“Şiddeti körükleyen, cehaleti güzelleyen zihniyeti kırıp atmamız lazım. Evet, onlar bırakmayacak… Mü
İstanbul’dan bir eğitim emekçisi
Yıllardır söylemlerle ve yapılan uygulamalarla öğretmen, doktor, sanatçı gibi toplumun eğitimli kesimi itibarsızlaştırılıyor. Şiddet yüceltiliyor, onurlandırılıyor.
Kendi öğretmenini bütçesine yük olarak gören bir bakanlık… Ülkesinin en kıymetli üniversitelerinin verdiği diplomaları tanımayarak daha mesleğe atılan ilk adımda sınavlarla, öğretmen akademileriyle öğretmeni bezdiren, kendi zihniyetine göre şekillendirmeye çalışan bir bakanlık…
Biz öğretmenlerin yaşadığı birçok sorun varken; okullardaki fiziksel problemleri, eğitim programındaki eksiklikleri ve yanlışlıkları dile getirmeye çalıştığımızda hep bir duvara tosluyoruz. Sürekli talep eden, bir şeyler isteyen ama hiçbir taşın altına elini sokmayıp yan gelip yatan kişiler olarak gösteriliyoruz topluma.
Maaşlarımızın, özlük haklarımızın iyileştirilmesi için verdiğimiz mücadeleyi ‘aman zaten ne çalışıyorlar ki, aylarca tatilleri var’ tepkileri ile haksız duruma düşüren bir zihniyet oluşturuldu bu ülkede.
Laik eğitimi savunan ayyaşlar olduk.
İnce ince planlanmış, adım adım hayata geçirilmiş, gayet bilinçli uygulanmış bir politikanın sonucudur bugün yaşadığımız bu acı olay.
Öğretmenler: Üzgünüz, öfkeliyiz…
Acı haberi aldığımızdan beri, öfkemizi atmak istiyoruz içimizden. 12 yıllık zorunlu eğitimi suçluyoruz. Birçok öğrencinin okulda yeri olmadığını ve eğitimden uzaklaştırılması gerektiğini savunuyoruz. Okullarda profesyonel güvenlik görevlilerinin çalıştırılmasını öneriyoruz. Çözüm 12 yıllık zorunlu eğitimin daha az yıla düşürülmesi mi? Ya da gençleri eğitim hayatından uzaklaştırıp toplumda bir yer edinmeleri için kendi başlarına bırakmak mı?
Öğretmeleriz, eğitimciyiz biz…
Bıraksınlar işimizi yapalım!
Tarikat ve cemaatleri okullara sokmak, eğitimi laik ve bilimsel anlayıştan uzaklaştırmak amacında olan bakanlık bıraksın da biz işimizi yapalım.
Öğretmeni sürekli evrak işlerine boğarak, onlara angarya işler yükleyerek ve mobbing uygulayarak bezdiriyorlar senelerdir. Her geçen gün de dozunu arttırarak devam ediyorlar. Öğretmenin öğrencisine ayıracak zamanı kalmadı artık. Eğitimci kimliğimden çıktı, saçma sapan işler altında eziliyor. Bu da yetmezmiş gibi yukardakiler kendi eksikliklerini kapatmak için öğretmeni, öğrencinin ve velinin önüne atıyor sorumlu olarak.
Bakanlık kendi sorumluluklarını yerine getirsin yeter. Okullarımızın temizliğini sağlamak, güvenlik görevlilerini istihdam etmek yapması gereken. Ramazan etkinlikleri kapsamında sponsorlar bularak iftar düzenleyebiliyorsa pekala 1 öğün yemek de sağlayabilir öğrencilerimize. Bizlere uyguladığı baskıdan, üzerimizde yarattığı korku ikliminden kurtulduğumuzda en iyi şekilde yetiştiririz öğrencilerimizi.
Öğretmenin elini kolunu bağlayan bu zihniyetten kurtulmadan, özgürce mesleğini yapmasını sağlamadan ve ona itibarını geri kazandırmadan çözülmez sorunlar. Gençleri, çocukları eğitmek, topluma kazandırmak görevimiz bizim ve yıllarca bunun için eğitim aldık, yetkinleştik. Nasıl yapılacağını da biliriz.
Şiddeti körükleyen, cehaleti güzelleyen zihniyeti kırıp atmamız lazım. Evet, onlar bırakmayacak…
Mücadelemizle, birlikteliğimizle bu zihniyeti değiştireceğiz. Biz bıraktıracağız ve işimizi yapacağız.




