyonlar dönemi yaşandı, farklı çıkar gruplarının siyasetle ilgili beklentileri medyanın gücünü artırıyordu.  Örneğin 90’lı yıllarda çok fazla yolsuzluk, rüşvet haberi görüyorduk. Bugün yolsuzluk ve rüşvet haberi görmüyoruz. Olmadığından değil, kimse kimseye artık bir şey söylemiyor. 2002’den sonra Tayyip Erdoğan fenomeni ortaya çıktı ve baktılar ki Erdoğan tek başına kitleyi yönlendirebiliyor. Bazı gazete patronları 2007’ye kadar eskisi gibi davranmaya devam etti ama bunun sonuç vermediğini geç de olsa anladılar. Erdoğan seçildiğinde 2001 krizi olmuştu ve banka iflasları nedeniyle BDDK eliyle pek çok basın kurumuna el konmuştu. Bu Türkiye’nin özel bir durumu oldu. Medyanın bankalarıyla birlikte krizde batmış olması, Erdoğan’ın güçlü biçimde iktidara gelmesi, öncesinde 28 Şubat’ın yaşanması, buna insanların tepki göstermesi ve AKP’yi bu nedenle desteklemesi gibi faktörler bir araya geldi. Böylece AKP ve Erdoğan kendine uygun ortamı bulmuş oldu.

AKP’nin iktidara geldiği dönem özel bir ilgiyi hak ediyor. Bu süreci nasıl özetlersiniz?

AK Parti iktidarı, Türkiye’nin gördüğü en neoliberal politikaları uygulayan hükümet oldu. Neoliberalizm esasen demokrasiyle çok az ilişkisi olan bir kavram ve Türkiye’deki uygulaması da bunun canlı örneği. 2002 sonrası Türkiye’de medya yapısındaki değişimi iki ana bölüme ayırabiliriz. İlk bölümü 2002’den 2013 Gezi Olayları’na kadar getirebiliriz. Bu dönemde AKP-Gülen Cemaati birlikteliğinin etkileri, ekonomi ve siyasetin her alanına yansıdığı gibi medya dünyasını da şekillendiren güçlerin başında geldi. İkinci dönemin ise Gülen Cemaati ve AKP rekabetiyle ortaya çıkan ayrışmayla 2013 sonundan başlayarak günümüze kadar geldiğini söyleyebiliriz.

Bu dönemde cemaatin elinde olan tüm medya kuruluşlarının tasfiye edilmesiyle medyadaki sahiplik yapısı daha tekçi bir düzene indirgendi. 2002 sonrası Uzanlar ve Sabah Grubu’yla başlayan el değiştirmeler, pek çok basın ve TV kuruluşunun hükümete yakın yerli-yabancı gruplar arasında gidip gelmesine yol açtı. 2011-2018 arasında, sonuncusu Doğan Grubu olmak üzere 16 kez basın gruplarının el değiştirdiğini gördük. Zaten hatırlarsanız “Havuz medyası” deyimi de bu alışverişler sonucu ortaya çıktı. 2016 darbe girişimi de tıpkı 2001 krizi gibi Erdoğan ve AKP’ye bir başka kullanışlı araç sağladı.

Olağanüstü hal döneminde cemaatle başlayan tasfiye, muhalif yayınlara, Kürt gazetecilere, üniversite kadrolarına kadar uzandı. 2002 sonrasında medya sektörü şekillendirilirken bunun hem sermaye hem de gazeteciler düzeyinde yapıldığını da unutmayalım. Öncelikle, Anadolu Ajansı ve TRT gibi kamu kuruluşlarında çalışan nitelikli kadrolardan başlandı. Daha sonra hükümetle yakın ilişkileri bulunmayan veya açıkça muhalif olarak bilinen medya çalışanları sektörden dışlandı. Bu “dışlama” veya “ayıklama” çalışmasının en genç muhabirlerden başlayıp daha deneyimlilere, oradan daha az tanınmış yazarlara, televizyonculara, daha sonra 90’ların star yazarlarına, TV programcılarına ve yayın yönetmenlerine kadar uzandı. Bu operasyon, saydığımız iki dönemde de devam ettirildi. Ta ki tüm muhalif sesler kısılana kadar. Peki, sonuç ne oldu derseniz, Erdoğan’ın kontrolündeki medya gücü esasen partiler arası, liderler arası farkın ortadan kalmasına hizmet ederek, -bugün yaşadığımız gibi- toplumu aynılar arasında seçim yapmaya mahkum etti.

Bir de sermaye ilişkilerinin dışına çıkmaya çalışan, kendi kaynaklarını yaratan bağımsız gazeteciler var. Bu gazetecilik modelini nasıl yorumlarsınız?

