• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Mayıs 10, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

      Ölüm rejimi

      Ölüm rejimi

      Çare kolektif mücadelede

      Çare kolektif mücadelede

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

      Genç nüfusta işsizlik düşmüyor: 6,7 milyon kişi ne eğitimde ne istihdamda

    • Yaşam
      Cezasızlık

      Cezasızlık

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Ekran süresi ne zaman hastalık sayılır? Teknoloji bağımlılığı ile başa çıkmanın yolları

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      Askeri Uyku Tekniği Gerçekten İki Dakikada Uykuya Dalmanıza Yardımcı Olur mu?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

      1 Nisan: Kimin yaşamasına izin veriliyor?

    • Türkiye
      Kapitalizmin büyük dönemeci! - I. Bölüm

      Kapitalizmin büyük dönemeci! - I. Bölüm

      Çocukların kanı...

      Çocukların kanı...

      Liseliler güvenli eğitim için MEB'e yürüdü

      Liseliler güvenli eğitim için MEB'e yürüdü

      Okul saldırılarında suçlu oyunlar mı?

      Okul saldırılarında suçlu oyunlar mı?

    • Dünya
      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

      Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Ünlü Düşünürler ve Günümüz İdeal Devlet Modeli Uyarlaması

      Ünlü Düşünürler ve Günümüz İdeal Devlet Modeli Uyarlaması

      Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

      Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

      İki jüri, yüzlerce acı

      İki jüri, yüzlerce acı

      Cezasızlık

      Cezasızlık

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter

Emine K. Arslaner

Emine K. Arslaner

Kalem Susacak Olsa Vicdan Susmuyor

Ocak 12, 2013 Yazılar 3 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Batman çayı, boğulduktan sonra kucağına atılan Hatice Daşlı’yı dalgalarına dolayıp eteklerine taşımış. Sonra, masum cesedin üzerinden ıslak örtüsünü çekmiş usulca;  insanlar görsün, insanlar utansın, insanlar örtsün diye ama o anı gösteren fotoğrafta Hatice çıplak. Belli ki polis veya belediye ekiplerinden önce yine azgın gazeteciler ulaşmış olay yerine. Azgın muhafazakâr, nobran ve arsız medyanın kadrajında ezilmiş yine vicdan.

Kadınlar eskiden de öldürülürdü ancak eskiden o kadınların cesetleri gazete sayfalarıyla kapatılırdı. Medya bir parça merhamet barındırırdı yüreğinde ve haberini yaptığı kadının cesedini örterdi. Sonra o cesetleri kapatan gazete sayfalarının üzerinde başka kurban kadınların fotoğraflarını görmeye başladık. Şimdi o gazeteler de kaldırıldı. Tüm maktul kadınları suretlerinden tanıyoruz artık. Hiçbirini örtmüyor manşetler. Hatice’nin bedeni gibi, canlıyken tiranlara teslim edilerek arka sayfa haberlerine taşınanlar, ölünce trajlara malzeme edilerek manşetleri besliyorlar.

Bizler büyüklerimizden kanlı namus çarşaflarını miras almış bir milletiz. Bu yüzden sokaklarımızda kadınını döveni “eridir, ne yapsa yeridir” kayıtsızlığıyla özgür bırakır, öpeni ise diri diri gömeriz.

Kızları nasıl diri diri gömüyorsak, öyle… Onları diri diri gömenleri görünce aklımıza düşmeyen ayetler, sevgilisini öpen genç adamı görünce “iffet” alt başlığı altında sökün ederler dilimizden.

“Peki, sen bu yazıyı niye böyle geç yazdın?” diye soracaksınız.

Çünkü dumanı üstünde taze bir hadisenin sıcağıyla adrenali yükselenlerin safında yer almak istemedim. Hadise soğuyunca ve hararetleri sönünce, hafızaları da formatlanıyor nitekim. Ülke ve dünya meseleleri üzerinde düşünen insan işte bu yüzden Türkiye’nin şamatalı ve tuzaklarla dolu gündemi ile arasına mesafe koymalı.

