• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Aralık 7, 2025
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      İmralı Şam’daki kilidi açabilir mi?

      İmralı Şam’daki kilidi açabilir mi?

      Faşizmi ezenleri hatırlamak: Ekim Devrimi’nin yer altı kutlaması

      Faşizmi ezenleri hatırlamak: Ekim Devrimi’nin yer altı kutlaması

      “Ortaklaşmacı demokrasi” örneği: İspanya

      “Ortaklaşmacı demokrasi” örneği: İspanya

      Erdoğan’ın son tuzağı

      Erdoğan’ın son tuzağı

    • Yaşam
      Kürt sorunu üzerine güncellemeler

      Kürt sorunu üzerine güncellemeler

      Biri engelli 3 kardeş 7 yıldır kümeste tutuluyormuş

      Biri engelli 3 kardeş 7 yıldır kümeste tutuluyormuş

      Kilo vermeye ve bağışıklığa etkisi sınırlı: Her gün limonlu su içmek neden 'mucize' değil?

      Kilo vermeye ve bağışıklığa etkisi sınırlı: Her gün limonlu su içmek neden 'mucize' değil?

      Yaşam alanımız peşkeş çekilemez

      Yaşam alanımız peşkeş çekilemez

    • Türkiye
      Kürt sorunu üzerine güncellemeler

      Kürt sorunu üzerine güncellemeler

      Biri engelli 3 kardeş 7 yıldır kümeste tutuluyormuş

      Biri engelli 3 kardeş 7 yıldır kümeste tutuluyormuş

      Bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek her çocuğun hakkı

      Bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek her çocuğun hakkı

      Terörsüz(!) Türkiye

      Terörsüz(!) Türkiye

    • Dünya
      Almanya’da 2026’daki eyalet seçimlerinin farkı

      Almanya’da 2026’daki eyalet seçimlerinin farkı

      Faşizmi ezenleri hatırlamak: Ekim Devrimi’nin yer altı kutlaması

      Faşizmi ezenleri hatırlamak: Ekim Devrimi’nin yer altı kutlaması

      Trump'tan Ukrayna Barış Planı açıklaması: Anlaşmaya çok yakınız

      Trump'tan Ukrayna Barış Planı açıklaması: Anlaşmaya çok yakınız

      Üç görüntü: Amerikan katarı püfleye püfleye ilerliyor

      Üç görüntü: Amerikan katarı püfleye püfleye ilerliyor

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Kürt sorunu üzerine güncellemeler

      Kürt sorunu üzerine güncellemeler

      Bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek her çocuğun hakkı

      Bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek her çocuğun hakkı

      Terörsüz(!) Türkiye

      Terörsüz(!) Türkiye

      Asıl sorun asgari ücretli işçilerin gücünün komisyona yansımamasıdır!

      Asıl sorun asgari ücretli işçilerin gücünün komisyona yansımamasıdır!

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

Anarşist İslam: İtaat kültüründen isyan kültürüne

Haziran 8, 2010 9 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

“Bir kelebeğin kanat çırpışı neticesinde ortaya çıkan hava akımı, dünyanın yarısını yok edecek çapta büyük bir kasırgaya neden olabilir.” (Kaos Teorisi)  


Bilal, Daru’n-Nedve’de imanını açığa vurduğunda Ümeyye b. Halef’in söylediği şu sözler manidardır:


“Unutma Bilal, sen benim kölemsin, seni satın aldığımda ruhunu da satın aldım, terbiye etmesini bilirim!”


Bugün yaşananlara baktığımızda insanlığın aynı zihniyetin tasallutu altında bulunduğunu görüyoruz. Zira bugün, insanlık ailesinin tüm fertleri -dolayısıyla toplumlar- mevcut küresel sistem eliyle anne karnına düştükleri andan itibaren sahip oldukları tüm haklardan yoksun bırakılmış, köleleştirilmiştir. Sistem, iktisadi, siyasi ve askeri organizasyonlarıyla bir yeryüzü cehennemi var etti. İnsanlık ailesinin beslenme, barınma, eğitim ve sağlık gibi en temel ihtiyaçları dahi kapitalist ve emperyalist güçler tarafından alenen ipotek altına alındı. Bununla birlikte insanlığın kendi işine hâkim olma, seçtiği herhangi bir hayat tarzını serbestçe uygulama hakkı gasp edildi. Hiçbir manevi-ahlaki ölçü tanımayan bu zihniyet, insanlık ailesi üzerinde egemenlik addederek, insanın insanla, tabiatla ve yaratıcısıyla olan ilişkilerini dahi kendi tekeline alma ve çıkarına uygun bir biçimde istediği gibi düzenleme yoluna gitti. Evet, Firavun’dan söz ediyorum!


