İsrail’in yardım konvoyu müdahalesi sonrasında İsrail basınında da geniş yankı bulmaya devam ediyor.
Jerusalem Post’ta bugün Nachman Shai imzası ile yayınlanan bir makalede, “Şu an yanmakta olan bir ateşe benzin dökmek iyi bir fikir değil. Ama istersek memnuniyetsizliğimizi gelecekte Türk büyükelçisinin sandalyesini bir beş santimetre daha alçaltarak gösterebiliriz” dendi.
“Gazze’ye giden gemileri engellemeye hakkımız olduğu açık. Ama ele gemileri ele geçirmek tek yol muydu? Bu sorunun cevabı detaylı raporlar sonucunda açıklanacak.
Ululslararası eleştirileri ve soruşturma baskısını durdurmak için, İsrail’in inisiyatifi ele almasını ve bir komite kurmasını öneriyorum.
Türklere gelince, bırakalım Türkler bağırsın, çağırsın ve kendi başlarını döndürsün. Her korkunç ifadeye cevap vermek zorunda değiliz. Eleştiriyi yutmak, derin bir nefes almak ve onların bu kamusal oyunu oynamasın izin vermek durumundayız.
Herhangi bir direkt çatışma, tüm bağların kopmasına neden olur. Ve bu olursa çok şey kaybederiz. Bu sadece diplomasi ile ilgili değil, Türkiye ile ilişkilerimiz daha derin, önemli ekonomik ve güvenlik mevzuları söz konusu.
Şu an yanmakta olan bir ateşe benzin dökmek iyi bir fikir değil. Ama istersek memnuniyetsizliğimizi gelecekte Türk büyükelçisinin sandalyesini bir beş santimetre daha alçaltarak gösterebiliriz.”
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da halkını memnun etmek için yaygara yapması gerektiğini de anlamalıyız. Bu bizim oynanmasına izin vermemiz gereken bir iç politika sorunu.
Nihayetinde, 9 insan öldü ve Gazze ablukası hala duruyor. Bu bazılarının sandığı kadar büyük bir başarı değil. Şu anda sadece doğru değil, akıllı da olmalıyız.”
Yine Jerusalem Post gazetesinde yayınlanan başka bir makalede ise İsrail hükümeti eleştirildi.
“Kafesi Sallamak: Ülkemi suçluyorum” başlığıyla yayımlanan yazıda, “Mavi Marmara’dakilerin İsrail askerlerine saldırma hakkının bulunduğu” belirtildi.
BİR NEONAZİ’Yİ DIŞİŞLERİ BAKANI YAPANLAR DA HATALI
Larry Derfner imzalı makalede şu ifadeler yer aldı:
“Olayların bu noktaya gelmesinin bir sorumlusu da Avigdor Lieberman gibi, İsrail yanlısı yazarlarca bile “neonazi” olarak nitelenen bir kişiyi dışişleri bakanlığı görevine getiren İsrail halkıdır.
Bu, İsrail halkının geçmişte yaptığı pek çok hatanın tekrarıdır.
Gazze halkı İsrail halkından daha az insan değil. Onların da kendi karasularını ve hava sahasını içine alan, kendi meşru sınırları içinde egemen olma hakkı bulunuyor” kaydedilen
Yazıda, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere saldırmasının yanlış olduğu vurgulandı ve “Gazzelilerin yaptıkları ve inandıkları hiçbir şeyin veya seçimle iş başına getirdikleri hiçbir yönetimin, İsrail’e Gazze’yi kontrol etme ve Gazzelileri kovma hakkı vermediği” belirtildi.
“Mavi Marmara gemisini gönderen organizatör örgüt İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Hamas ve cihat yanlısı bir örgüt olduğu yönünde İsrail ve Batı basınında yer alan haberlerin doğruluğunun şüphe götürmez olduğu” ifade edilen yazıda, buna rağmen bu insanların haklı bir davayı savunduğu ifade edildi.
Yazıda, “Bunlar ne kadar kötü, cihat yanlısı insanlar olsa da tüm dürüst demokratik dünyanın bildiği gibi Gazze için özgürlük, Filistinlilere özgürlük, işgali ve ablukayı sona erdirme gibi haklı bir davaları var” ifadesi kullanıldı.
“Kabul edilmesi zor olan şey ise Mavi Marmara’dakilerin bizim askerlerimize saldırma hakkının bulunmasıydı” denilen yazıda, şunlar belirtildi:



