• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Ocak 18, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      32 yılda 20’den fazla 'Siyasi Ahlak Kanunu' tozlu raflarda kaldı!

      32 yılda 20’den fazla 'Siyasi Ahlak Kanunu' tozlu raflarda kaldı!

      Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

      Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

      Emekliye ‘yük’ diyen faiz düzeni

      Emekliye ‘yük’ diyen faiz düzeni

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

    • Yaşam
      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

      Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      ‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

      ‘Peygamber fabrika kurmamızı emretti’

    • Türkiye
      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Zulüm devri

      Zulüm devri

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

    • Dünya
      Trump kılığında emperyalizm

      Trump kılığında emperyalizm

      Ahlaksızlığın ahlakı

      Ahlaksızlığın ahlakı

      Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

      Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

      ABD'den İran'a gümrük vergisi darbesi: Türkiye'ye etkisi ne olacak?

      ABD'den İran'a gümrük vergisi darbesi: Türkiye'ye etkisi ne olacak?

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      32 yılda 20’den fazla 'Siyasi Ahlak Kanunu' tozlu raflarda kaldı!

      32 yılda 20’den fazla 'Siyasi Ahlak Kanunu' tozlu raflarda kaldı!

      Trump kılığında emperyalizm

      Trump kılığında emperyalizm

      Ahlaksızlığın ahlakı

      Ahlaksızlığın ahlakı

      Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

      Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

Heykeller şehri Paris, sessiz kentlerimiz

Heykeller şehri Paris, sessiz kentlerimiz

Aralık 11, 2025 Fikir & Yazı, Kültür & Sanat 0 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Zeynep Altıok Akatlı

Geçtiğimiz üç gün çok güzel bir sebeple Paris’teydim. Paris benim için her zaman güzel anların ve anıların kenti olmuştur. Yine öyle oldu. Geçmişten gülümseyen güzel anıların, özlemlerimin yanına sevgili dostum, ülkemizin önemli heykeltıraşlarından Cem Sağbil’in gurur ve heyecanına ortak olduğum önemli tanıklık eklendi. Aynı zamanda çok da neşeli olmayan ülke gündeminden küçük bir kaçış diyebiliriz. Bu seyahatimizin asıl sebebi, Cem Sağbil’in geçmişte Paris’te “Türk Mevsimi” kapsamında yer alan iki heykelinin ilk sergilenişinden yıllar sonra kente kalıcı olarak kazandırılması sebebiyle katılacağımız etkinlikti.

Paris’i bir karşılaşmalar kenti olarak düşünürüm ben. Her sokakta, her köşede yeni bir karşılaşma… Bazen geçmişten bir anıyla, artık sadece anılarda yaşayan bir ‘çok sevgilinin’ selamıyla karşılaştığım, başka bir köşede merak uyandırıp yeni bilgilere açılan bir tarih sayfasıyla, küçük bir bronz figürle, başka bir yerde yüzyılların ağırlığını sakince taşıyan bir anıtla buluştuğum karşılaşmalar. Parklarda gölgeler, mevsim renkleri, sokaklarda büyüleyici binalar ve yapıtlarla ilham veren, düşündüren klasik ve moderni uyum içinde önünüze seren bir kent. Paris’te sanat, günlük akışın bir parçası olan adımların arasına bir bakış molası ya da türlü duraksama gerekçesi sunuyor insana. Baş döndürücü ve hüznü bile mutluluk verici.

Bu durum rastlantısal değil; şehrin çok uzun zamandır sürdürdüğü bir tercih, bir politika, bir kültür. Şehir planlaması ile iç içe geçen bir bilinç. Paris planlanırken sanat dışarıda bırakılmamış; tam aksine, kamusal alanın kurucu öğesi haline getirilmiş. Meydanlara yerleştirilen heykeller, parklarda, sokaklarda modern enstalasyonlar, bulvarların akslarını tamamlayan figürler, metro çıkışlarında karşılaşılan beklenmedik sürprizler… Bunlar salt estetik bir arayış ya da süsleme değil, bir kamusal sorumluluk anlayışının ürünü.

