Mustafa Yalçıner
İki gün önce TÜİK 2025’in ikinci çeyrek büyüme verilerini açıkladı. Gazetemiz haberi detaylarıyla verdi.
TÜİK’e inanılacak olursa “müthiş” büyüdük! Ne zaman ağzını açsa ekonominin iyiye gittiğini söyleyen, en az TÜİK kadar güvenilmez olan hazineci Mehmet Şimşek aynı minval üzerinde yürüyerek övünmeyi ihmal etmedi: “Büyümedeki artışla birlikte dezenflasyonun sürmesi uyguladığımız programın başarısını net bir şekilde ortaya koymaktadır.” Yaa! İnanılmaz başarı! Erdoğan-Şimşek Programı Türkiye’yi “nurlu ufuklara” taşıdı!
Program “başarılı” olmasına “başarılı” ama emeğiyle geçinme uğraşında olanlar, yalnızca işçiler değil, kent ve kırın tüm emekçileri yoksulluk batağında! “Nur”dan onların haberi yok ve sözcüğün gerçek anlamıyla söylenenleri inanılmaz buluyor; bir edilen pabuç gibi sözlere, bir de kendi durumlarına bakıp lanet okuyorlar. Sadece emekçiler de değil, esnaftan KOBİ denen küçük ve orta boy işletme sahiplerine ve hatta bazı büyüklere kadar uzanıyor memnuniyetsizler. Durumundan memnun olan yalnızca büyük tekeller, onlar kârlarını büyüterek gerçekten büyüyor. Onların da sıkıntısı var ama. Çuvalla para kazanmalarından memnun olsalar bile etraflarına bakınıp gidişatı sürdürülemez buluyor ve “bu böyle gitmez” düşüncesiyle sırtlarından aşağı soğuk terler döküyorlar.
Gayri Safi Yurt-İçi Hasıla, yani ülke içinde elde edilen tüm gelirler, TÜİK’e göre tabii ve üstelik tarım %3,5 küçülmüşken, 2025’in 2. çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre %4,8 artmış. İnanılırlığı bir yana, –her kapitalist ekonominin olmazsa olmazı olan iniş çıkışları dahil edilerek– Türkiye ekonomisinin yıllık büyüme ortalaması zaten %5. Buna göre övünülecek şey yok ve hatta ortalama tutturulamamış bile! O da TÜİK’le Şimşek’in şişirilmiş rakamlarına göre! Hele 2024’ün %3,2’lik yıllık büyüme oranına bakılırsa, bu, ekonomi yerlerde sürünüyor demek.
Üstelik gerçekten büyüme merak ediliyorsa, karşılaştırma geçen yılın aynı çeyreğiyle değil, bir önceki çeyrekle, yani bu yılın 1. çeyreğiyle yapılmalıdır. Bu yılın ikinci çeyreğinin ilk çeyreğine göre GSYİH büyümesi sadece %1,6. Yanisi şu ki, enflasyon da düşünüldüğünde, büyüme falan yok, ekonomi küçülmüyorsa bile en fazla yerinde sayıyor!
Asıl tartışmalı rakam sanayinin %6,1 büyümesi. Çünkü zaten genel olarak kapasitesinin %25’ini kullanamayan sanayinin aynı TÜİK rakamlarına göre kapasite kullanım oranı düşüyor. Mayıs’ta %75 olan oran, düzenli olarak düşüşte: Haziran’da 74,6, Temmuz’da 74,2 ve geçen ay 73,5. Üstelik iflaslar da artışta. Haziran’da 2600 şirket iflas ederken Temmuz’da bu rakam 3200’e yükseliyor. Peki, nasıl oluyor da giderek daha düşük kapasite kullanan ve iflasların arttığı sanayi büyüyor? Olmaz değil, düşenlerin sırtına basarak gelişir kapitalist ekonomi ve düşük kapasite teşvikler ve vergi indirimleriyle vb. finanse edildiğinde ortaya büyüme rakamları çıkabilir. Ve bir başka gerçek sanayinin sürükleyici sektörünün inşaat oluşu. TÜİK inşaatın %10,9 büyüdüğünü söylüyor. Olur mu? Burada “bu üretilen mülkleri kim alıyor?” sorusu ortaya çıkıyor, ama özellikle Arap zenginlerinin Türkiye’de konut ve işyeri yatırımına yönelme eğiliminin tersine döndüğü ve Türk zenginlerin Dubai vb. ülkelerde konuta yatırım yaptıkları bilinse bile, yine de yaklaşık %5-10’luk bir zengin asalak nüfus dilimimiz var ve onların aldığı düşünülebilir.
Velhasıl büyüme rakamları özellikle inşaat sektörünün sürükleyiciliğinde doğru kabul edilse bile, büyüyen, ülkenin %90 nüfusunun gelirleri değil. Ülke büyüse bile emekçilerin gelirleriyle bütçesi ve alım gücü küçülüyor, büyüyen ise sadece yoksulluğu!
Bu yılın 2. çeyreğinde (Nisan-Mayıs-Haziran) 1. çeyreğe göre GSYİH’da emekçilerin gelirleri yine TÜİK’e göre %4,5 azılırken sermayenin geliri %4,2 arttı.
Üstelik hangi koşullarda? Şimşek ve TÜİK enflasyonun düştüğünü söylüyor, ama fiyatlar yine de yükselişte. İstanbul veri alındığında, bu yılın Ocak’ından beri, 6.297 TL ile kiranın başı çekişiyle gıda, gelir vergisi, doğal gaz, su, elektrik giderleri toplam 13 bin 200 TL arttı.
Nasıl geçindiğini Şimşek hele bir emekçiye sorsun! Kendisine ve büyüme masalına inanıp inanmadığını ise hiç boşuna sormasın!