Ancak ne var ki, hırsız kadar ev sahibi de suçlu. Zira yeryüzü, tarih boyunca zalimlerle mazlumların işbirliğine sahne oldu. Korkularının esiri haline gelerek mensubu oldukları aileye ihanet eden, böylece insan değil “insanımsı” oldukları ortaya çıkan mahlûklar, dünya nimetlerine kavuşabilmek için, diğerlerini haklarından mahrum eden zorbaları rableştirdiler ve çeşitli şekillerde onlara kul oldular. Yeryüzü şeytanlarının istediği de tam olarak buydu. Çünkü tarih boyunca yeryüzünde ihdas edilen kölelik düzeni, dünya nimetlerine kavuşmayı servet ve iktidar sahiplerine boyun eğmekten geçer hale getirmişti.     


Firavun’u Firavun yapan nedir ki? Servet ve iktidar… İktisadi, siyasi ve askeri güç… Ama hepsinden önce kamunun, yani toplumun kendisi. Servet ve iktidarın kamudan kaynaklandığını daha önce ifade etmiştim. Ancak bunun bir de itaat yönü var. Zira tarihin her döneminde gücü ellerinde bulunduranlar, toplumlarının karşısına dikilerek mülkün yegâne sahibi olduklarını ilan ettiler ve kendilerine itaat edilmesini istediler [“Böylece (Firavun) kavmini küçümsedi; onlar da ona itaat ettiler. Gerçekten de onlar fasık (yoldan çıkmış) bir kavimdi.” (43/51, 54)] Dolayısıyla tarih bize, bu mülkiyet iddiası karşısında kölelerin iki tür davranış biçimi sergilediklerini gösterir: İtaat ve isyan. O halde dün olduğu gibi bugün de insanlık ailesi iki ayrı tercih hakkına sahip: Ya Firavun’un kavmi gibi efendilerinin karşısında boyun eğecek ya da isyan bayrağını çekecek. Bir üçüncü seçenek yok! Ancak işin zor kısmı bundan sonra başlıyor. Zira içinde bulunduğu durumun farkına varan insan, bu aşamadan sonra öncelikle tercihlerinin beraberinde ne getireceğini düşünmeye koyulur. Efendilerine itaat etmesi halinde şöyle ya da böyle, yarı aç yarı tok yaşayacak, hayatını idame ettirecek. İsyan halinde ise -ki, yapması gereken yegâne şey budur- efendilerinin gözünde hedef tahtası haline gelecek, işkence, açlık, sefalet ve hatta ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Bir başka ifadeyle ya onursuz bir biçimde yaşam sürecek ya da onurlu bir şekilde isyan ederek her türlü musibete göğüs gerecek ve özgür bir insan olarak yaşama veda edecek.


İnsanlık bilincinden yoksun olanlar için efendilerinin takdir ettiği ölçüde dünya nimetlerinden faydalanmak ve bu suretle hayatın idamesini sağlamak esastır. Lakin bu ailenin onurlu üyeleri meseleye farklı bir açıdan bakarlar. Böyleleri için bir köle olarak yaşamaktansa bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir. Allah, onların mallarını ve canlarını cennet karşılığında satın almıştır, onlar gerekirse Allah yolunda (hak, adalet, eşitlik, özgürlük için) öldürürler ve öldürülürler (9/111).