New York Times, The Guardian gibi yayınlar hem kendi okuyucularını dijital abonelere dönüştürdüler, oradan finansman sağlamaya başladılar hem de dijital ortamı farklı gazetecilik teknikleri de kullanarak zenginleştirdiler. Ancak ana akım Türkiye’de ortadan kalktı. Büyük grupların el değiştirmesinden sonra işsiz kalan bir sürü gazeteci Youtube kanalı kurdu, fon bulup bir mecra yarattı. Ana akımda çalışan gazeteciler ana akım medyanın toplum için bir gereklilik olduğunu düşünerek ve ana akımın standartlarını da bildiklerinden haklı olarak o boşluğu doldurmak üzere harekete geçti. Ama bunun için mali güç gerekiyor. Olanaklar, okuyucudan elde edilen gelir kısıtlı olduğundan bu model sürdürülemiyor. Daha iyi ekonomik modeller geliştirmek lazım. Gazeteci veya yayın kuruluşu finansman için izleyiciyle, okuyucuyla daha fazla ilişki kurmalı.

Sosyal medya, hükümetlerin manipülasyonuna çok açık hale geldi. Dolayısıyla herkesin güvenebileceği bir ana akımın, yapılandırılmış halde bir gündem sunması ihtiyacı var. Okuyucu ve gazeteci ya da yayın kuruluşu arasında gerçekten bir bağ kurulmuşsa kendini döndürebilen ve gündemi belirleyebilen bir güce erişmişse bu toplum için bir kazanç olabilir. Ama böyle bir modeli daha çıkartamadık. Bir model çıkacaksa Türkiye gibi yerlerden çıkar. Çünkü İngiltere’de Amerika’da buna çok ihtiyaç yok. Ama Türkiye buna ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla Türkiye’de bunun arayışı ve denemesi çok daha fazla. İnsanlar çabalıyorlar, bende bir şeyler çıkabileceğine inanıyorum.

  • Kaynak Birgün

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Kapitalizmin büyük dönemeci! - I. Bölüm Fikir & Yazı
Nisan 20, 2026

Kapitalizmin büyük dönemeci! - I. Bölüm

Çocukların kanı... Eğitim
Nisan 20, 2026

Çocukların kanı...

Liseliler güvenli eğitim için MEB'e yürüdü Gündem
Nisan 17, 2026

Liseliler güvenli eğitim için MEB'e yürüdü

ZAMAN AKIŞI

Nis 21 13:45
Emek

Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

Nis 21 12:27
Gündem

İki jüri, yüzlerce acı

Nis 21 12:14
Arkasayfa

Cezasızlık

Nis 21 11:56
Emek

Fazla mesai ücreti ödenmezse ne yapılmalı?

Nis 20 21:34
Arkasayfa

Kapitalizmin büyük dönemeci! – I. Bölüm

Nis 20 21:27
Eğitim

Çocukların kanı…

Nis 19 21:07
Arkasayfa

Köy Enstitüleri: Toprağın İçinden Doğan Devrim

Nis 17 19:42
Gündem

Liseliler güvenli eğitim için MEB’e yürüdü

Nis 17 19:39
Gündem

Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

Nis 17 19:36
Sağlık

İnflammaging nedir? Longevity ile hücresel yaşlanmayı durdurma

Nis 17 19:32
Sağlık

Güç Zehirlenmesi ve Adalet Üzerine

Nis 17 18:41
Arkasayfa

Okul saldırılarında suçlu oyunlar mı?

Nis 16 11:44
Arkasayfa

2026 1 Mayıs’ına giderken dünyada ve ülkemizde durum vaziyet!

Nis 16 11:38
Arkasayfa

Listeler

Nis 14 13:36
Arkasayfa

Hacettepe 3’ledi, sırada Malatya mı var?

Nis 14 11:56
Emek

İşten çıkarılma tehdidi altındaki hamile işçi ne yapmalı?

Nis 13 13:49
Kültür & Sanat

1984’te bir gün…

Nis 13 13:10
Arkasayfa

Son sözünü söylememiş bir cenaze

Nis 13 13:03
Gündem

Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

Nis 10 21:22
Arkasayfa

“Dabbetu’l-arz” nedir “Yecüc ve Mecüc” kimdir?

Nis 10 14:16
Arkasayfa

Güney Kore-Norveç ve Japonya’nın Kalkınma Modelleri ve Türkiye Uyarlaması

Nis 9 15:02
Gündem

Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

Nis 9 13:17
Ekonomi

Tek kullanımlık plastik yasağı sonrası 35 bin kişi işsiz kalabilir

Nis 9 13:10
Arkasayfa

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

Nis 9 13:07
Ekonomi

İnşaat maliyetinde yıllık artış 13 ayın zirvesini gördü!

Nis 9 12:40
Emek

1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

Nis 9 12:28
Emek

Ölüm rejimi

Nis 8 12:45
Ekonomi

Zeytin ve zeytinyağı fiyatları tavan yaptı: Son 8 ayda yüzde 60’lık zam

Nis 8 12:28
Gündem

İkinci ayında İran’da savaş!..

Nis 7 11:23
Arkasayfa

Analık izni sonrası yarım çalışma hakkı ne zaman kullanılabilir?