Çatışma ve saldırılarda ölen asker sayısının giderek artarken, ölenlerin arkasından gerçekleştirilen cenaze törenleri ve ailelerine gösterilen “teveccüh”, Türkiye’de yaşamın oldukça “ucuz” olduğu gerçeğini gizleyemiyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait Mehmetçik Vakfı’nın iştiraklerinden biri olan Mehmetçik Sigorta şirketinin “şehitlik poliçesi” uygulaması, ölen askerlere ödenen para yardımının kaynağının askere oğlunu gönderen aileler olduğunu gösteriyor.
Ülkemizde her yıl iş kazalarında da yüzlerce işçi ya hayatını kaybediyor ya da sakat kalıyor. Ölen işçilerin ailelerine ve sakatlanan işçilere verilen tazminatlar, “sus payı” işlevi görürken, yıllardır çalışan işçilerin alınterinin karşılığı olamıyor.
Ölüm madenlerde de kol geziyor. Özelleştirme ve taşeronlaştırma uygulamaları nedeniyle, işçiler için adeta cehenneme dönen madenlerde ölümlü kazalar giderek artıyor. Madenlerde ölen ailelere verilen göstermelik tazminatlar, insan yaşamının kapitalizmde fiyatını gözler önüne seriyor.
Son günlerde çatışmalarda artan sayıda askerin ölmesi, cenaze törenlerinde hamasi nutuklar çekilirken, askerlerin ailelerine verilen tazminatları gündeme getirdi.
Bu tazminatların büyük bir kısmının yine ölen askerler ya da ailelerinden karşılanmış olduğu ortaya çıktı. TSK Mehmetçik Vakfı, TSK Elele Vakfı ve TSK Eğitim Vakfı’nca kurulan sigorta şirketi “Mehmetçik Sigorta”, ailelerden asker olan oğullarını 20 TL karşılığı sigortalamalarını istiyor. Karşılığında, “vefat veya tam malüliyet” gerçekleşmesi durumunda, tazminat olarak 22 bin 500 TL ödemeyi taahhüt ediyor.
Öte yandan, askerlerin ne şekilde ölmüş olduğuna göre verilen tazminat miktarı, yani ölen askerin “hayatının ne kadar ettiği” değişiyor. Terörle mücadele nedeniyle ölen askerlere verilen tazminat 40 bin TL düzeyindeyken, görevdeyken trafik kazası geçiren bir askerin ailesine verilen tazminat bu miktarın dörtte birine düşüyor. Gölcük Depremi’nde ölen askerlerin ailelerine ise 8 bin TL verilmişti.
Türkiye’de son altı ayda yaşanan üç maden kazasında 63 kişi hayatını kaybetti. Son olarak, Zonguldak Karadon maden ocağında yaşanan grizu faciasında yaşamını kaybeden 30 işçiye verilen “kan parası” 5-10 bin TL mertebesinde oldu. Türk Taşkömürü Kurumu’na bağlı madende taşeron şirkette çalışan işçilerin ailelerine verilen tazminatın miktarı ise kamu işçilerine verilenden daha düşük.
Madenlerde özelleştirmeden önce ödenen tazminatlar oldukça yüklüyken, özelleştirme ve taşeronlaştırma uygulamalarından sonra “insan hayatının” değeri düşüyor. Ocakların kamudan çıkmasıyla birlikte, tazminat uygulaması patronların insafına terk edilmiş durumda. Ölen işçilerin ardından ceza da almayan işveren, bir süre “konuyla ilgili” görünüp, ölümlerin ardından ailelere komik rakamlar dağıtıyor.
Zonguldak’taki faciada, cesedine ulaşılamayan 2 madencinin ailelerine devlet tarafından “para yardımı” verilmesi, bu madencilerin “kütüğe ölü kaydı”nın düşülmemesi nedeniyle yılan hikayesine dönmüştü. Kamuoyunda oluşan tepkilerden sonra, Zonguldak Valisi Erdal Ata’nın devreye girmesiyle sözkonusu işlem yapılmış ve madenciler ölü sayılmış, ailelerine de cesedine ulaşılmış madenciler gibi para yardımı yapılmıştı.
