Kocaeli Barosu İnsan Hakları Komisyonu açıklamasında şu görüşlere yer verildi:
’’4 yıl önce bugün karanlığı isteyen ve bebekten katil yaratan güçler Hrant’ı katlettiler. Gördük ki hukuku, adaleti ve vicdanı da Hrant’la birlikte kaybetmişiz. Hrant’ın hedef gösterilmesinde, tehdit edilmesinde, öldürülmesinde mükemmel bir koordinasyonun varlığına rağmen, konu katil bir çocuk ve ağabeyleriyle sınırlandırılmıştır. Cinayeti sadece ihmal ve öngörü eksikliğiyle açılamak elbette imkansızdır. Bu olsa olsa devletin ve toplumun vicdanını rahatlatma çabasıdır. Ne yazık ki geçen 4 yıl bu anlamda bile toplumun vicdanını rahatlatmamış buzdağının görünen yüzündeki sorumlular dahi bu insanlık suçunun bedelini tam olarak ödememişlerdir.
Linç kültürünün son halkası
Maraş ve Sivas katliamlarına da göndermelerin yer aldığı açıklama şöyle devam ediyor: ‘’Bu mükemmel koordinasyonun gerek duyduğunda toplumda yarattığı linç kültürüyle, farklıyı, kendinden olmayanı, işlerine gelmeyeni söyleyenleri nasıl sürgünlerle, linçlerle, cinayetlerle susturduğunu Maraş’ta, Sivas’ta, Dörtyol’da gördük. Şairlerimizi, yazarlarımızı, halk ozanlarımızı, farklıyı konuşmaktan çekinmeyen insanlarımızı; Nazım Hikmet’’i, Sabahattin Ali’yi, Ruhi Su’yu, Uğur Mumcu’yu, Ahmet Kaya’yı elimizden alan bu linç kültürünün son halkası da Hrant Dink olmuştur. Ülkemizde gerçek anlamda demokrasinin ve insan haklarının sağlanması; ancak bu değerlerimizin yalnız ölmediklerini açıkça söyleyebilmek ve şiddet içermeyen her türlü farklı fikrin açıklanmasının ve tartışılmasının mümkün kılınmasını sağlamakla olabileceğini biliyoruz.’’
Hepimiz sorumluyuz
Hrant Dink’in, “Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkek…” sözlerine de yer verilen açıklamanın son bölümdeki vurgu da şöyle: ‘’O’nun bu sözleri, kendisine yöneltilen tüm tehditlere, saldırılara ve suçlamalara rağmen insanlara güvenini ve inancını yitirmediğinin en açık ifadesiydi. 250 bin kişinin katıldığı cenaze töreninde (Hepimiz Hrant’ız) söylemini yükseltmek isteyen kitlelere rağmen, bir kez daha anladık ki Hrant olamadık ve olamayacağız. O’nun katledilişi, hepimizi kirlettiği gibi, sorumlu da kılmıştır. Hem O’nun katillerinin cezalandırılması, hem de bundan sonra tüm güvercinlerin ürkmeden, korkmadan yaşayabileceği bir toplum yaratmak hepimizin sorumluluğudur. Bu itibarla, katledilişinin 4.yılında Hrant Dink’i sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.’’



