2010 Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) yüksek öğretim düzeyinde 10 ve 11 Temmuz’da, ortaöğretim ve ön lisans düzeyinde ise Eylül ayının ilk yarısında yapılacak. İlköğretim döneminde başlayan sınavlar, üniversiteyi bitirdikten sonra da gençlerin hayallerini, umutlarını çalmaya devam ediyor. Öğrencileri adeta yarış atına dönüştüren sınav sistemi aynı zamanda yeni sektörler de oluşturmuş durumda. Bu yıl 2,5 milyon kişinin başvurduğu söylenen KPSS de bir sektör.
Kamuda görev alabilmeleri için üniversiteyi bitirmeleri yetmeyen öğrenciler, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) kurslarına gidiyor. Kamuya personel alımlarında KPSS’de öngörülen puanı alma şartı, üniversite öğrencilerini, daha okuldan mezun olmadan KPSS kursuna yöneltiyor. Özellikle eğitim fakültesi mezunlarının, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmen olarak atamalarının yapılabilmesi için KPSS’den 70’in üzerinde puan almaları gerekiyor.
SADECE YÜZDE 5 KADROLU ATAMA
KPSS’ye giren her 100 öğretmenden sadece beşi kadrolu olarak atanıyor. Bir üniversite mezunun KPSS’ye hazırlanma maliyeti ise 5 bin lirayı buluyor. Bunun içinde, KPSS kurslarının parası, sınav için dokümanların parası ve bir yıl boyunca sınava girecek kişinin yol, yemek vb. ihtiyaçları düşünüldüğünde belki de bu rakamın da üstünde bir maliyet çıkıyor. Bu durumda tek kazanan var o da KPSS kursları.
Bu yıl KPSS’ye başvuran öğretmen adaylarının sayısının 300 bin olduğu belirtiliyor. 2009’da ise bu rakam 243 bin. Bugün Türkiye’de 327 bin aday, kadrolu öğretmen olarak atanmayı bekliyor. Bu rakam bugün için gözümüze çok gelebilir. Ancak her ile açılan Eğitim Fakültelerinin henüz mezun vermediği düşünülürse yani bu rakama 2010 mezunlarının da eklenmediği düşünülürse, bir de Fen-Edebiyat Fakülteleri de işin içine katılırsa, 327 bin sayısının milyonları bulacağı şimdiden söylenebilir.
DİN KÜLTÜRÜ’NDE ATAMA YÜZDE 100
Keza eğitim fakültesi mezunlarının bile önemli bir bölümü uzun süre atama beklemek zorunda kalırken Fen Edebiyat, İlahiyat ve İletişim fakülteleri öğrencilerine de pedagojik formasyonla öğretmenlik yolunun açılması, sorunun daha da derinleşmesine neden oldu. Eski YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İsa Eşme’nin raporu ise başka bir soruna işaret ediyor. Rapora göre, en şanslı öğretmenler, Din Kültürü bölümünde. KPSS’ye giren öğretmenlerde atanma oranı Din Kültürü bölümünde yüzde 100, Özel Eğitim’de yüzde 91, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık’ta yüzde 44, Bilgisayar Öğretmenliği’nde yüzde 37.
AYÖP: KPSS SINAVLARI KALDIRILSIN
KPSS sınavlarının kaldırılmasını isteyen Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYÖP), Kamu Personeli Seçme Sınavı’nın yapılacağı tarihte tüm illerde eş zamanlı protesto eylemine hazırlanıyor. ETHA’ya konuşan AYÖP İstanbul Temsilcisi Ali Rıza Çam, KPSS sınavından sonra, TEKEL işçilerinin izinden Ankara’da kuracakları çadırlarla süresiz oturma eylemi yapmayı planladıklarını aktardı.
Çam, şöyle konuştu: “KPSS geçerli ve güvenilir bir sınav değil. Neden? Örneğin ben sosyal bilgiler mezunuyum. Bana matematik, geometri, Türkçe bu alanlardan sorular soruluyor. Bir beden öğretmenine matematik, Türkçe soruları soruluyor. Bu yanıyla bile KPSS sizin alanınızı ölçen bir sistem değil. Her yıl Milli eğitimden 20 bine yakın öğretmen çeşitli vesilelerle ayrılıyor. Ama bakıyorsunuz ki, MEB 10 bin öğretmen kadrolu alıyor, daha önceki aldığı sözleşmeliyi kadroluya aktarıyor. Daha sonra bir daha alım yapıyoruz diyorlar. Bu düpedüz aldatmadır, gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar.”
EĞİTİM FAKÜLTELERİ İŞSİZ FABRİKALARI
Kadrolu, ücretli, sözleşmeli öğretmen sisteminin eğitimi böldüğünü ve her kesimi mağdur ettiğini belirten Ali Rıza Çam, “Okullara gidin bakın, bir tarafta sözleşmeli, bir tarafta kadrolu, bir tarafta ücretli öğretmenler odası var. Üçe bölünmüş durumda. Siz o ülkenin eğitimini bu kadar bölerseniz, o eğitimden hayır gelmez” dedi.
AYÖP Temsilcisi, ücretli öğretmenlerin girdiği okullarda öğrencilerin ve ailelerin de mağdur olduğunu kaydetti, şöyle devam etti: “Eğitim yaşamsaldır, her şeyin üstünde olması gerekir. Devletler ve hükümetler bir eğitim politikası belirler, eğitim politikasını ileriye dönük düzenlersiniz. Ama böyle bir şey yok. Siz hala Eğitim fakülteleri açıyorsunuz. Eğitim fakülteleri işsiz üreten fabrikalara dönüşmüş. Bu işsizler bir gün gelir herkesi yutar. Sokaklar bugün sessiz. Ama bir gün gelir ki o sokakları zapt edemezsiniz.”
İNTİHAR SAYISI ARTIYOR
AYÖP Temsilcisi Çam, intiharlara da değindi. Çam, yıllarca atama bekleyip ataması bir türlü yapılamayınca bunalıma girip intihar yolunu seçenlerin sayısının her geçen gün arttığını ve Trabzon’da son yaşanan intihar vakasıyla birlikte bu sayının 16’ya yükseldiğini kaydetti. Ali Rıza Çam, “Atama bekleyen, iş bulamayan üniversite mezunu bir kişi maddi olarak da ekonomik bağımsızlığını kazanamamış ve ailelerine bağlı yaşıyorlar. Siz üretim çağında, topluma bir etkin birey olarak katılmanız gerekirken, hala öğrenci psikolojisinde, birilerine, ailenize bağımlı yaşamak zorunda kalıyorsunuz. Ve artık toplum size küçümseyerek bakıyor, giderek aileniz size küçümseyerek bakıyor. Ve herkes bu durumun içinden güçlü çıkamıyor. Çıkamayanlara da ne olduğunu hep birlikte görüyoruz. Her geçen gün intihar sayısı artıyor. Acilen çözüm gerekiyor. Bu intiharlar bu ülkenin ayıbıdır” diye konuştu.
“Biz güvenceli, kadrolu ve insanca çalışmak istiyoruz” diyen Çam, AYÖP’ün kurumsal olarak tam da bu talep ve yaşanan intiharlar üzerine Ağustos ayında kurulduğunu belirtti. AYÖP’ün adını Ankara’da yaptıkları açlık grevi eylemiyle duyurduklarını söyleyen Çam, üyelerinin internet üzerinde önce bir araya geldiklerini ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın, sendikaların üstüne düşen görevi yapmaması nedeniyle AYÖP’ü kurduklarını anlattı.



