• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Ocak 16, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

      Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

      Emekliye ‘yük’ diyen faiz düzeni

      Emekliye ‘yük’ diyen faiz düzeni

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Çok kadın! Kork, kadın!

    • Yaşam
      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

      Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      ‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

      ‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

    • Türkiye
      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Zulüm devri

      Zulüm devri

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

    • Dünya
      Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

      Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

      ABD'den İran'a gümrük vergisi darbesi: Türkiye'ye etkisi ne olacak?

      ABD'den İran'a gümrük vergisi darbesi: Türkiye'ye etkisi ne olacak?

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Çok kadın! Kork, kadın!

      Halep’te kim kazandı?

      Halep’te kim kazandı?

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

      Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

      Dünya sokakta: Kapitalizm çözülürken insanlık neyi arıyor?

      Dünya sokakta: Kapitalizm çözülürken insanlık neyi arıyor?

      Öğretmenlik meslek kanunu uzantısı sürgün ve hak ihlalleri rejimi

      Öğretmenlik meslek kanunu uzantısı sürgün ve hak ihlalleri rejimi

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

“İktidar İlişkileri emekçileri sömürüyor!”

“İktidar İlişkileri emekçileri sömürüyor!”

Ağustos 1, 2010 Gündem 0 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest


Dizilerle başlayalım. Bugün giderek büyüyen bir dizi sektörüyle karşı karşıyayız. Aynı zamanda bu sektörün Türkiye’de, tersanelerden sonra en yoğun sömürünün olduğu ikinci sektör olduğu söyleniyor. Dizi sektöründeki koşulları bir de sizden dinleyelim.

 

Bizler oyunculuk yaparak İstanbul’da yaşayabilmenin yollarını arıyoruz. Ve bu gittiğimiz mecralar, bizi sürekli bir televizyon işi yapmaya itiyor. Yapmak zorunda kalıyoruz. İçlerimizden bazı şanslı olanlar, sadece reklam seslendirmesi yaparak yaşayabiliyor. Ama açık açık söylemek gerekirse, bir oyuncunun çocukları varsa, İstanbul’da yaşıyorsa mutlaka ekstra para kazanmak zorunda. Geçtiğimiz son 15 yılda, ekstra para kazanmanın yolu da dizi yapmak oldu.

80’lerdeki Türk sineması zaten, apolitik ve garip bir şekilde yalnızlaşmış, kendi içinde konusuzlaşmış bir sinemaydı. Şarkıcılarla, türkücülerle, mankenlerle idare etmeye başlamıştı. Televizyonlar açılmaya başladıktan, Türk dizileri yapılmaya başladıktan sonra yine şarkıcıların, türkücülerin yanına, zor durumda olan oyucular eklenmeye başladı. Onunla birlikte seyircinin yapısı da bir parça değişmeye başladı. Şimdi oyunculuk piyasasında, televizyon piyasasında genellikle okul bitirmiş ya da bir tiyatroda oyunculuk yapan oyuncular oynamaya başladı. Televizyon kendi içinden çıkan starlarını, oyunculuk kökenli insanlardan seçmeye başladı. Bu da halkın beğenisinin yükseldiği anlamında geliyor. Senaryolarda, çekimde, oyunculuklarda bir ilerleme var. Tabii ki de olacak, çünkü bu bir etkileşim.


Ama asıl önemli hikaye şu: Büyük kanal patronları her zaman siyasilerle dirsek temasında oldular, çünkü siyasiler her zaman, kendi taraflarına çekmeye çalışırlar. Sonunda çark şuna döndü: “Sen bana dokunma, ben sana dokunmayayım”. Ve bu karşılıklı ateşkes anlaşması, televizyon sektöründe çalışan insanların fütursuzca sömürülmesine yol açtı.


 

Setlerdeki koşullardan biraz daha bahsedebilirseniz. Çok uzun çalışma saatlerinden, iş kazalarının çokluğundan, güvencesiz çalıştırmadan vs. sıkça bahsediliyor.

