Sivas Kangal’da bulunan 424 bin ons altın rezervi, medyada ‘müjde’ ile duyuruldu. Ancak Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey çevre ve insan sağlığı için zehrin habercisi olduğunu anlattı.
Özer Akdemir
Erdemir şirketi, Sivas’ta 424 bin ons altın rezervi buldu. Türkiye’de entegre demir çelik üretimi ile tanınan Erdemir’e ait Ermaden tarafından Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Alacahan köyü mevkiinde bulunduğu belirtilen altın yatağı ile ilgili şirket tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformunun (KAP) internet sitesinde açıklamalara yer verildi.
360 sondaj yapılmış ve daha da devam edecek
Açıklamaya göre altın madeni arama çalışmaları sonrası tespit edilen 424 bin ons (yaklaşık 14.89 ton) cevherin tenörü (ortalama altın yoğunluğu): 0.89 gram/ton olarak veriliyor. Açıklamada rezervin ruhsat sahasının 5 bin 804.08 hektarlık bölümü üzerinde yapılan toplam 360 adet karotlu sondaj sonrası tespit edildiği ileri sürülüyor. Şirket Alacahan sahasındaki sondajlarına devam edeceğini sahanın işletilebilir rezerve dönüştürülmesi için çalışacaklarını dile getirdi.
Altın madenlerinin çevresel ve sağlık etkilerine kısa bir bakış
Her ne kadar yaygın medya tarafından “Sivas’a müjde” başlığı ile verilen ve ekonomik anlamda ülkeye önemli katkısı bulunacağı ileri sürülen altın madeninin, bölgeye olası çevre ve sağlık etkileri ise bu haberlerde yer almadı. Ülkemizde yıllardır devam eden altın madenlerinin yol açtığı çevre – sağlık etkilerine yönelik önemli makaleleri bulunan Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Tıbbi Jeoloji Uzmanı Dr. Eşref Atabey altın madenciliğinin, başta su kaynaklarının kirlenmesi ve tükenmesi olmak üzere, ağır metal ve kimyasal maruziyeti nedeniyle ekolojik ve insan sağlığı açısından yüksek riskler taşıdığını dile getiriyor.
Altın madenlerinin çevresel ve sağlık etkilerine dair Atabey’in altını çizdiği temel sorunlardan bazıları şunlar;
Çevresel Etkiler
1. Su kaynaklarının kirlenmesi ve tüketimi
Aşırı su çekimi ve hidrolojik kuraklık: Madencilik faaliyetleriyle yer altından aşırı miktarda su çekimi yapılması, yer altı suyu seviyelerinin düşmesine ve hidrolojik kuraklığa yol açar. Göl, gölet, nehir gibi yer üstü su kaynaklarında azalma veya kuruma riski oluşur.
Kimyasal kirlilik: Altın elde etmek için kullanılan siyanür ve diğer kimyasallar (metil izobütil karbinol, potasyum amil ksantat, sıvı sodyum silikat vb.) ile ağır metallerce zengin suların, yüzey sularını ve sızıntı sularını kirletme potansiyeli.
Asidik ve ağır metaller: Madencilikten kaynaklanan asidik ve ağır metallerce zengin sular, tarım topraklarını kirletir.
Yer altı su depolarının yok edilmesi: Özellikle kireç taşı gibi su depoları niteliğindeki kayaların maden ocaklarıyla ortadan kaldırılması, yer altı su sistemine zarar verir.
2. Ekolojik denge ve toprak zararı
Orman/bitki örtüsünün yok edilmesi: Maden ocakları için geniş arazilerin açılması, orman ve bitki örtüsünün yok edilmesine ve ekolojik dengenin bozulmasına neden olur.
Toz kirliliği: Patlatma ve ocak faaliyetlerinden kaynaklanan ince tozlar havayı, toprağı ve suyu kirletir. Bu tozlar, bitki yapraklarının yüzeyini kaplayarak fotosentez ve solunum gücünü azaltır.
Erozyon ve toprak yapısının bozulması: Maden ocaklarıyla arazinin fiziksel yapısı bozulur, toprağın erozyonu hızlanır.
Asit yağmurları: Madencilikten kaynaklanan sülfürlü tozların (özellikle kükürt dioksitin) hava nemiyle birleşerek sülfürik asite dönüşmesi ve asit yağmurları şeklinde yere inmesi riski.
3. Morfolojik yapı ve gürültü
Patlatmalar: Açık ocak madenciliğinde kullanılan patlayıcılar (ANFO, dinamit) gürültü kirliliğine yol açar.
Heyelan riski: Patlatmalarla oluşan sarsıntıların heyelanları tetikleme riski bulunur.
Sağlık etkileri
Dr. Atabey’in tıbbi jeoloji uzmanlığı kapsamında sağlık riskleri özellikle kullanılan kimyasallar ve ortaya çıkan tozlar/ağır metaller üzerinden değerlendirilir:
1. Kimyasal maruziyet
Siyanür: Altın ayrıştırmada kullanılan siyanür, sulara ve çevreye karışması durumunda canlı yaşamı ve insan sağlığı için büyük bir risk faktörüdür.