O, hafızalardaki tozu üfleyen, kalplerdeki ateşi harlayan nefes olmalı.

O unutturmamalı…

Ataerkil kapitalist hoddamlığın sadece Türkiye’nin değil, Avrupa dâhil, tüm dünyanın meselesi olduğunu anlatmalı.

Bu arsızlığı dize getirecek zihniyet devriminin ‘ana’ nüvelerinin ise anaerkil uygarlıkların merkez üssü olan Anadolu topraklarında yeşerebileceğini haykırmalı.

Gelgelelim,  Hatice hiç gündem olmadı. Ne ulusal medyada doğru dürüst yer alabildi ne de sosyal medyanın keyfini kaçırabildi. Çünkü medya artık gazete sayfalarıyla kapatmaya gerek duymadığı kadın cesetlerini gündeme taşımayarak kapatıyor. Bir el bu olayların üstünü örterek müzminleşen muhafazakâr kadın algısının değişmemesi için uğraşıyor.  Çünkü insanlar artık şehit haberleri gibi kadın cinayetlerini de çekirdek kültürlerine eklemlediler. Poşet poşet çekirdeklerin eşliğinde, parça parça gündemi tüketiyor; şiddet haberlerini aksiyon filmi izler gibi izliyor ve unutuyorlar. 

Bu cümlelerim kimileri tarafından çok haksız bulunacak belki. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının faaliyetleri sürülecek ortaya ve bu kurumun karınca azmiyle çalışan fedailerinin gayretlerini niçin görmediğim sorulacak. Her zaman olduğu gibi; “çözüm yolu sunmayan münekkidin tenkide hakkı yok!” denilecek ve hiç değilse susmamız istenecek.

Lakin kalem susacak olsa vicdan susmuyor mirim…

Bir sözümüz varsa, o sözün açtığı pencereden bakmak isteyecek yetki sahibi akıllar da olur ve o aklın sahibi bizim de farkedemediğimizi farkeder belki. Belki bu yüzden, bir cümle dua da bizim payımıza düşer.

Konuya dönelim…

Hiç şüphesiz Türkiye’de kadın cinayetlerini durdurmak için çok şey yapılıyor.

Mesela: “Kadın sığınma evleri”nin adı “kadın konuk evleri” olarak değiştiriliyor. İsim değiştirilince işlevi de değişecek sanılıyor ama hiç kimse bu evlerin varlık nedenlerini sorgulamıyor. Hiç kimse şiddete uğrayan bir kadının niçin evinden çıkmaya teşvik edildiğini sormuyor.

Şiddet mağduru kadının oturduğu evin aslında erkeğe ait olduğu kabulüyle hareket ediliyor olmasın?

Şuur altlarımızı yoklasak başka neler çıkar acaba? 

Mağduru göçe zorlamak da bir şiddet biçimi değil midir? Evini terkeden kadın, ona o evi dar edenin psikolojisini nasıl etkiler? Bir zafer mi kazandığını düşünür yoksa terkedilmişliğin yarattığı intikam hissiyle eski karısının peşine mi düşer? Kadın bu sonuçların hangisinden bir fayda sağlar? Şiddete uğrayanı konuk evinde ağırlamak yerine, şiddet uygulayanı hastanede veya ıslah evinde ağırlamak daha tutarlı olmaz mı?

Daha önce çeşitli vesilelerle sormuştum. Burada o soruyu da yeniden tekrarlayalım: Neden şiddete meyilli insanlar tedaviye tabi tutulmuyorlar?

Konuk evlerinden sağlanan bir rant mı söz konusudur yoksa çok daha pahalı bir çözüm yolu mu öneriyorum? Bir konuk evinin maliyeti ile bir terapi merkezi açılamaz mı? Yoksa ataerkil akıl, şiddet uygulayan erkeğin hasta olduğunu kabul etmekte zorlanıyor mu?