 

Bu pek çok kişi tarafından dile getiriliyor. Zaten BİROY’un (Birleşik Oyuncular Meslek Birliği) kurulmasındaki amaç da buydu. Sadece oyuncular değil, ben oyuncu gözüyle baktığım için oyuncular diyorum, ama bu sektörde çalışan herkes yakında bunun üyesi olacak. Ve 5-10 yıla kalmaz, belki de çok daha kısa bir zamanda, oyuncular sendikalı olacak, çalışma saatleri buna göre düzenlenecek. Bu sömürü düzeni biraz daha iyileşecek.

Asıl önemlisi, üstüne basarak tekrar söylemeye çalıştığım şey, medya ile siyasilerin işbirliği. Çünkü bu kararlar Meclis’ten çıkacak, “bu insanları sömürmeyin” diyecek, sendika hakları, telif hakları, çalışma saatleri gibi durumlar Meclis’ten çıkacak olan kararlarla kesinleşecek. Ama bir takım medya patronları, ellerinde koca koca gazeteleri, koca koca televizyon kanallarını tutan medya patronları, bunun önüne her zaman geçiyorlar.

 

 

 

Bu sendikal girişimden biraz daha bahsedebilir misiniz? Bu yapı tüm set işçilerini kapsayacak mı?

 

Evet. Herkesi kapsıyor. Sinemaya, televizyon dizilerine çalışan olarak emek vermiş herkesi kapsıyor. Ama özellikle oyuncuların telifini kapsıyor.

 

 

 

Örgütlenme şu anda ne aşamada?

 

Şu anda kendi kurullarını ve kurumlarını, kendi düzenini sağlamış durumda. Avukatlarla birlikte çalışılıyor. Bir takım modeller üzerine çalışılıyor. “Kuruluş modeli ne olmalı?” gibi şeyler üzerine. Şu an şunu söyleyebilirim, televizyonlardan, tiyatrodan yüzüne aşina olduğunuz bir çok ünlü yönetim kurulunda görev yapmakta.

Diziler, sinema, 1990’dan beri bir atılım içerisinde, aslına bakarsanız son iki üç yıldır, bakıldı ki hiçbir şey olmuyor, kimse bizim adımıza bir şey yapmayacak, ancak biz hareketlenirsek bir şeyler olacak mantığıyla, örgütlenme başladı.


 

Yapımcılardan, ya da televizyon kanallarından bir tepki aldınız mı?

 

Kaç tane yapımcı sendikalı olma yolundaki oyuncularla çalışmayacaklarını deklare ettiler. Ama Türkiye’de şu an bu işi yapan, kalburüstü 50-60 kişi var zaten. Bu 50-60 kişi de işin içinde. Onun için bir noktada tıkanacaklar.

 

 

 

Dizilerde ya da setlerde çalışan insanlara verilen ücretler arasında çok büyük farklar hatta uçurumlar olduğu söyleniyor.

 

Aslında bu dizi, televizyon gibi işlerin hepsi ekip işidir. Ama bu starlar, okul bitirmiş olsalar da olmasalar da, “ben şu kadar para istiyorum” diyorlar. Şöyle oranlayarak söyleyeyim: bugün bir starın aldığı para o setin bir haftalık çalışmasında, setin bütün işçilerinin aldığı paradan daha fazla. Bugün bir televizyon starına 75 bin ile 150 bin arasında paraların verildiği söyleniyor. Bu paraları da direkt kanal ödüyor. O adama ya da kadına bu parayı tek başına verdiği için, yapımcıya daha az para veriyor. Sette çalışan diğer elemanlar, ışıkta, set biriminde vs. daha az para almak zorunda kalıyorlar. Ama “sus otur, konuşma” diyorlar. “Bu tarz starların olduğu işler, 36, 70 bölüm falan devam ediyor, bari bir iki yılımızı kurtarırız” diye onlar da seslerini çıkartmıyorlar.

