İsrail’in yaptığı bu saldırının bütün dünya devletleri tarafından kınandığını belirten Kazan, ”Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden böyle bir kararın çıkması her şeyden önce gemidekilerin tamamen Türk vatandaşlardan ibaret olmaması, bütün dünya devletlerinden vatandaşların bu gemide bulunmasındandır. Bunun içindir ki bu saldırının ardından Türkiye İsrail’den büyükelçisini çekerken Mısır, Yunanistan, Fransa da çekmiştir. Peş peşe ülkelerin büyükelçilerini geriye çekmeleri elbette İsrail’i ikaz etmek açısından fevkalade isabetlidir” diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Meclis’te yaptığı konuşmanın son derece vurucu ve güzel bir konuşma olduğunu vurgulayan Kazan, şöyle devam etti:
”Ama bunun arkasından birtakım yaptırımların uygulanması gerekir. O yaptırımlar da Güvenlik Konseyi tarafından kınama cezası paralelinde verilmiş olan müeyyidelerin uygulanmasıdır. Bunların teker teker uygulanmasını bekliyoruz. Özellikle bu gemide bulunan vatandaşların iadesi konusunda taahhüt, hüküm yerine getirilmiştir. İsrail için tazminat da söz konusudur.”
Şevket Kazan, bu olayda Türk hükümetinin de eleştirilecek yanlarının bulunduğunu iddia ederek, şunları kaydetti:
”Aşağı yukarı 700 kişiyle insani yardım gemisi yola çıkarken İsrail’den tehditler savrulmuştur. Buna karşı hükümetin bu gemiyi uluslararası sularda seyir halindeyken koruması lazımdı. İsrail, bunun böyle olacağını düşünmüştür. Düşündüğü için de harekatın uygulandığı sabah bizim İskenderun deniz ikmal birliğine o saldırılar yapılmıştır. O saldırıyı yapan araştırıldığı zaman görülecek, PKK değil İsrail’in ajanlarıdır. Gemiye saldırma başlamış onun arkasından yarım saat, bir saat geçmeden İskenderun vurulmuştur. Bu ne demektir, gemi saldırılarına karşı Türkiye bir hareket yapacak olursa o hareketi de önleyelim demektir. Onun için bu gemi korunmamıştır.



