Sağlık Bakanı Recep Akdağ, kasket takmakla veya siperde ayakta durmakla halkçı olunmayacağını söyledi. Bakanı Recep Akdağ’ın eleştirilerinden sigara yasağının iptali için Yargıtay’a müracaat eden Danıştay da nasibini aldı.
Bakan Akdağ, 112 acil sağlık hizmetleri ile hastane acil servislerinde gelinen nokta ve yürütülen çalışmalarla ilgili Pendik Green Park Otel’de Sağlık Bakanlığı Proje Yönetim Destek Birimince düzenlenen basın toplantısına katıldı. Sözlerine İstanbul’un büyük bir metropol kenti olduğunu söyleyerek başlayan Bakan Akdağ, “İstanbul gibi yoğun trafiğe sahip ve ambulanslara yol verme kültürüne sahip olmayan insanlarla dolu bir kentte sağlık hizmetlerinin istenildiği gibi yapılabilmesi kolay olmamakta. Ancak son zamanlarda trafik konusunda yapılan olumlu çalışmalar sayesinde uluslararası bir standartı olan 10 dakikada hastaya ulaşma yüzdemizi 80’e çıkardık. Anadolu’da bu oran yüzde 96, ancak trafiğin yoğunluğu nedeniyle İstanbul’da bu oranı yakalayamadık. Hedefimiz bu oranı yüzde 90’a çıkarmak.” dedi.
Göreve başladıkları 2002 yılında 37 olan ambulans sayısını 232’ye, hizmet verilen sağlık 36 sağlık noktasını da 124’e çıkardıklarını belirten Bakan Akdağ, “Hedefimiz, ambulans sayısını 250 civarına, hizmet istasyon sayısını da 172’ye çıkarabilmek. Ayrıca halihazırda 2 helikopter, 5 motosiklet ve bir de kar ambulansı, hakmızın hizmeti için tam donanımlı haldedir.” diye konuştu.
Bakan Akdağ, konuşmasının bu bölümünde İstanbul halkına da çağrıda bulundu; “Yaralıları ve hastaları olduğunda doğrudan 112’yi arasınlar. Polisimize bile bunu söylüyoruz. Kazayı gören vatandaşın ilk işi 112’yi arayıp adresi çok iyi tarif etmek olmalıdır. Ayrıca 112 servisleri asla gereksiz yere meşgul edilmemelidir. Gereksiz meşgul edenler, her aramada bir cana mal olabileceklerini bilmelidir. Ayrıca ambulans sesi duyan sürücülerin hemen sağ şeride geçerek yol vermesi gerekir.”
Ambulans geç gittiğinde ambulanstakilerin suçlandığını hatırlatan Akdağ, “Vaka bilgisi geldikten sonra ambulansların çıkış süresi 1 dakikadır.” hatırlatmasını yaptı. Akdağ, acil hizmet personellerinin sürekli meslek içi hizmete tabi tutulduğunu, gelişmiş ülkelerde ambulans hizmetlerinde yer alanların acil tıp teknikerlerine sahip olunduğunu hatırlatarak Türkiye’de de bunun gerçekleştirilmesi için çalışmalar yapıldığını anlattı. Vatandaşların 112’yi aramalarının dijital ortamda kayıt altına alındığını da belirten Bakan Akdağ, “Sonuçta insanla iş yapıyoruz. Çok nadiren de olsa sistemin içindeki çalışanlarda bir hata olduğunda bunun üstünü asla örtmüyoruz. Sistem saat gibi çalışıyor.” dedi.
Acil sağlık hizmeti için SGK sözleşmeli hastanelerine giden vatandaştan asla para alınmadığını belirten Akdağ, “Hastaneye acil giden vatandaşa derhal ihtiyacı olan sağlık hizmeti verilir. Asla bu işlemleri yapmak için para istenmez, senet imzalatılamaz. Burası bir özel hastane de olsa SGK’nın ödemeyi taahhüt ettiği ücretten fazlası istenemez.” dedi. Bakan Akdağ, “Vatandaş, gerçek acil durumda bir hastaneye gittiğinde para ödemek zorunda olmadığını bilmelidir.” şeklinde konuştu. Akdağ, bu hizmetleri verebilmek için İstanbul’da Sağlık Bakanlığı’na ait yoğun bakım yatak sayısı 2002’den bu yana 3 katına, yeni doğanda ise 5 katına çıktığını ifade etti.
