ADİL MEDYA / ÖZEL HABER
Haber: Kadir Bal
YOKSULLARIN İSYANI SÜRÜYOR.
DÜNYADAN ‘FEKKU RAGABE’ ÇIĞLIKLARI YÜKSELİYOR!
EZİLENLERİN ELİ ZALİMLERİN ENSESİNDEN İNMİYOR!
KARUNLARIN & FİRAVUNLARIN İKTİDARI YIKILIYOR..
Tunus‘ta işsiz bir gencin kendini yakmasıyla başlayan ve dünya gündeminin ilk sırasına oturan, sonrasında Cezayir, Ürdün, Yemen, Mısır ve Suriye‘ye sıçrayan açlık ve yoksulluğa başkaldırı gösterileri ile ilgili yazar ve düşünürlerin görüşlerini aldık.
Muhammed Nur Denek, Mehmet Bekaroğlu, Eren Erdem, Mehmet Yaşar Soyalan ve Uğur Erzincan, Tunus’tan başlayan ve diğer Arap ülkelerine sıçrayan isyanları Adil Medya için değerlendirdi.
İşte o açıklamalar:
Muhammed Nur Denek:
Bugün dünya’nın birçok coğrafyasında ortaya çıkması muhtemel ayaklanma ve isyanların kıvılcımı Tunus’ta ateşlenmiş görünüyor. Ortadoğu’da gerçekleşen isyan; tüm dünya halklarını çözümsüzlüklere mahkûm eden dikta yönetimlerin artık daha fazla varlıklarını sürdüremeyecekleri gerçeğini ortaya çıkarıyor.
Özelde Tunus olaylarının ve ayaklanma sonrası muhtemel gelişmelerin ortaya çıkaracağı durum asıl önemli etkeni teşkil eder. Tunus’ta halkın kendiliğinden her hangi bir öncü siyasi-politik gruba ihtiyaç duymaksızın gerçekleştirdiği isyan, halkların ademi merkeziyetçi şekilde bireysel inisiyatif alarak isyan edebileceği hakikatini ortaya çıkarmıştır. Bu yönüyle de Tunus ayaklanması ayrıca önem kazanmaktadır.
Tunus’ta ortaya çıkan özgür halk ayaklanması tüm Dünya devletlerinde endişe ve korkuyu hâkim kılmıştır. Sadece Ortadoğu ya da Arap Devletleri değil güçlüyü ve üsttekini temsil eden, koruyan, kollayan tüm devletler önlem alma ve yaşanan ayaklanmayı örgütlü yapılara mal etme çabası içerisine gireceklerdir.
Benim en büyük endişem devletlerin bu amaçlarını hayata geçirmeleri sonucu özgür halk ayaklanmasının, örgütlü yapılara mal edilerek isyanın anlamsızlaştırılması ve diğer toplumlara gereği gibi yansımasının engellenmesidir.
* * *
Mehmet Bekaroğlu:
Yıllardır halkların üzerinde var olan zulümler ve İktidarların yağmaları bizim de beklediğimiz sonucu verdi. İsyan bizi Tunus’tan selamladı.
Zeynel Bin Ali 20 kusur yıldır halkı yağmalıyordu. Buna karşı muhalefet eden irili ufaklı gruplar da vardı. Lakin muhalefet bir halk isyanı olarak patladı.Domino taşı etkisi yaptı.
Aynı durum Mısır’da da geçerli. Müslümanlar üzerinde büyük baskılar var. Ekonomik zulümler, zengin –yoksul uçurumu…
Ürdün Cezayir yansımaları muhtemel beklenen ülkeler idi.
Halkın isyanı ve zalimlere karşı gelişen muhalefet iyi ama alternatif olarak ortada pek bir şey göremiyoruz.Emperyalist ülkeler bu isyanları renkli devrimlere dönüştürüp ABD yanlısı rejimlere-demokrasilere dönüştürebilirler.
Muhalefet ve isyan ABD’ye hizmet edebilir.
Gannuşi’nin de açıklamalarını ilgiyle takip ediyorum. Türkiye’yi örnek göstererek alternatif olarak AKP benzeri bir yönetime kapı açmak istiyor.
Bu beni çok tedirgin ediyor. Elbette diktatörlüklere karşı demokrasiler tercih edilmelidir; lakin muhalefet çok organize değil. Gürcistan-Ukrayna gibi çok renkli devrimlere dönüşebilir.
* * *
Eren Erdem:
Kuran’da asa ve isyan aynı kavram olarak kullanılır. Firavun’un asası ‘’gerçekleri inkar’’ iken, Musa’nın asa’sı ise, inkarı inkardır…
Emperyalizmin reel politikalarını incelersek ve son yüzyılda ürettiği sosyo politik şablonu gözlemlersek; doğal bir sonuç olan ‘’halk tepkisinin’’, mutlak anlamda ‘’Amerikan Demokrasisine devşirildiğini görürüz.’’