Ancak ne var ki, yaşadığımız coğrafyada Emevi Saltanatı’ndan bu yana itaat kültürü ve güce tapınma hüküm sürmektedir. Bu nedenle klasik din(i)dar zihin, kitaba tek yönlü bakar. Her gün yapraklarını çevirip durduğu kitabın içinde sürekli olarak hidayeti, takvayı, namazı, kırkta bir zekâtı, orucu ve haccı görmesine karşın, kıyamı, hicreti, cihadı ve şehadeti gör(e)mez. Kıyamsız, hicretsiz, cihatsız ve şehadetsiz bir din… Bu din, uyuşturucu dinidir. Para-pul, araç-gereç, sayı-nüfus hesabı yaptırır. Kitapla eşekleştirir, namazla ürkekleştirir, duayla pasifleştirir. Bu dinin mensubu olan adam, bela evinin kapısına dayanıncaya kadar suya-sabuna dokunmaz, yürüyenin önüne taş, üretenin önüne set olur. İş elini taşın altına koymaya geldiğinde ortadan sıvışır. Yangını söndürmek için eline bir kova su alıp yangın mahalline koşmak yerine, oturduğu yerden akıl verir, ahkâm keser. Onun dininden bir şey çıkmaz, çıksa çıksa kölelik çıkar; zira onun dini itaati emreder. Der ki, “zalim de olsa sultana/otoriteye itaat edeceksin.” Bu, adamına göre kimi için yerel veya bölgesel, kimi için de küresel ölçekli sultan olur. Hatta “şekil a”da görüldüğü gibi o otorite kâfir de olsa fark etmez! “Güce tapınmak” tam da böyle bir şeydir. Aynı adam -Allah muhafaza- gücü eline geçirdiğinde (iktidar olduğunda) ortalığı kasıp kavurur, muhaliflerine dünyayı dar eder, yeryüzünü açık hava hapishanesine çevirir. Güce tapınan adamın genel karakteristiğidir bu; güçlüye itaat eder, zayıftan itaat bekler.    


Hâlbuki din, insanlığı sırtına vurulmuş olan yüklerden ve boynuna dolanmış olan zincirlerden kurtarmak için vardır. Nitekim peygamberin misyonu da budur (7/158). Dolayısıyla bu dinin tabiatında itaat değil, isyan vardır. “La ilahe illallah”la statükoyu yıkar, hiyerarşiye (ast-üst ilişkisi) son verir, hegemonik ilişki biçimlerini reddeder, hiç kimsenin bir diğeri üzerinde tahakküm kurmasına müsaade etmez. “La kuvvete illâ billah”la en-Nâs’ı, yani toplumu ön plana çıkarır (bkz. ‘Yeşil burjuvazinin iflah olmaz hastalığı’ başlıklı makale). “Fekku raqabe”yle köleliği ortadan kaldırır. “Lehû mülkû’s-semavati ve’l-ard”la rızık kaynaklarını kamusallaştırır/insanlık ailesinin ortak mülkiyeti haline getirir. “İnsan için emeğinin karşılığından başka bir şey yoktur” diyerek “herkesten yeteneğine göre”, “İhtiyaçtan fazlasını verin” diyerek “herkese ihtiyacı kadar” prensibini vazeder ve böylece efendilerle köleleri eşitler.


Çağımızın kavramlarıyla konuşacak olursak, bunun adı “anarşizm”dir. Yunanca “an” (-siz-sız- olumsuzluk eki) ve “arche”den  (otorite/yönetim) türetilmiş olan “anarche/anarşi”, “otoritenin yokluğu/otoritesizlik, yönetimsizlik” demektir. “Anarşizm, toplumun yönetimsiz olarak tasarlandığı bir yaşam ve davranış teorisine ya da ilkesine verilen addır. Dolayısıyla insanın insan tarafından yönetilmesini reddeder ve eşitliği öngörür. Bu doğrultuda halkın mülk/servet ve iktidar sahiplerine itaatten vazgeçmesini ister. Böyle bir toplumda uyum, itaat ya da yasa yoluyla değil, bir toprak parçasına ya da meslek grubuna bağlı insanlar arasında akdedilen özgür anlaşmayla sağlanır.” (Kropotkin; Anarşi)