 

 

 

Tiyatroya gelirsek, diziler tiyatroyu da etkiliyor, tiyatronun arka planda kalmasına neden oluyor gibi görünüyor. Tiyatro oyuncuları da sizin de dediğiniz gibi dizilerde oynamak zorunda kaldıkları için giderek daha fazla buraya vakit ayırmak zorunda kalıyor herhalde. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Açıkça söylemek gerekirse, tiyatro tamamıyla gönül işi. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde bu böyle. Tiyatro yapmak isteyenler, tiyatro yapınca, o duyguların ne olduğunu bilenler zaten tiyatro yapıyor. Biz sürekli, diziler, sinema filmleri tiyatroyu öldürüyor gibi haberler yapıyoruz. Hiç alakası yok. Tiyatro yapmak isteyenler yapıyor. İyi yapıldığı taktirde, tiyatronun izleyicisi de var. Ben İstanbul Halk Tiyatrosu’nun kurucu ortaklarından biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

 

 

 

Tiyatronun durumunu genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Özel tiyatroların zor durumda olduğundan, seyircilerin azaldığından bahsediliyor.

 

Ben de özel tiyatro yapıyorum. İstanbul Halk Tiyatrosu. Orada bakıyorum, hiç öyle bir durum yok. Gittiğimiz her yerde ful oynuyoruz. Seyircimiz gayet iyi, ne demek istediğimizi gayet iyi anlıyor. Seyirci de beğendiği işe gidiyor, beğendiği işi başkalarına öneriyor. Bizler de tiyatro sanatının iyisini yapabilmek için, artık sığ beğenilere hitap eden tiyatrolar yapmamalıyız. Sığ beğenilerden kastım, yanlış anlaşılmasın, tiyatronun etiğine uygun, sözünü lafını anlatabilecek oyunlardan bahsediyorum. Birçok tarzda oyun yapılıyor. Küçük Parisler, küçük New Yorklar için tiyatrolar yapılıyor. Buna da ihtiyaç var. Sulu zırtlak komediler yapılıyor. Buna da ihtiyaç var. Ama halkın genelini toplayacak, lafı sözü olan tiyatroya da ihtiyaç var. Bunların hepsini nitelikli yaptığınız taktirde, inanın seyirci sayınızda bir düşme olmaz.

 

 

 

Biraz da Şehir Tiyatroları’nın durumundan bahsedelim. Son dönemde malum bazı gazetelerin, Şehir Tiyatroları’nda örneğin çok fazla Nâzım oyunu oynandığı ama Necip Fazıl’ın oyunlarının oynanmadığı gibi bir tartışma başlattığına şahit olduk.

 

Yok öyle bir şey. Necip Fazıl da oynandı. Hatta ben oynadım Bir Adam Yaratmak oyununda. Hiç de abartıldığı gibi bir İslamcı oyun değildir. Ancak şunu da söylemek istiyorum. Sanat özünde anarşisttir. Bir takım konservatif eğilimli siyasi görüşlerin, bir takım gerici siyasi görüşlerin, sanatın birçok dalında, özellikle tiyatro edebiyatında, dünya çapında eserler verebilmeleri mümkün değildir. Tiyatro sanatına çok yabancı bir takım siyasi görüşlerin, neden tiyatro sanatında iyi eserler üretemediğinin en bariz açıklaması budur. Çünkü ellerinde tiyatro yapacak elemanları yoktur, ellerinde tiyatro sanatı yazacak birikimleri dünya görüşleri yoktur. Son zamanlarda böyle bir tartışma var, muhafazakarlar niye kendi sanatlarını yaratmıyorlar diye. Sanat özünde anarşisttir, muhafazakar değildir, zaten yaratamazlar. Bugün herhangi bir ödenekli tiyatroda siyasilerin baskısının olması normaldir, çünkü parayı onlar vermektedir. Ama ellerindeki materyal, kendi siyasi görüşleri her neyse onu savunacak materyal, sanatta kapı bulmaz.

