Ailelerin verdiği dilekçede, Mustafa Fil ve Ali Dalmış’ın birçok mermi isabet ederek öldüğü, Hacı Mehmet Sak’ın iki yerinden yaralandığı, İbrahim Yalçın’ın da dere yatağına saklanarak kurtulduğu kaydedildi.
Jandarma Genel Komutanlığı’nın açıklamasının tersine, ateş edilmeden önce ‘dur’ ihtarında bulunulmadığı, 15-20 metre mesafeden ateş açıldığı, havanın sisli ve puslu olmadığı kaydedildi. Dilekçede, “Ölenlerin yanında bir boş çuval ile 2 adet boş poşet bulundu. Bu da 4 kişinin amacının kekik ve çiçek toplamak olduğunu gösteriyor. Şahısların yaşı, kisvesi ve boyu itibarıyla herhangi terörist görüntüsü sergilemedikleri, başlarında poşu bulunmadığı, ayakkabılarının ve kıyafetlerinin normal vatandaşlar gibi olduğu, havanın açık ve meteorolojik görüntü engeli bulunmadığı, maktullere ve yöre halkına operasyon olacağına, pusu atılacağına, sözlü, yazılı bir duyurunun bulunmadığı, ateş etmeden önce dur ihtarı yapılmadığı belirlenmiştir” denildi.
Dilekçede, olayın ardından cesetlerin Hassa Hastanesi morguna uygun şekilde taşınmadığı, Adana Adli Tıp Kurumuna da ticari minibüsle götürüldüğü, daha sonra itirazlar neticesinde Hassa’ya sevkinin ambulansla yapıldığı da belirtildi.
“Cenazeler, devlet erkanından ve yüksek katılımlı törenle defnedildi. Olay medyada büyük yankı buldu. Halkımız ve maktul yakınları devlet yanlısıdır. Terör ve destekçilerini sevindirmemek adına ateş düşen yüreklerimize taş bastık. Devletimize dargın, askerlerimize kırgın değiliz. Ancak hukuk terazisinin uygun işlemesini istiyoruz.
Bu olaya sebebiyet verenlerden davacıyız. Olayla ilgili devletimizin elinde bulunan, tüm bilgi, belge ve raporları ailelere teslim edilmesini ve ailelerin gelişen durumdan bilgilendirilmelerini arz ederken, devlet büyüklerinin acı paylaşımı ile ilgili girişim ve katkılarına teşekkür ederiz.”