Peki, “Allah’a, rasulüne ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin” (4/59) ayeti ne olacak? Öncelikle şunu söylemek icap eder ki, Allah, elle tutulur gözle görülür bir nesne değildir. Allah’a ve peygamberine itaat, Kur’an ve Sünnet’te mündemiç bulunan manevi-ahlaki ilkeler bütününe riayet etmekten ibarettir. “Ulû’l-emr’e itaat” konusuna gelince: Bu da klasik din(i)darın anladığı türden bir itaat değildir. Zira ulû’l-emr’in hiç kimseye hükmetme yetkisi yoktur. O, sadece meydana gelen anlaşmazlıkları karara bağlamak (insanlar arasında adaletle hüküm vermek) ve en-Nâs’ın işlerini görmek üzere vardır, dolayısıyla hiç kimseyi yönetiyor da değildir. Bir kişi veya grubun diğerlerini yönetmesi, “kula kulluk” dediğimiz şeyin ta kendisidir. Bu bakımdan denebilir ki, İslam, anarşist bir karaktere sahiptir. Nitekim peygamberlerin hepsi kendi yaşadıkları çağın egemen gücüne başkaldırmış ve hiçbiri servet ve iktidar aracılığıyla halkı köleleştirenlerin otoritesini tanımamıştır.


Bunun yanında peygamberler fiili eşitliğin savunucusu ve uygulayıcısıdırlar. Zira eşitliğin olmadığı yerde ne adaletten ne de özgürlükten söz edilebilir. İslam, bunu gerçekleştirebilmek için ne gerekiyorsa yapar, yeri geldiğinde savaşmaktan da kaçınmaz. Peygamber bu uğurda savaşarak ölmeyi kazanç olarak görür. O, şöyle söylemektedir: “Bu Bedir’in çocukları (Bedir’de savaşan sahabe) akıllı, uyanık ve beceriklidirler. Onlar ki, Bedir’de öldürüldüler ve onlar ki, doğru dürüst ibadet etmeden, bir namaz kılamadan, bir oruç tutamadan cennete gittiler.” “Çünkü onlar yeni Müslüman olmuşlardı. Henüz birtakım şeyleri öğrenme fırsatı bulamadan birden bire bir sorun ortaya çıktı ve kendilerini o sorunun içerisinde buldular. Gittiler Bedir veya Uhud şehitlerinden oldular. Dolayısıyla bu, bir beceriklilik, akıllılık ve uyanıklıktır.” (Ali Şeriati; Kendini Devrimci Yetiştirmek)


Oysa “şekil a”da görüldüğü gibi klasik din(i)dar zihin, ani gelişen bir olay veya birden bire ortaya çıkan bir sorun karşısında tüccarca ölçüp biçer ve şöyle düşünür: “Egemenle uzlaşmamak, faydalı sonuçlar doğurmayacak şekilde otoriteye başkaldırmaktır.” Onun otorite olarak nitelendirdiği ve başkaldırılmasını tehlikeli bulduğu şey, taptığı şeyin ta kendisidir: Güç! Bu nedenle reel politik düşünür, rasyonel -aslında irrasyonel- hesaplar yapar ve niteliği niceliğe kurban eder. Hâlbuki “İslam, sayı azlığından -dolayısıyla maddi yetersizliklerden- ötürü asla darbe yiyici ve mahcup olucu değildir.” (Peygamberin Havazin seferine çıkacak 12.000 silahlı Müslüman’a hitaben yaptığı konuşmasından – Ali Şeriati; Ne Yapmalı? – Ayrıca bkz. 2/249, 8/65-66)


Bütün bu anlattıklarım çerçevesinde Özgürlük Filosu Akdeniz kelebekleri misali duvara çarpıp yere düşmüş olsa da hayati bir misyon üstlenmiş, Müslüman ve bir o kadar da anarşist bir ruhla küresel emperyalizmin belki de en donanımlı ordusuna yerinde kafa tutarak gerekli örnekliği ortaya koymuştur. Bugün hükümetten, Birleşmiş Milletler’den, uluslararası diplomasiden vs. medet umanların, İblis’ten yardım bekleyen sefihlerden hiçbir farkları yoktur. Hamasî yazılar yazarak veya meydanlarda nutuk atarak ablukayı kırabileceklerini zannedenler ise aymazlık batağında boğulmak üzere olan zavallılardır. İşi duayla halletmeye çalışanlara gelince, onlar da Allah’ın kendilerine emrettiği şeyi O’na buyurmuş olmaktan (gerisin geri iade etmekten) başka bir şey yapmış olmazlar. Dolayısıyla bugün yapılması gereken tek şey, gemi yarenlerinin yaptığı gibi işi bizzat yerinde eyleme dökmektir.