KASKET TAKMAKLA FALAN HALKÇILIK OLMAZ
Hastanelerde tam gün çalışmaya ilişkin kanunun CHP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne götürüldüğünü hatırlatan Akdağ, “Bu ve benzeri davranışları, ana muhalefet partisinin sosyal demokratlığının da Halkçılığının da sadece adında kaldığını göstermektedir. Çok net konuşuyorum, kasket takmakla falan halkçılık olmaz. Yahut da ‘siperde ayakta duracağım’ demekle halka bir hizmet edemezsiniz. Bunlar popülist yaklaşımlardır.” dedi.
Vatandaşa sosyal devlet ilkesi çerçevesinde eşitlikçi ve adaletli bir hizmet götürmenin esas olduğunu dile getiren Akdağ, ‘Tam Gün Kanunu’nun sosyal adaletçi ve hakça bir kanun olduğunu söyledi.
Üniversite hastanelerinde “Hoca parası” adı altında para vermeyi ortadan kaldıran maddenin iptalinin de CHP tarafından istendiğini belirten Akdağ, böyle bir kanunu Anayasa Mahkemesi’ne götürmenin doğru olmadığını anlattı. Anayasa Mahkemesi’nin de hayır şeklinde karar vereceğinden emin olduğunu belirten Akdağ, bu kanunu Anayasa Mahkemesi’nin zedelemeyeceğine ilişkin kanaati olduğunu söyledi. Bakan Akdağ, yasanın yürürlüğe gireceği 2011 yılından itibaren hiçbir sağlık personelinin, klinik ve hastane gibi bir iş yeri açamayacağı, benzeri yerlerde çalışamayacağını belirterek, “Hastaları özel muayenehanesine davet edip orada yüksek meblağlarda paralarını aldıktan sonra hizmet veren bu kişiler, savcılar tarafından rüşvet ya da irtikap suçlamasıyla tutuklanacaklar.” diye konuştu.
Sigara meselesinin zaten akla ziyan bir mesele olduğunu ifade eden Akdağ, “Sigara konusunda, kahvehanelerde sigara içilmesin yönündeki kanun maddesinin iptali için Danıştay’ın ileri sürdüğü gerekçeler bilimden, çağdaş yönetim anlayışından uzak bir yaklaşımdır.” dedi.
Akdağ, “Danıştay’ın yani yargının gücü olmalı ve kimse tesir edememeli. Günümüzde yüksek yargı ile alakalı bazı referandum konuları var ama bunlara girmek istemiyorum. Lakin halkın da yargının üzerinde olduğu bilinmeli.” ifadesini kullandı.
Hiç kimseye hesap vermeyen bir yargının söz konusu olamayacağını da dile getiren Akdağ, yargının sigara konusundaki başvurusunu eleştirerek, “Yargının bu yaklaşımının yanlış olduğunu söylüyor ve yargıyı halkına şikayet ediyorum. Sigara içmeyen insanların, kahvehane çalışanlarının, hatta sigara içen insanların bile bir başkasının sigarasının dumanını solumama hakkı vardır. Bu Anayasal bir haktır.” dedi.
Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda da halkın sağlığını koruyacak bir biçimde yasayı deldirmeyeceğini düşündüğünü ifade eden Akdağ, “2010 yılının çağdaş Türkiye’si, kahvehaneler dahil kapalı mekanlarda sigara içilecek bir ülke değildir.” diye konuştu.
Sigaranın son 50 yılda zararının anlaşılabildiğini ve sigara üreticilerinin menfaatlerine ters düşmesine rağmen kapalı mekan yasaklamasının getirildiğini belirten Akdağ, “İnsan sağlığına bu kadar zarar vermesi nedeniyle çekinmeden girişimde bulunduğunuz sigaranın üretiminin tamamen yasaklanması gündeme gelebilir mi?” şeklindeki soruya ise bu durumun beraberinde çok daha büyük sorunlar getirebileceğini söyledi.
CİHAN