Bakanlık çalışıyor…

Mesela kanunları değiştiriyor, ceza-i müeyyideleri sertleştiriyor… 

Hatta Güney Doğu’da ücretsiz meslek edinme kursları düzenleyerek kadınları sosyalleştirmeye çalışıyor.

Peki, işlenen suçların en sık görülen faili olan “erkek” bu çalışmaların neresine düşüyor? Erkeklerin değişmesi  için neler yapılıyor? Zihinlerin aydınlanması için neler yapılıyor? Neden topyekûn bir eğitim seferberliği başlatılmıyor? Neden okullarda erkek çocukları için de ev ekonomisi dersleri mecburi ders yapılmıyor?

Gazetelerin birinde yer alan enteresan bir haber bu soruların cevabı oluyor adeta.

Doğu eyaletlerinden birine ait bir ilçede müftülük akletmiş ve boşanma olaylarını azaltmak üzere bir irşad ekibi kurmuş. Ekip kadınlardan oluşuyor, çünkü kadınlarla konuşulacak. Sonuçta,  problemlerin asıl sorumlusu veya yapacağı fedakârlık ve göstereceği feragatla o sorunun çözülmesini sağlayacak yegâne özne “kadın” varsayıldığı için, müftülük ekibe erkek irşad elemanı almaya gerek duymamış. Müftü efendi eğer lüzum görülürse(!) erkek tarafıyla görüşecekmiş. Sorunların nasıl çözülmeye çalışıldığı haberde anlatılmıyor ancak dini argümanların ve savların bol bol kullanılacağı aşikar.

Peki, ekipte erkek eleman olmaması büyük bir eksiklik mi?

Hiç şüphe yok ki o ekipte erkek eleman olsa da değişen bir şey olmayacaktı, zira dinin nasıl öğrenildiğini ve yorumlandığını biliyoruz. Müftülük kırsal kesimdeki insanları ikna noktasında dini telkinlerin ne kadar etkili olduğunu tecrübeleri ile biliyor ama bakanlık muhafazakar içgüdülerle kadına şiddet konusunda “din”i referans olarak almamakta ısrar ediyor.

Doğu ve Güneydoğu’da “melle” olarak bilinen medrese eğitimli hocalara Diyanet bünyesinde görev verildiğini biz biliyoruz da Aile Bakanlığı’nın haberi yok mu? Var tabi ama dini müesseselerle ortak hareket etmek bakanlığın çalışma metodları arasında yer almıyor. Bakanlık bu “melle” lerin kim olduklarını, mesela İslam’da kadın meselesini nasıl yorumladıklarını merak etmiyor. Oradaki hocaların, imamların ve kanaat önderlerinin töre, namus, iffet, kadın gibi konularda halka neler anlattıkları konusunda bir malumatları da büyük ihtimalle yok.   

Bizim insanımız kendi içinden çıkmış, yabancı etkilere maruz kalmamış figürlere daha çok güvenir. Psikoloğa gitmez ama üfürükçülere cüzdanını boşaltır… Devlet vatandaşının güvenliğinden sorumlu birim olarak, doğru istihbarat ve isabetli yönlendirmelerle halkını korumak zorundadır. Güvenlik sadece polislerin ellerine cop tutuşturmak, uçan kuşa esen yele biber gazı fışkırtmak değildir. Halkını, erdemleri ve zaaflarıyla bir bütün olarak tanımayan iktidar onun güvenliğini de sağlayamaz.   