 

 

 

Siyasete geçmişken, son dönemde AKP iktidarının sanata ve sanatçılara dönük baskıcı bir tutum içerisinde olduğu görülüyor. AKM’nin kapatılması gibi çok somut adımlar da atıldı. Siz bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Sanatla ve sanatçıyla problemlerinden çok, bütün sağ iktidarların ortak bir problemleri vardır. Bütün sağ iktidarlar, özellikle Türkiye’de, baraj, yol, bina üzerine kuruludur. Yani onlar dünyaya çok materyalist bakarlar. İsterler ki, orada alışveriş merkezi olsun, dört şeritli otobanlar olsun… Bu İstanbul’un önemli yerlerindeki görmüş olduğumuz büyük binalarla ilgili problemleri de aslına bakarsanız sanatla ilgili problemleri değildir. Onlar tamamıyla, bu binalardan ne kadar para kazanılabilir, bu binayı yıkarlarsa yerine yapılacak otoparktan ne kadar para kazanılabilir diye düşünürler. Aslına bakarsanız onların dertleri çok da sanatla, sanatçıyla değil.

 

 

 

Biz hep, özellikle geçmişe baktığımızda, sanatçının muhalif olduğunu gördük, sizin de dediğiniz sanatçıların gibi sağ iktidarlara karşı sesini yükseltmesini beklerdik. Ama son dönemde, Başbakan’ın kahvaltı sofralarında da görüldüğü gibi, günümüzde bazı “sanatçı” olarak adlandırılan kişilerin iktidara yaranan, iktidarla uyumlu şeyler söylemeye çalıştığını görüyoruz.

 

Fotoğraflar, açıklamalar, basın, yayın, tarihtir. Tarihte nasıl yer alacağını, anlık bir takım egosal yaklaşımlarla, yanlış hareketlerle belirlemeye çalışırsan, bunun hesabını veririsin. Hiçbir sanatçının ülkelerin yönetiminde bulunan insanlarla, hiçbir şekilde yakınlaşmasını doğru bulmuyorum ben. Çünkü bu sanatçıyı, ister istemez bir takım kalıplara sokar. Bugün kendi görüşlerini söylemek için dahi olsa, oraya giden insanlar var; ama Başbakan’la yan yana fotoğraf çektirmek isteyen insanlar da var. Latincede çok güzel bir laf vardır: Sanat uzun hayat kısa diye. Onun için ben herkesi, gerçek anlamla ilkeli olmaya, sağduyuya davet ediyorum. Bugün sizin herhangi bir siyasi ile görüntülenmeniz, sanat adına çok hayırlı bir iş değildir. Çünkü siyasiler siz ne derseniz deyin, bildiklerini okurlar. Sizi de o fotoğraflarda yanlarına alarak yaparlar bunu.

 

 

 

Son olarak, sanatçılar muhalif seslerini nasıl yeniden kazanacak sizce?

Bugün bizim siyasi görüşünü açıklamayan arkadaşlarımızın pek çoğu korkuyorlar. Çünkü bizim jenerasyonumuz biraz apolitik yetiştirilmiş bir jenerasyondur. Ve apolitik olmasının yanında, bugüne kadar Türkiye’deki jenerasyonların pek çoğundan daha sosyal yetişmiş bir jenerasyondur. Bu jenerasyonun içerisinde de, sosyal dengelerini korumaya çalışırken siyasi görüşünü söylemeyen, ya da siyasi görüşü hiçbir zaman olmadığı kadar sağda bütünleşmiş birtakım sanatçı arkadaşlar var aramızda. Türkiye’nin gidişatıyla çok fazla dertleri olmayan ya da başka başka dertleri olan birçok insan türedi. Bu lafı söylemeyi çok seviyorlar: “Hepimiz aynı gemideyiz” lafını. Ama gemideki açlar bir tarafa yüklenirlerse, gemi hafif bir yelkenli moduna girebilir.

Alıştılar halkın bu kadar az tepki göstermesine. 1980’den sonra biten bir tepki dönemi var. Ancak, yavaş yavaş ortaya çık tepkilerle, son 10-15 yıldan beri 1 Mayıslarda kendisini gösteren, TEKEL eylemlerinde kendisini gösteren, maden ocaklarında kendisini gösteren hikayelerle, olay farklı bir boyuta girmeye başlıyor. Şunu da söylemek gerekiyor: dünyanın hiçbir yerinde aynı anda yaşayan iki insanın arasında böyle uzun mesafeler olmamalıdır. Türkiye’de gelir dağılımındaki eşitsizliğin, işsizliğin tepkisizlikle birleşmesi, işverenlerin siyasilerin ve bunlara yağ çekerek geçinenlerin çok işine yarıyor. Bugün Türkiye’de açlık korkusuyla yatmayan insan sayısı yüzde 20’dir. Koca bir ülkenin yüzde 80’i açlık korkusuyla, gelecek kaygısıyla yatıyor. Bu ülkeyi kimler böyle bir sirk alanına çevirdi, halk bunun hesabını sorma azminden yoksun zannediliyor. Ancak herkesin bir dayanma noktası vardır. 