Diğer kimyasallar: Metil izobütil karbinol, potasyum amil ksantat gibi kimyasallar cilt, göz ve solunum yollarında tahrişe yol açabilir.
2. Ağır metaller ve tozlar
Ağır metal kirliliği: İşlenmiş cevher atıklarından (pasa ve çamur) sızan arsenik, cıva, kurşun, kadmiyum gibi ağır metaller, su ve besin zinciri yoluyla insan sağlığına ciddi zararlar verebilir. Bu elementlerin zehirleyici özellikleri, insan sağlığını doğumdan ölüme kadar etkileyebilir.
Tozların solunması: Madencilik sırasında ortaya çıkan silis, kuvars gibi mineral tozlarının solunum yoluyla alınması, solunum yolu hastalıklarına ve uzun vadede olumsuz sağlık sorunlarına neden olabilir.
Şirketin sicili kabarık
Kâr amaçlı yapılan altın madenciliğinin doğaya zarar vermesinin yanı sıra, altın rezervini bulan Erdemir şirketinin de sicili kabarık. Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde, Ereğli Demir Çelik Fabrikalarının bacalarından çıkan kahverengi duman halk sağlığını tehdit etmişti. Çevre halkı, şirket hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.
Ermaden’in Zonguldak Ereğli’deki borcam kuvars maden sahasında geçtiğimiz yıl meydana gelen heyelanda çökeltme havuzunun bulunduğu alan çökmüştü. Havuzdaki binlerce ton zehirli kimyasal çökeltili akışkan, çamur olarak akarsuya, oradan da denize karışmıştı. Bölge halkı, Ermaden’in yıllardır Zonguldak’ın canına okuduğunu söyleyerek tepki göstermişti.
Kâr odaklı madencilik zehir saçıyor
Türkiye’de altın madenciliğinin nasıl işlediğini TEMA Vakfı raporladı. TEMA’nın raporuna göre madencilikte önce cevherin içerisinde bulunan değerli metal miktarı (tenör) belirlenir. Arama işlemi için yüzlerce noktada sondajlar açılır. Bu noktalara ulaşım olmaması durumunda, sondaj noktasında araçların çalışması için orman alanlarında binlerce ağaç kesilir, mera ve tarım alanları zarar görür. Sondaj çalışması sırasında bentonit kullanılır. Bentonit sulara karıştığında suyun fiziksel ve kimyasal yapısını değiştirir, suyun yoğun şekilde bentonitlenmesi balıkların solunumuna engel olduğundan toplu balık ölümleri yaşanır.
Bir madenin varlığı belirlendikten sonra, sıyırma işlemi yapılır. Sıyırma işlemi tamamlandıktan sonra cevherin bulunduğu katmana kadar patlatmalar yapılır. Bu patlatma çalışmaları ana kayaların çatlak sisteminde değişime ve yer altı suyunun beslenmesinde azalmaya, madenin yakın çevresindeki arazilerde toprak kaymalarına, yerleşim yerlerindeki binalarda çatlaklara, yoğun miktarda toz ve gürültüye neden olur.
Kaya ve toprak (cevher) içinden mikroskobik büyüklükteki altının elde edilebilmesi için kaya ve toprak öğütülerek çok küçük taneciklere dönüştürülür ve bantlarla siyanürleneceği alana (liç) taşınır. Burada altın siyanürlü su ile yıkanarak cevher içinden ayrılır. Siyanür liçi tank liçi (Kapalı ortamda siyanürleme) ve yığın liçi (Açık ortamda siyanürleme) olarak adlandırılan iki farklı teknikle uygulanır. Yığın liçi yönteminde açık ortamda, geniş alanlara yayılan öğütülmüş cevher yağmurlama sistemiyle siyanürle yıkanır. Büyük miktarda su tüketimine sebep olan bu uygulama sırasında kullanılan siyanür cevher içindeki altını ayırır.
23 senede 500 ton altın çıkarıldı
Türkiye’de faaliyette olan 24 altın madeni var. Bu altın madenlerinin 10 tanesi aktif fay hattı üzerinde. Eski Maden Mühendisleri Odası (MMO) Başkanı Mehmet Torun’un verdiği bilgiye göre AKP’nin iktidara geldiği yıldan 2024 yılına kadar ülkede 500 ton altın üretildi. Altın madencileri devlete yüzde 14-15 devlet hakkı ödediklerini söyleseler de bu gerçek değil. Maden Kanunu’na göre bu oran ocak başı satış miktarı olup altın karşılığı üretilmiş altının yüzde 1-2’sine karşılık gelmektedir. Yani ülkemizde altın madencileri ürettikleri 100 ton altın karşılığı devlete devlet hakkı olarak ancak 1 ya da 2 ton altın ödemektedirler.