Bu bağlamda ‘’isyan kutsaldır.’’ Ancak isyanın götürdüğü yer henüz netleşmemiş, zihnimde bu minvalde soru işaretleri belirmiştir. Sürecin götürdüğü yer, Kuzey Afrika Projesi’ne devşirilmiş bir küreselci demokratlar ordusu olacak ise, bu asa/isyan Firavni bir netice üretir. Temenni ederim ki; ekmek, aş, emek, direniş diyenlerin yükselttiği bu devrimler, halk demokrasisi, halk iktidarı ile nihayet bulur.
* * *
Mehmet Yaşar Soyalan:
Bütün kurucu yasalar aynen devam ediyor. Muhalefeti kimin yaptığı belli değil. İslamcılar ortalarda pek gözükmüyor.
Diktatörün gitmesi sevindirici bir gelişme. Halkın sesi de öyle. Lakin mevcut kadrolar muhalefetin düzensizliğini kullanıyorlar. Sistem ve yasalar aynen devam ediyor.
Gannuşi’yi dikkatle takip ediyorum. Sadece Türkiye’deki medyadan değil Arap basınından El-Cezire’den de takip ediyorum.
Gannuşi cezaevlerinde çok sayıda insanın yattığını ve İslamcıların hala serbest bırakılmadığını söylüyor.
Bu süreçte Batı’nın refleksi de çok iyi izlenmeli. Devrim demek ne kadar doğru? Yasemin devrimi, özgürlük devrimi ne demek, çok belli değil.
* * *
Uğur Erzincan:
Tunus’taki İsyan Ekmek Kavgasıdır.
Tunus’ta yaşanan olaylar 2001 yılında Ankara’daki esnaf eylemlerini hatırlattı. Yüzbine yakın esnaf aşırı enflasyondan bunalmış ve sokağa inmişti.
Bu hareket ülkenin diğer illerine de sıçramıştı. Tabi ekonomi o döneme göre biraz iyi olduğu için şimdi bu tür eylemlere pek rastlanmıyor. Türkiye’de bazı kesimler, Tunus’taki bu kavgayı, “devrim” veya “İslami devrim” olarak nitelemeye çalıştılar. Belki de öyle görmek istediler. Halkı Müslüman olan bazı ülkelerin durumu malum. Başta bir dikta, katmerli zengin olan mutlu bir azınlık, ötede ise fakir bir halk. Vicdan sahibi her insan ister istemez bu tip olayları devrim gibi görmek istiyor. İçinden öyle olmasını diliyor. Ama öyle değil. Tastamam bir ekmek kavgası ve kaygısı. Haklı da bir kavga. Adil olmayan bir paylaşıma karşı verilen bir mücadele. Güzel bir söz vardır. “Mazluma dini sorulmaz”.
Bir yanda aç, sefil, fakir ve mazlum bir halk, diğer yanda şeddeli mideli, insanları sömürerek zenginliğine zenginlik kadar zalimler varsa, o halkın hangi dine mensup olduğunun ne önemi var.?
Tunus’ta bıçak kemiğe dayanmıştı. Yıllardır biriken kin ve nefret duygusunu, bir seyyarın bir bidon benzini harladı. Burada en önemli unsur bence şu. 23 yıllık bir saltanatın bir bidon benzinle nasıl yok olabileceği, saltanat sahiplerine iyi bir ders niteliği taşıyor. İş ekmek kavgasına geldiği vakit insanoğlunun gözü ne saltanat görür ne de zalim görür. Yine güzel bir söz vardır. “Kaybedecek hiçbir şeyi olmayandan kork”. Tunus halkının kaybedecek neyi var ki? Hepsini kaybetmiş zaten. Ama başlarındaki zalimin kaybedeceği çok şey var. Zaten risk almadı ve hemen kaçıp gitti. Saltanatı sabun köpüğü gibi dağıldı.
İkinci önemli unsur ise her besmele ile söze başlayanı Müslüman zannetmeyeceğiz. Tunus’un diktatörü halka hitap ettiği her konuşmasına Allah’ın adıyla başlıyordu. Halkı Allah ile aldatıyordu. Allah ile aldatanlara güzel bir örnekti. Bundan sonrası dilerim Tunus halkı için hayırlı olur. Anayasalarının 4. maddesinde yazdığı gibi “Özgürlük, düzen ve adalet’e (Hurriya, Nidham, Adala) tez zamanda kavuşurlar inşallah.
ADİL MEDYA
www.adilmedya.com
Adaletli ve İlkeli Habercilik