 


Sol / Neslişah Başaran

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

Güçlü pasaport listesi: Türkiye yine geriledi Gündem
Ocak 14, 2026

Güçlü pasaport listesi: Türkiye yine geriledi

Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor Ekonomi
Ocak 12, 2026

Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’ Gündem
Ocak 8, 2026

‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

ZAMAN AKIŞI

Oca 15 11:12
Gündem

Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

Oca 15 11:02
Arkasayfa

Dünya sokakta: Kapitalizm çözülürken insanlık neyi arıyor?

Oca 15 10:51
Gündem

Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

Oca 15 10:44
Eğitim

Öğretmenlik meslek kanunu uzantısı sürgün ve hak ihlalleri rejimi

Oca 15 10:42
Arkasayfa

Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

Oca 15 10:40
Arkasayfa

Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

Oca 14 11:56
Arkasayfa

Zulüm devri

Oca 14 10:47
Gündem

Emekliye ‘yük’ diyen faiz düzeni

Oca 14 10:42
Gündem

Güçlü pasaport listesi: Türkiye yine geriledi

Oca 14 10:35
Ekonomi

Soba zehirlenmesi ölümleri bitmiyor: İktidar, her ile doğal gaz getirmekle övündü ama halkta para yok

Oca 14 10:33
Emek

Antalya’da çalıştığı iş yerinde yaralanan 17 yaşındaki çocuk, 10 gün sonra hayatını kaybetti

Oca 13 21:06

Mastering strategies for success in gambling

Oca 13 13:54
Arkasayfa

İslam’ın Ritüelleri yada Kur’an’da Nusûk Kavramı

Oca 13 11:16
Ekonomi

Kalite düzeltmesi ‘telefon tuhaflığı’nı izaha yeter mi?

Oca 13 11:15
Ekonomi

Tapuda yeni ödeme sistemi yolda: Zorunlu uygulama için tarih belli oldu!

Oca 13 11:12
Gündem

ABD’den İran’a gümrük vergisi darbesi: Türkiye’ye etkisi ne olacak?

Oca 13 11:10
Arkasayfa

Erdoğan’ı kızdıracak anket yayımlandı… İşte AKP Türkiye’si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

Oca 13 10:14
Gündem

Çok kadın! Kork, kadın!

Oca 13 10:09
Ekonomi

Altın örümceğin trilyonluk ağı: Altın da çürüdü

Oca 13 10:07
Emek

İşten ayrılan işçi son zamdan faydalanabilir mi?

Oca 13 10:05
Emek

Metal işçisi MESS patronlarının oyunlarını boşa çıkarabilir!

Oca 12 20:00

Pin Up markasına üye olmaya mantıklı mı? Fayda ve risklerin incelemesi

Oca 12 19:24

İddaa Siteleri Rehberi: Güvenilir Siteler, Ekstra Ödüller ve Yöntemler

Oca 12 12:25

2025’in En Güvenli ve Son Dönem Çevrimiçi Kumarhane Kılavuzu

Oca 12 10:42
Arkasayfa

Ekrem İmamoğlu’ndan adaylık açıklaması

Oca 12 10:37
Gündem

Halep’te kim kazandı?

Oca 12 10:17
Ekonomi

Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

Oca 12 10:05
Ekonomi

Zamlar, seçimler, hayaller, hayatlar

Oca 12 09:51
Gündem

Muktedirin kurgusu, gerçekle savaş ve müdanasızlık

Oca 10 10:21
Gündem

Halep’i kuşatan güç denklemi: Kürtler için güvence nerede?