Fransa’nın “1% artistique” uygulaması, yani her yeni kamu yapısı için bütçenin yüzde birinin bir sanat eserine ayrılması, bu anlayışın en somut göstergesi. Paris’te yapılan her okul, kültür merkezi, köprü ya da metro istasyonu bir sanat eseriyle birlikte var oluyor. Çünkü şehir; kamusal alanı yalnızca insanın geçip gittiği bir yüzey değil, insanın birbirine, tarihe ve düşünceye temas ettiği bir zemin olarak taşıdığında halkla bütünleşir.

Bu yaklaşımın arkasında Henri Lefebvre’ın mekânı üreten bedenler fikrinden Hannah Arendt’in kamusal alanı “ortak görünürlük sahnesi” olarak tanımlamasına uzanan güçlü bir düşünsel miras var. Kamusal alanı toplumsal ilişkilerin, sınıf dinamiklerinin ve ideolojik çatışmaların biçimlendiği, yeniden üretildiği bir sahne olarak görebiliriz. Mekân ve insan etkileşimi karşılıklıdır ve insanlar mekânları inşa ederken aynı zamanda mekân da onların kimliklerini tanımlar ya da tamamlar. Mekânlar toplumun tarihi, hafızası ve bundan sonra da geleceğe ilişkin yeni bir üretim, gelişim zeminidir. Paris, feodalizm ve burjuvaziden devrim günlerine, sınıf karmasına uzanan tüm geçmişinin izlerini köklü ve görkemli bir şekilde giyinen bir kent. Acısıyla, sevinciyle mirasını hemen her köşede yeni düşüncelere, yaratıcılığa ve geleceğe sunuyor. İnsanı mutlaka bir yerden türlü düşünceye taşıyacak bir döngüyle yakalıyor.

Bu anlamda kamusal alan yalnızca günlük hayat içinde gelip geçilen sokaklardan öteye varıyor. Toplumun kendisini nasıl gördüğünü, nasıl görmek istediğini, ortak belleğini, hatta özlemlerini taşıyan ortak bir yaşam alanına dönüşüyor. Zamana direnen korunmuş kent mirası; binalar, meydanlar, parklar, heykeller, duvar resimleri, yerleştirmeler… Tüm bunlar yalnız süs değil hayatın akışı ve günün dinamiği içinde görünürleşen kent belleği. Kent, insanın gözüyle, ruhuyla ilişki kurduğu bir alan. Bu yüzden kentlerin nefes aldığı yerler yalnız parklar, meydanlar ve kıyılar değil; aynı zamanda o alanlara ruh katan sanat eserleriyle canlanan köşeler içeriyor. Bir kentin sokaklarında yürürken, gölgesinde oturduğumuz bir çınar kadar bir heykelin karşısında durmak da bizi dünyaya bağlar. Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir tarihi, bir kültürü susarak anlatan bir varlıktır heykel. Kente hizadır, hafızadır, benliktir.

Şehirde, sanat kamusallaştığında aslında vatandaşın düşünme, kendini ifade etme ve var oluş hakkı da korunur. Sosyalist anlayış sanat ve kültürü bir lüks değil, insanı insan yapan değerlerin paylaşımı olarak tanımlar. Sanat demokratiktir, çünkü herkese açıktır. Kamusal alansa, toplumsal tartışmanın mekânıdır. Estetiği olan kent, bir anlamda öfkesi paylaşarak, dışa vurumla azalmış kenttir.

Paris’te bunu hissederek ve biraz da düşünerek dolaştım. Sonra ister istemez kendi ülkemin sokaklarına, meydanlarına, parklarına bakıp hayıflandım. Bizde kamusal alan çoğu zaman temelsiz. İnşa edilen değil sürekli saldırı altında, talan ve rant uğruna yok edilen mekânlarla miras giderek zayıflarken çirkinlik ve öfke de toplumun ruhuna sirayet ediyor. Hızlı yozlaşmanın en önemli parçalarından biri bu boşluk ve tüketimden çok öteye varan yok oluş.

