Bazen batı ülkelerine gittiğimizde de Türkiye’nin çağdaş dünyanın ortak değerlerine uyumunu, demokrasiye, din ve devlet işlerinin ayrı olmasına, çağdaş dünyanın ortak değerlerine olan yatkınlığımızı anlatmakta zorlanıyoruz. Yani her iki tarafta da gariplik hissediyoruz.” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İmam Hatip Liseleri Arası Kur’an-ı Kerim Okuma Yarışması Türkiye Finali, Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Bardakoğlu, burada yaptığı konuşmada, bazı İslam ve Batı ülkelerindeki farklı algılardan dolayı dini anlatmakta zorlandıklarını kaydetti. Bardakoğlu, şöyle dedi:
“Her iki tarafta da gariplik hissediyoruz. İslam ülkelerine ülke insanının din, diyanet, Kur’an, Allah ve peygamber sevgisi konusunda tarihinden taşıdığı misyonunun nasıl hızlı ve güzel bir şekilde geliştirdiğini anlatmakta, daha doğrusu biz anlatıyoruz da başkalarının anlaması zor oluyor.
Sadece ülkemizde 90 bin hafızımızın olduğunu söylememiz, 90 bin civarında camimizin olduğunu ve yazın bu camilerde bütün çocuklarımızın bütün camilere adeta Kur’an eğitimi için kullandıklarını anlatmamız tartışmayı kesen bir son cevap oluyor. Gerçekten biz bu hizmetlerle iftihar ediyoruz.”
Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, Türkiye’deki Müslümanlığın ‘Türkiye Müslümanlığı’ demesini uygun görmediklerini belirterek, “İslam tek bir dindir. Tek bir dinin farklı tanımlamaları doğru değil. İslam İslamdır. Türkiye’de izim Müslümanlık geleneğimizin, anlayışımızın, temel özellikleri vardır.” ifadelerini kullandı.
Haritaya bakıldığında, Türkiye’nin bütün kıtaların ortasında görüldüğünü aktaran Bardakoğlu, konuşmasında şunları kaydetti: “Bu bizim için büyük bir kazanç. Aynı zamanda da risk oluşturuyor. Farklı coğrafyaların ve kültürlerin kesişme noktasında olmamız bize çok şey kazandırdı. Adeta her medeniyetten her kültürden süzülerek bize çok ilgiler çok önemli zenginlikler miras kaldı.
Türkiye’deki Müslümanlık adeta ilgi temeline dayalı olarak hoş görü sevgi ve saygı temeline dayalı olarak gelişti. Özellikle son 50 yılda İmam Hatip Liseleri’nin Türkiye’deki Müslümanlığın kıvamında çok önemli faydalarda bulundu. İmam Hatip Liselerinin Türkiye’deki din anlayışına Türkiye’deki bu hoş görü barışçıl din anlayışına katkısını çoğu zaman gözden kaçırıyoruz.
Onu siyasi tartışmaların hemen ortasına çekebiliyoruz. Güzel yurdumuzda hiçbir zaman din hizmetlerinde fetret yaşanmadı. Eli öpülesi nice insanlar özlük haklarının olmadığı bir dönemde ile bu hizmeti ifa ettiler ve hiç kimseden de bir şey istemediler. 30-40 yıl bu ülkeye din hizmeti veren nice insanlarımız var.”
BARDAKOĞLU: ŞEHİT OLAN KARDEŞLERİMİZİN ACISINI YAŞIYORUZ
Bardakoğlu, bugünlerde kederli olduklarına vurgu yaparak, birlik, dirlik ve beraberlik için şehit olanların acısını yaşadıklarını aktardı. İnsani yardım götürme adına fedakarlıkta bulananların, uluslararası karasularda hunharca şehit edildiğini öğrendiklerini ifade eden Bardakoğlu, şunları söyledi:
“Bütün bunlar bizlerde karamsarlık yarattı. Artık manevi değerlerimiz ahlaki ve aile değerlerimizin hırpalandığını, dışarıdan esen kuvvetli fırtınalarla adeta buharlaştığını görüyoruz. Umutlarımız kararıyor. İnsan insandan başka kendisine farklı düşmanının olmadığını ve dünyada ne kadar olumsuzluklar varsa insanın kendi eliyle yönettiğini görüyoruz.
Bunlar bize hep karamsarlıklar veriyor. Bu işin sadece bir kısmı. Yüce kitabımız Kur’an’a baktığımızda güzel insanımıza güzel yurdumuza bir başka açıdan baktığımızda, sayısız güzelliklerin bir arada yaşandığını, bir çok nimetin halen aramızda var olduğunu Kur’an’da okuduğumuzda bütün iyi ve kötünün, doğru ve yanlışın çirkin ve güzelin hazreti Adem’den bu tarafa birlikte var olduğunu, birlikte mücadele halinde olduğunu fark ediyoruz.
Rabbimize şükrediyoruz ki bizi hep iyiler arasında yarattı. Bize iyi olmayı öğretti. Salihlerin ve hayır ehlinden olmayı öğretti. Bu bakımdan da bardağın dolu tarafını görüyoruz.”
Bardakoğlu, Türkiye bugün, başkanlıklarına kayıtlı 90 bin hafız ve 90 bini aşkın Kur’an kursunun bulunduğunu belirterek, “Diyanet İşleri Başkanlığı Tashih Kurulu kıraat ilminin gelişmesine, Kur’an’ın, ezanın güzel okunmasına çok büyük önem vermekte, her geçen gün bu kutsalımız daha değil, daha liyakatli arkadaşlarımızın yetişmesine zemin hazırlamaktadır.



