İslamcılığın artık mevcut çelişkiyi izah edebilecek durumda olmadığını belirten Çamucu, kapitalizmin dindarlıkla uyumlulaştığı yeni şartlarda kapitalizme karşı adaleti ve özgürlüğü savunan; sanal ekonomilerin kutsallaştığı tarih anında emeğin değerini yücelten; toplumsal eşitsizlikleri kural haline getiren ve doğallaştıran algılara karşı eşitlik fikriyle savaş açan; zenginliğin azgınlaşmasına (tuğyan-tağut) karşı yoksulların hakkını dava edinen ve bunların sosyolojisine dayanan yeni bir fikir, hareket ve siyasi tutum gelişmekte olduğunu, ancak Ama bu hareketin, dini kimliği siyasallaştıran akımların veya din milliyetçiliğinin tersine, politik itirazını bireysel ve toplumsal alana dönük fikri, itikadi ve fıkhi ıslah ve ihya zeminine inşa ettiğini söyledi. İşte Çamurcunun yazısından satır başları:
* Emevi sarayına yakın ulemanın icat ettiği o dönemin reel-politik düşünce ve inanç akımları da kendi zamanlarının olayları karşısında geliştirdikleri tutum, yorum ve yaklaşımlarla bugün muhtelif cemaat, akım ve çevrede varlığını sürdürüyor.
* Emevi sarayına yakın ulemanın icat ettiği o dönemin reel-politik düşünce ve inanç akımları da kendi zamanlarının olayları karşısında geliştirdikleri tutum, yorum ve yaklaşımlarla bugün muhtelif cemaat, akım ve çevrede varlığını sürdürüyor.
* Muhaliflerinin “mutezile (ayrılıkçı)” adını taktığı “Tevhid ve Adalet Hareketi” de bugün aynı isimle olmasa bile düşünceleri itibariyle Müslüman âlim, aydın ve entelektüellerin fikirlerinde yaşamaktadır. İranlı dünyaca ünlü düşünür Abdulkerim Suruş, artık kendisini “Şii” olarak tanımlamamakta, “yeni Mutezili” olduğunu söylemektedir. Entelektüel (aydın) âlim profilinin önde gelen isimlerinden R. İhsan Eliaçık, inançta tevhid (birlik) ve toplumsal hayatta adalet fikrinin bu topraklardaki temsilcilerindendir.
* İslamcılık, dini kimliğinin yeniden doğuşunu savunan sosyal ve siyasal bir çıkış, itiraz, isyan ve mukavemet hareketiydi. Fakat dini kimlik içinde muhafazakar-liberal anlayış ile sol-sosyal adalet siyasetinin ayrıştığı bugünkü yeni koşullarda İslamcılık artık mevcut çelişkiyi izah edebilecek durumda değildir.
* Muhafazakar-liberal iktidar günlerinde din ve kültür milliyetçiliğinin varlık sebebinin ortadan kalkması nedeniyle ne İslamcılık, ne Büyük Doğu ve Diriliş hareketleri, ne de Milli Görüş bugünün modeli olamazlar.
* Kapitalizmin dindarlıkla uyumlulaştığı yeni şartlarda kapitalizme karşı adaleti ve özgürlüğü savunan; sanal ekonomilerin kutsallaştığı tarih anında emeğin değerini yücelten; toplumsal eşitsizlikleri kural haline getiren ve doğallaştıran algılara karşı eşitlik fikriyle savaş açan; zenginliğin azgınlaşmasına (tuğyan-tağut) karşı yoksulların hakkını dava edinen ve bunların sosyolojisine dayanan yeni bir fikir, hareket ve siyasi tutum gelişmektedir. Ama bu hareket, dini kimliği siyasallaştıran akımların veya din milliyetçiliğinin tersine, politik itirazını bireysel ve toplumsal alana dönük fikri, itikadi ve fıkhi ıslah ve ihya zeminine inşa etmektedir.
* Adalet ve özgürlük hareketi, adalet, özgürlük, eşitlik, dayanışma ve paylaşma şiarlarını İslam düşüncesinin tarihsel tüm damarlarından günümüze getiren bir ihya hareketi olarak insanlık tarihinin binlerce yıllık çağrısını tekrarlamaktadır.
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


