Avrupa’da ekonomik krizin derinleştiği ülkelerde işçi sınıfının direnişi de giderek artış gösteriyor. İspanya’da bunun bir örneği daha yaşandı. Madrid metrosu işçileri, Madrid yerel yönetiminin “Acil Önlem Paketi” çerçevesinde kamu çalışanlarının maaşlarını yüzde 5 kesmek gibi adımlar içeren bir yasa geçirmesi karşısında eylem kararı aldı.
İşçiler, 28 Haziran’da üç günlük bir grev yapmaya karar verdiler. 7 bin 500 metro işçisinin hep birlikte toplanıp eylem kararı aldıkları toplantıda neredeyse oy birliğiyle alınan bir diğer karar, işçileri “normal zamandaki hizmetin yüzde 50’sini grev zamanında da sunmaya” zorlayan yasal asgari hizmet kuralını gözardı etmek oldu.
İktidardaki Sosyalist Parti hükümeti, greve karşı çıktığını duyurdu. Madrid yerel yönetiminin başkan yardımcısı Ignacio González ise, gerektiği takdirde askeri müdahale olasılığını gözardı etmediklerini duyurdu. González, bir askeri müdahale için yetki vermesi gereken İçişleri Bakanı’nın “işbirliği yapmak konusundaki istekliliği” için de teşekkür etti.
İspanya’da asker, bir işçi direnişini bastırmak için son olarak 1976’da, Franco faşizminin son günlerinde kullanılmıştı.
Greve çıkan 7500 metro işçisi, Genel İşçi Birliği (UGT) konfederasyonuyla da gerildiler.
Sendika yöneticileri “eylemlerine siyaset karıştırmak istemedikleri” açıklamaları yaparken, önlemeye çalıştıkları bir başka şey de, aynı günlerde Bask bölgesinde yapılan genel grevle metro işçilerinin eylemi arasında bir eylem birliği kurulması oldu. Sendikalar, hükümetle gizli toplantılarda alınan “ekonomik önlem kararları”na da destek vereceklerini bildirmişlerdi.