Yine Lefebvre, Arendt, Sennett gibi düşünürlerin ortaklaştığı yerden bakıp anlamlandırmayı denersek; kamusal alanı politikanın da görünürlük kazandığı sahnedir. Bu anlamda kamusal alanı politik aktörlerin iktidarlarını yansıttıkları; sorunların görünür ve algılanabilir hale geldiği ayna olarak görmek mümkün. Temelde, bireyler için bir var oluş ve ifade alanı da diyebiliriz.  Toplum içerisinde birey olarak var olmanın koşulu da toplumdaki ortak meselelerle ilgili, kamusal alanda diğer insanlarla iletişime geçmek, ‘söz söylemek’. İşte bizim için en önemli ve belirleyici yoksunluk burada gündeme geliyor. Sözün esareti, tarihin de bildiğimizin, kendimizin de, değerlerimizin de unutulması için sistemli şekilde iktidarın kendi kültürel birikimini dayatmak uğruna vasat sahnesini kurduğu kentlerde var oluş savaşı veriyoruz. Kök dayatmasıyla köksüzleşen kentlerde en ufak keyif, mutluluk bulamadan sokaklarda birbirini bile görmeden akıp giden bir kalabalık olmamız isteniyor. Kapsayıcı, teşvik eden değil ezen, öteleyen ve sizi yok eden bir iktidarın kuru sokaklarına direnen tarih gibi bizim de bu farkındalıkla direnmemiz gerekli.

Parklarımızda bank varsa bile çoğu zaman değil heykel, bir çöp kutusu bile yok. Heykel yok, sanat yok, hikâye yok. Mekânın estetiği, hafızası, kimliği hesaba katılmaksızın yapılan yüksek kaldırımları aşmak bile özel bir gayret gerektiriyor. Düşünürlerin kamusal alanı tarif ederken altını çizdikleri o bağ, görünürlük, ortak deneyim, o konuşmayı başlatan tetikleyici bizde eksik. Sanat sokakta bakılıp geçilecek bir nesne olarak algılandığında ne kadar da gereksizleşiyor kimilerine göre. “Kent mobilyaları”, kapitalizmin yandaşa güç katan etkileri ve fabrikasyon bir dekorasyon anlayışıyla tüm kentleri eşitlerken kimliklerin, kültürlerin üzerinden hızar gibi geçiyor. İdeolojik simge ve motifler sanattan, anlamdan koparılmış görgüsüz bir kibirle sokakları teslim alırken her boşluk orantısız betonla dolduruluyor. Park değil bina, meydan değil AVM, ağacın olduğu yerde otopark, heykel değil ideolojik hafıza inşasıyla güzelim kentlerimiz, doğa ve kültür miraslarıyla yok ediliyor.

İdeolojik kodlar devreye girdiğinde heykellere yönelik öfke ve saldırılar sanatın ürettiği ortak dil ve toplumsal iletişimin güçlenmesine karşı büyük korkuyu izah eder hale geliyor. Bir yerlere bir heykel koyulacaksa o bir nesne ve o nesneyi kimin hangi kriterlerle seçtiği ya da kime nasıl ürettirdiği ayrı bir sorun. Hatta toplumsal bir yara. İktidarın itiraf ettiği üzere kültürel birikim yoksunluğuyla oluşan sorunun, iktidarı değiştirmeye aday yerel yöneticilerin elinde tıpkı kamusal sanat gibi çoğu kez sözün bittiği yerden ses vermesi ise özellikle düşündürücü. Toplumsal katılımın, birlikte yaşama kültürünün, dayanışmanın görünür yüzü olması umulan sanat ortak duygunun, ortak eleştirinin, ortak umutların taşıyıcısıysa; kentlerimiz alçıdan semaverler, kayısılar, kirazlar, mısır koçanlarından fazlasını hak ediyor. Heykeller, parklar, meydanlar yalnızca estetik değil, kamusal aidiyet duygusu yaratır. Bu aidiyet, kentlilerin birbirine saygısını, kente sahip çıkma iradesini besler. Öyle sanıyorum ki önce yönettikleri kente ve topluma karşı hissetmeyen, kültürel ve siyasi kavrayıştan yoksun sanata ve sanatçıya değer vermeyen siyasetçi profilinden kurtulmak gerekli.