Anarşist ruhlu olacaksınız, kendi işinizi kendiniz göreceksiniz. Aksi halde hiç kimse size altın tepsi içerisinde felahınızı takdim etmez. Üstüne üstlük TV ekranlarından daha nice Müslüman’ın katledilişini seyretmek değişmeyen kaderiniz, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak da ahlakınız haline gelir.


Şu halde boyun eğmek kölelerin daimi kaderi midir? Hayır! Köleler boyun eğmek zorunda değillerdir; çünkü özgür de olabilirler. Yeter ki, niyetleri sahih, amelleri salih olsun. Öyle ya “insana uğrunda çaba gösterdiğinin dışında başka bir şey verilmeyecektir.” (53/39) Dileyene kölelik, dileyene özgürlük…


Esenlikle…

9 Comments

  1. şeref
    8 Haziran 2010 at 15:50

    gemide bulunan müslümanların neredeyse tamamının din(i) dar bir kesime mensup oluşları.hoca efendi değilsede kendilerin geleneğe mensup oldukları sizin bu söylediğiniz anarşist müslüman tanımlamsının dışında kalmaları anmanı taşımıyor sanırım.Müslüman hassasiyeti içersinde davranmaya siz ne derseniz deyin.Onlar sadece müslümandılar.

  2. edip
    8 Haziran 2010 at 16:08

    nereden uydurdun gemidekilerin tamamının müslüman olduğunu. geminin üçte biri avrupadan gelenlerin tamamı sosyalist, komünist, anarşist adamlardı. ama sizin gibi islamcılık delisi olmuş garip tipler sayesinde arada kaynayıp gittiler. kardeşim beğenmiyorsanız okumayın, size zorla okuyun diyen mi oldu?

  3. şeref
    8 Haziran 2010 at 16:24

    “islamcılık delisi olmuş garip tipler” .Elhamdulillah

  4. şeref
    8 Haziran 2010 at 16:29

    kendinize olan hayranlığızla öylesine körsünüz ki. “gemide bulunan müslümanların neredeyse tamamının din(i) dar bir kesime mensup oluşları” sözünden gemide bulunan herkesin müslüman olduğunu söylediğimi sanıyorsunuz.Müslümanların haykırışından kendinize pirim çıkartmak yerine siz kendiniz hayr yapın.

  5. Afşin S.
    8 Haziran 2010 at 16:53

    Atilla bey, manidar yazınız, rahmetli C.Meriç’in bir sözünü hatırlattı bana: “Proudhon’un temsil ettiği anarşizm, Batının bütün doktrinleri içinde İslamiyet’e en yakın olan felsefedir.” (“Nesillerin Mirası” Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı, Türkiye Yazarlar Birliği Yayını, Ankara 1986, s.586-594.)

  6. ilhan
    10 Haziran 2010 at 13:00

    çok güzel bir aydınlanış. ateist olduğum halde beğendim

  7. Sahin Erdem
    13 Haziran 2010 at 19:53

    İslami düşüncenin işbirlikçi yaltakçı değil devrimci karakterde olduğuna değinmiş sayın yazar o kadar.anlamak istemeyen anlamaz.takdir edilecek ve meydanlarda insanlara okunması gereken bir yszı,yazar bildiğimiz ve anlatmak istediğimiz herşeyi bilgisi kültürü ve ve öz fikirleriyle güzel bir şekilde anlatmış.Teşekkürler.

  8. mehmet sefer
    15 Haziran 2010 at 10:50

    Bu Başlık hiç yakışmamış sizi kınıyorum. Anarşist insan belki anarşist müslüman diyebilirsiniz ama Asla Anarşist İSLAM kelimesi bu manada kullanmanız hiç etik ve ahlaki olmamış..