Ne yazık ki Türk insanını Türk insanına yabancılaştırdılar. Avrupa’ya yönelik politikalar Osmanlı ile birlikte başlayan helenist yozlaşmanın devamı niteliğinde idi ve akıllarda, sözde şiddeti tel’in eden, özünde ise onaylayan bir patriarkal dünya görüşü geliştirdiler. Metafetişist, kapitalist bir tapımı İslam diye sunanlar, erk’i elinde tutanları da oy sandıklarını göstererek susturdular . “Din”i devlet içinde bir kurum oluşturarak ruhbanların eline teslim etmenin laikliğin gereği olduğunu söylediler, inandık. İçtihadi görüşleri  “reformizm”  adı altında fişleyip sakıncalı ilan ederek  halktan uzaklaştırdılar, karşı durmadık.

Evet, Aile Bakanlığı çok çalışıyor ama Kültür Bakanlığı kadar değil.  Bu yüzden  dinlenme tesislerinde, restorantlarda bedava dağıtılan ve ön kapaklarında Kültür Bakanlığı’nın logosunu taşıyan kitapları inceleyip;  ölüm ve sonrasını anlatan hurafelerle dolu uyduruk şiir kitaplarının yerine neden Anadolu’da Kadın’ın değerini, önemini anlatan akıl dolu, entelektüel kitaplara bütçe ayırmıyorsunuz diye hesap sormuyor.

Bakanlık öyle çok çalışıyor ki, vakit bulamadığı için Hatice’nin iki hafta morgda bekletilmesini ve kefensiz toprağa gönderilmesini engelleyemiyor. Masum kızı,  bu ahlaksız toplumda her üç kişiden ikisinin küfreder gibi  “feminist” diyerek aşağıladığı, alay ettiği kadın örgütlerinden aktivistler gömüyor. 

Bakanlık çalışıyor ama bizzat bağlı olduğu hükümette görev yapan eril camiada minnacık da olsa bir duyarlılık oluşturamıyor.  

Çalışıyor ancak bizzat kız babası olan Başbakanın Gülşah öğretmenin, Fatıma Nur Çelik’in ailelerine başsağlığı mesajı göndermesini sağlayamıyor. Bakanlık Başbakana; çok çocuk talebinin lafla değil icraatlarla dile getirilebileceğini; çocuk parası, hamilelik yardımı ve annelik maaşı gibi somut politikalarla desteklenmesi gerektiğini, aksi halde kürtaj karşıtlığı gibi bu talebin de kadınların kararlarına müdahale sayılacağını, etik durmayacağı gibi etkili de olmayacağını söylemeye cesaret edemiyor. Bakanlık egemen zihniyetin huzurunu kaçırmayacak, halkın nazarında da az çok göz dolduracak geçici çözümlerle günü kurtarmaya çalışıyor.

Oysa “şiddet” muhafazakâr bir reflekstir ve ancak köklü bir zihniyet mücadelesi ile çözülebilir.

Bakanlık çalışır ama unutur… Halk da unutur ama biz Münevver Karabulut cinayetinde sarfedilen talihsiz açıklamaları unutmadık. Ölenlerin ardından yapılan açıklamalardaki gizli şiddeti farkedenlere ne mutlu. 

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

3 Comments

  1. Zeynep
    13 Ocak 2013 at 17:55

    Emine Hanım düşüncelerimize tercüman oldunuz. ağrılı Melek, batmanlı Hatice ve daha nice şiddet töre mağduru genç kadın ne kadar çabuk unutuluyor. bir yenisi eklenince diğerleri aklımıza geliveriyor. ne kadar acı.

  2. Mehmet Bayram İlkimen
    14 Ocak 2013 at 15:53

    Her zamanki gibi yazınız çok iyi. Ama, yazılarınızı kaç kişi okuyabiliyor? Bu okuyanlar arasında kaç kişi anlamı -özü- idrak edebiliyor? Yazılarınızı, umarım yüzbinler okuyabilir. Özellikle üniversitelerdeki prof. ünvanlı hocalarımız!!