Bu anlamda gelişmiş kentler örnek. Paris’ten başladık, öyle sürdürelim. Paris’te yürürken yalnız müthiş bir estetik ve mimari ögelerle bezeli taş binalar değil, sanatın estetik sürekliliği sarıp sarmalar sizi. Her köşe başında bir heykel, bir anı, bir yüzleşme… Bir parkta Rodin, başka bir meydanda Camille Claudel, Danton, Robesbierre, Voltaire, Jeanne d’Arc, Victor Hugo, Mozart, Chopin, Dalida, Edith Piaf, bir kedi… Mitolojik karakterler, krallar, devlet adamları, devrimciler, halk temsilcileri… Saray bahçelerinde geçici sergiler, meydanlarda çağdaş yerleştirmeler… Kentin tarihi, kimliği ve bugünü eşzamanlı olarak gösterir yüzünü. O heykeller sadece geçmişi anlatmaz; bugüne bir bağ kurar, düşünmeye çağırır.

Biz hâlâ “ucubelerimizi” vandalizmden korumaya çalışırken geçen hafta Paris’te çok özel bir gelişme oldu. Çağdaş Türk heykeltıraş Cem Sağbil’in iki eseri, “Ay Tutan Adam” ve “Hemera”, artık kentin 10. bölgesindeki Alban Satragne Parkı’nda kalıcı yerlerinde yükseliyor. 10. Bölge Belediyesi, yıllar önce özel bir etkinlikte sergilenen ve üç yıllığına kiralanmış olan bu iki heykeli, bugün kentin kültürel hafızasının parçası olarak, çevre düzenlemesi özel olarak yeniden düzenlenen bir parkta kalıcı olarak kente kazandırdı. Bu yalnız bir sanat olayı değil, iki kültür arasında bir köprü. Cem Sağbil, Paris’in kamusal alanlarında kalıcı eseri bulunan tek Türk heykeltıraş. Eserleri doğu ile batı, kadın ile erkek, gün ile gece, yaşam ile ölüm arasında bir dualitenin sonsuz dengesi üzerine kurulu. Heykeller artık yalnız ona ait değil. Parkın girişinde, göçmenlerin, yerleşiklerin, farklı hayatların kesiştiği bir mahallede, günün akışına karışıyor. Sağbil bunu şöyle ifade ediyor: “ Heykellerim şimdi Paris’in kozmopolit kimliğiyle, göçmenleriyle, farklı inanç ve kimliklere sahip halkıyla buluşuyor. Temsil ettikleri figürlerin yersiz ve zamansız ruhu kentin eşsiz estetiğine eşlik ediyor.”

Bir sanatçının hayatındaki gurur elbette kişisel olabilir. Ama kamusal alandaki bir heykelin gururu, toplumsaldır. Çünkü, toplum kamusal sanatla kendi hikâyesini görür. Kendi kentlerimizde de bu nefese, bu diyaloğa, bu zenginlik ve belleğe ihtiyacımız var. Kentlerimiz “yaşama alanı” değil, aynı zamanda “hakların ve halkların alanı” olmalı. Sanatın katkısıyla tıkalı toplumsal diyalog hatları açılmalı, toplumsal bilince katkı sunan derinlikli simgelere, öznel tarihimizi kentin tarihine katarak bağımızı güçlendiren yapıtların kendine daha fazla yer bulabilmesini çok isterim. Bu gururu, heyecanı, güzelliği ülkemizde yaşamak, zenginleşmek, paylaşmak hakkımız.