  9. mehmet kardeş:)
    1 Eylül 2010 at 21:39

    kavramların manalarına vakfsanız eğer başlık cuk diye oturmuş!
    mesela islamın klasik yorumu UYŞTURUCU İSLAM yahut AFYON İSLAM dır!
    Ama asıl İslam gerçektende ANARŞİST İSLAM’dır!

    Manalara vakıf olarak anlamak dileğiyle

    Saygılar

Yorumunuzu bırakın


ZAMAN AKIŞI

Ara 5 15:17
Arkasayfa

Kürt sorunu üzerine güncellemeler

Ara 5 15:11
Gündem

Biri engelli 3 kardeş 7 yıldır kümeste tutuluyormuş

Ara 5 15:09
Eğitim

Bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek her çocuğun hakkı

Ara 4 13:17
Arkasayfa

Terörsüz(!) Türkiye

Ara 4 12:35
Ekonomi

Asıl sorun asgari ücretli işçilerin gücünün komisyona yansımamasıdır!

Ara 4 12:12
Ekonomi

Enflasyona ince ayar

Ara 4 11:38
Gündem

Almanya’da 2026’daki eyalet seçimlerinin farkı

Ara 4 11:29
Ekonomi

Tazminatlar, işsizlik maaşları, borçlanmalar: Asgari ücret zammı hangi kalemleri değiştirecek?

Ara 3 20:51
Arkasayfa

Ümmet

Ara 3 20:42
Eğitim

TEDMEM’den 24 Kasım raporu: ‘Öğretmen yetiştirme sistemi yeniden yapılandırılmalı’

Ara 3 18:19
Arkasayfa

Haçlı Seferleri Yalnızca Ortadoğu’da mı Yaşandı?

Ara 3 14:44
Gündem

“Zorbalanan” öğretmen kürsüden düştü: Hastanede gözetim altında

Ara 3 12:22
Ekonomi

Enflasyon beklentilerin altında açıklandı: Türk-İş’e göre artan gıda fiyatları TÜİK’e göre yüzde 0,69 düştü

Ara 3 12:19
Ekonomi

Asgari ücrette bilindik oyun: Biz geçim istiyoruz, onlar vitrin tartışıyor

Ara 2 14:58
Gündem

Kilo vermeye ve bağışıklığa etkisi sınırlı: Her gün limonlu su içmek neden ‘mucize’ değil?

Ara 2 14:23
Arkasayfa

Bir otokrat nasıl devrilir?

Ara 2 14:11
Ekonomi

Yüzlerce kişinin emekliliği iptal edildi: Ödenen maaşlar geri istenecek

Ara 2 13:12
Emek

Aynı şirkete bağlı farklı iş yerlerinde çalıştım: Kıdemim altı yıl mı sayılır?

Ara 1 12:39
Ekonomi

Pastadan adil pay kural olmalı: Asgari ücrette keyfiliğe son!

Ara 1 12:11
Arkasayfa

Yaşam alanımız peşkeş çekilemez

Ara 1 11:20
Arkasayfa

İmralı Şam’daki kilidi açabilir mi?

Ara 1 11:13
Ekonomi

Sınır tanımayan karanlık düzen

Kas 28 11:19
Eğitim

MEB’den bir itiraf daha: Tatiller sınıfsal, çocuklara yaşam imkanı sağlamıyoruz

Kas 28 10:26
Gündem

Tahir Elçi katledildiği sokakta anılacak

Kas 28 10:12
Sağlık

Kanser hastasına aşı ayrımı

Kas 28 10:09
Arkasayfa

Bizi dövmek kolay

Kas 28 10:05
Ekonomi

Yurttaşın çarkı borçla dönüyor

Kas 28 10:02
Emek

Hepimizin kapısına gelen o emek: Platform işçileri eylemde

Kas 27 15:19
Arkasayfa

Köpekleri besleyiniz ve politikacıları daha fazla semirtmeyiniz

Kas 27 10:22
Gündem

Dünden Kalan Bu 5 Yiyeceği Asla Isıtmamalısınız! Uzmanlar Uyarıyor