  3. birol
    15 Ocak 2013 at 08:53

    yazılarınızı beğenerek okuyorum ve sizi tebrik ediyorum, sağlıcakla kalın…

Yorumunuzu bırakın

İlgili Haberler

Ünlü Düşünürler ve Günümüz İdeal Devlet Modeli Uyarlaması Fikir & Yazı
Mayıs 6, 2026

Ünlü Düşünürler ve Günümüz İdeal Devlet Modeli Uyarlaması

Köy Enstitüleri: Toprağın İçinden Doğan Devrim Fikir & Yazı
Nisan 19, 2026

Köy Enstitüleri: Toprağın İçinden Doğan Devrim

“Dabbetu’l-arz” nedir “Yecüc ve Mecüc” kimdir? Fikir & Yazı
Nisan 10, 2026

“Dabbetu’l-arz” nedir “Yecüc ve Mecüc” kimdir?

ZAMAN AKIŞI

May 6 21:09
Arkasayfa

Ünlü Düşünürler ve Günümüz İdeal Devlet Modeli Uyarlaması

Nis 21 13:45
Emek

Enerji Bakanlığı önünde açlık grevine başlamışlardı: 110 madenci gözaltına alındı

Nis 21 12:27
Gündem

İki jüri, yüzlerce acı

Nis 21 12:14
Arkasayfa

Cezasızlık

Nis 21 11:56
Emek

Fazla mesai ücreti ödenmezse ne yapılmalı?

Nis 20 21:34
Arkasayfa

Kapitalizmin büyük dönemeci! – I. Bölüm

Nis 20 21:27
Eğitim

Çocukların kanı…

Nis 19 21:07
Arkasayfa

Köy Enstitüleri: Toprağın İçinden Doğan Devrim

Nis 17 19:42
Gündem

Liseliler güvenli eğitim için MEB’e yürüdü

Nis 17 19:39
Gündem

Dünyada olup (da) bi(tmey)en şeyler

Nis 17 19:36
Sağlık

İnflammaging nedir? Longevity ile hücresel yaşlanmayı durdurma

Nis 17 19:32
Sağlık

Güç Zehirlenmesi ve Adalet Üzerine

Nis 17 18:41
Arkasayfa

Okul saldırılarında suçlu oyunlar mı?

Nis 16 11:44
Arkasayfa

2026 1 Mayıs’ına giderken dünyada ve ülkemizde durum vaziyet!

Nis 16 11:38
Arkasayfa

Listeler

Nis 14 13:36
Arkasayfa

Hacettepe 3’ledi, sırada Malatya mı var?

Nis 14 11:56
Emek

İşten çıkarılma tehdidi altındaki hamile işçi ne yapmalı?

Nis 13 13:49
Kültür & Sanat

1984’te bir gün…

Nis 13 13:10
Arkasayfa

Son sözünü söylememiş bir cenaze

Nis 13 13:03
Gündem

Yeni belgeselimiz: „Trump Amerikası“

Nis 10 21:22
Arkasayfa

“Dabbetu’l-arz” nedir “Yecüc ve Mecüc” kimdir?

Nis 10 14:16
Arkasayfa

Güney Kore-Norveç ve Japonya’nın Kalkınma Modelleri ve Türkiye Uyarlaması

Nis 9 15:02
Gündem

Esnaf savaşın kurbanı oldu: Mart ayında 10 bine yakın dükkan kapandı

Nis 9 13:17
Ekonomi

Tek kullanımlık plastik yasağı sonrası 35 bin kişi işsiz kalabilir

Nis 9 13:10
Arkasayfa

Sosyal medya yasası: Örtülü sansür yasası

Nis 9 13:07
Ekonomi

İnşaat maliyetinde yıllık artış 13 ayın zirvesini gördü!

Nis 9 12:40
Emek

1 Mayıs meydanı Taksim Meydanı’dır

Nis 9 12:28
Emek

Ölüm rejimi

Nis 8 12:45
Ekonomi

Zeytin ve zeytinyağı fiyatları tavan yaptı: Son 8 ayda yüzde 60’lık zam

Nis 8 12:28
Gündem

İkinci ayında İran’da savaş!..