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

32 yılda 20’den fazla 'Siyasi Ahlak Kanunu' tozlu raflarda kaldı! Fikir & Yazı
Ocak 17, 2026

32 yılda 20’den fazla 'Siyasi Ahlak Kanunu' tozlu raflarda kaldı!

Trump kılığında emperyalizm Dünya
Ocak 16, 2026

Trump kılığında emperyalizm

Ahlaksızlığın ahlakı Dünya
Ocak 16, 2026

Ahlaksızlığın ahlakı

ZAMAN AKIŞI

Oca 17 10:30
Sağlık

Lipödem geni: Kilo veremiyorsanız suçlu iradeniz olmayabilir!

Oca 17 10:00
Sağlık

Yürüyüşün mucizevi gücü: Erken ölüm riskini yüzde 30 azaltan basit bir adım

Oca 17 08:09
Arkasayfa

32 yılda 20’den fazla ‘Siyasi Ahlak Kanunu’ tozlu raflarda kaldı!

Oca 16 21:00
Gündem

Trump kılığında emperyalizm

Oca 16 20:59
Gündem

Ahlaksızlığın ahlakı

Oca 15 11:12
Gündem

Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

Oca 15 11:02
Arkasayfa

Dünya sokakta: Kapitalizm çözülürken insanlık neyi arıyor?

Oca 15 10:51
Gündem

Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

Oca 15 10:44
Eğitim

Öğretmenlik meslek kanunu uzantısı sürgün ve hak ihlalleri rejimi

Oca 15 10:42
Arkasayfa

Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

Oca 15 10:40
Arkasayfa

Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

Oca 14 11:56
Arkasayfa

Zulüm devri

Oca 14 10:47
Gündem

Emekliye ‘yük’ diyen faiz düzeni

Oca 14 10:42
Gündem

Güçlü pasaport listesi: Türkiye yine geriledi

Oca 14 10:35
Ekonomi

Soba zehirlenmesi ölümleri bitmiyor: İktidar, her ile doğal gaz getirmekle övündü ama halkta para yok

Oca 14 10:33
Emek

Antalya’da çalıştığı iş yerinde yaralanan 17 yaşındaki çocuk, 10 gün sonra hayatını kaybetti

Oca 13 21:06

Mastering strategies for success in gambling

Oca 13 13:54
Arkasayfa

İslam’ın Ritüelleri yada Kur’an’da Nusûk Kavramı

Oca 13 11:16
Ekonomi

Kalite düzeltmesi ‘telefon tuhaflığı’nı izaha yeter mi?

Oca 13 11:15
Ekonomi

Tapuda yeni ödeme sistemi yolda: Zorunlu uygulama için tarih belli oldu!

Oca 13 11:12
Gündem

ABD’den İran’a gümrük vergisi darbesi: Türkiye’ye etkisi ne olacak?

Oca 13 11:10
Arkasayfa

Erdoğan’ı kızdıracak anket yayımlandı… İşte AKP Türkiye’si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

Oca 13 10:14
Gündem

Çok kadın! Kork, kadın!

Oca 13 10:09
Ekonomi

Altın örümceğin trilyonluk ağı: Altın da çürüdü

Oca 13 10:07
Emek

İşten ayrılan işçi son zamdan faydalanabilir mi?

Oca 13 10:05
Emek

Metal işçisi MESS patronlarının oyunlarını boşa çıkarabilir!

Oca 12 20:00

Pin Up markasına üye olmaya mantıklı mı? Fayda ve risklerin incelemesi

Oca 12 19:24

İddaa Siteleri Rehberi: Güvenilir Siteler, Ekstra Ödüller ve Yöntemler

Oca 12 12:25

2025’in En Güvenli ve Son Dönem Çevrimiçi Kumarhane Kılavuzu

Oca 12 10:42
Arkasayfa

Ekrem İmamoğlu’ndan adaylık açıklaması