İşin bir başka boyutunu ise orta büyüklükteki madenler için, maden sahiplerinin ilave 300-400 bin TL bir harcama yaparak grizu patlamalarını önleyebilecek olmaları oluşturuyor. Yani patronlar açısından madende çalışan işçilerin hayatının değeri 300 bin TL etmiyor. Söz konusu masrafı yapmaktansa, işçilerin ölümü daha az “maliyetli” olarak değerlendiriliyor.
Türkiye’de her yıl iş kazalarında yaklaşık bin kişi hayatını kaybediyor. Ölümlü iş kazalarında, aileye verilecek maddi tazminat, ölen işçinin geliri, yaşı, hayatta iken sağladığı maddi destek, hayatta olsaydı normal ölüm yaşına kadar olan süre içinde ailesine sağlayacağı destek gibi kriterler göz önüne alınarak bilirkişi tarafından tespit ediliyor.
Ancak, kriterler arasında en başta gelen ölen işçinin geliri, Türkiye gibi, asgari ücret ve altında çalışan yüzbinlerce işçinin olduğu bir ülkede, tazminatların düzeyinin sınırlı kalmasına yol açıyor.
Yine ölümlü kazalarda, ailenin manevi tazminat isteme hakkı bulunuyor. Manevi tazminatın miktarı başvurulan mahkeme tarafından belirlenirken, bu tazminatın meblağının “zenginleştirici” olmaması temel kriter olarak konuyor.
İş kazalarında, kazadan sonra işçinin iş göremezlik derecesine göre hem tazminat hem de iş göremezlik ödeneğinin miktarı belirleniyor. Ancak çoğu zaman, alınan tazminat ve ödeneklerin düzeyi, tüm yaşamı altüst olan işçiye bir şok daha yaşatıyor.
Bu duruma en son örnek geçen hafta, İzmir’de çalıştığı iş yerinde 4 parmağını kaybeden işçiye 6 yıl sonra 5 bin lira tazminat ödenmesi olmuştu.
İzmir’de bir plastik fabrikasında çalışan Veysel Çiçek, 6 yıl önce işyerinde geçirdiği kazada sağ elini makineye kaptırmış, 4 parmağını bu kaza sonrası kaybetmişti. Çiçek’e, yüzde 43 oranında iş göremez raporu verilmesinin ardından Çiçek, 4 yıl önce, İzmir 9. İş Mahkemesi’ne başvurarak işveren hakkında dava açmıştı. Bilirkişi raporuna göre davalı işverenin, kazanın oluşumunda yüzde 50 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, dava sonucunda ise işçiye 5 bin lira tazminat ödenmesine karar verilmişti.
Davanın sonucunu öğrenen işçi,”Kim, parmaklarını bin liraya verir ki? Ben 4 parmağımı kaybettim. Şimdi özürlü olarak dahi iş bulamıyorum” ifadelerini kullanmıştı.
Isparta’da 30 Kasım 2007’de meydana gelen uçak kazasının ardından haklarını arayan yolcu yakınlarından 17’sine, Eureko Sigorta Şirketi’nin daha önce teklif ettiği düşük tazminat bedelleri kamuoyu tepkisinin ardından yükseltilebilmişti.
Uçak kazasında hayatını kaybedenlerin yakınlarından Bülent Ceylan’ın Avukatı M. Hakan Koçer sigorta şirketlerinin asgari ücret üzerinden kendilerine verilen teklifi makul görmedikleri için kabul etmediklerini belirtmişti.
Ceylan bu doğrultuda Eureko Sigorta Şirketi ve Atlasjet firması hakkında Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesine dava açmıştı.
Yıllar önce Doğu illerinde köyleri yakılan, evlerinden uzaklaştırılan, göç etmek zorunda bırakılarak tüm yaşamları değişen vatandaşlar için çıkarılan “Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun”la birlikte Mardin’deki köylülere bin ila 8 bin TL tazminat ödenmesine karar verilmişti.
“Terörle mücadele” sırasında köylülere zarar veren devlet 14 yıl önce topraklarından ayrılan köylülere 14 yıllık bir masraf bilançosu çıkararak bin ila 8 bin TL tazminat önermişti.



