• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Ocak 20, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      CHP'li Aşkın Genç: 'Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira'

      CHP'li Aşkın Genç: 'Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira'

      Haleflik seleflik karakterinin analizi

      Haleflik seleflik karakterinin analizi

      32 yılda 20’den fazla 'Siyasi Ahlak Kanunu' tozlu raflarda kaldı!

      32 yılda 20’den fazla 'Siyasi Ahlak Kanunu' tozlu raflarda kaldı!

      Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

      Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

    • Yaşam
      Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

      Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

      Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

      Sütü köylü üretiyor, fiyatı iktidar belirliyor

    • Türkiye
      Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

      Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

      Zulüm devri

      Zulüm devri

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

      Erdoğan'ı kızdıracak anket yayımlandı... İşte AKP Türkiye'si: Toplum endişeli, öfkeli ve mutsuz!

    • Dünya
      Sınırlar fiilen değişirken Türkiye ve Kürtler

      Sınırlar fiilen değişirken Türkiye ve Kürtler

      Hızlı çöküşün anatomisi

      Hızlı çöküşün anatomisi

      Trump kılığında emperyalizm

      Trump kılığında emperyalizm

      Ahlaksızlığın ahlakı

      Ahlaksızlığın ahlakı

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      Kimyasal Anahtarlarla Nöron Programlama: Kemogenetik Nedir?

      Kimyasal Anahtarlarla Nöron Programlama: Kemogenetik Nedir?

      Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

      Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

      CHP'li Aşkın Genç: 'Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira'

      CHP'li Aşkın Genç: 'Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira'

      Batık krediler 600 milyarı aştı: ‘Borçlu yaşam icraya kadar gidiyor’

      Batık krediler 600 milyarı aştı: ‘Borçlu yaşam icraya kadar gidiyor’

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

Allah Elçisi ve Kenz Ekibi

Ocak 20, 2011 4 comments

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

“Dünya’ya rağbet edip mülk edinmeyin!” (Allah’ın Elçisi Muhammed) (İbn-i Mesud, Cem’ül Fevaid c.3 / 7968)

 “Her kim Muhammed’i bulup getirecek olursa, ona ikiyüz kıvırcık deve verilecektir.”[1]

Mekke’nin ileri gelenlerince yapılan bu duyurunun muhatabı, kısa bir süre sonra “Medine”’ sokaklarında söylenen şu şiire de muhatap olmuştu;

Es-Selam ey Hadi-yi Hak mehde-i Ahir zaman,

Mihr’i Âlem-tab, subh-ı madelet, necm-i Huda!

Es-Selam ey şah-ı eyvan-ı risalet, es-selam

Merhaba ey mülteca-i din-ü devlet, Merhaba![2]

(Selam ey doğru yolu gösterici, ahir zaman hediyesi! Selam sana ey âlemi aydınlatan güneş! Ey adalet sabahı, ey hidayete erdiren güneş!)

Çünkü o, adaletin güneşi idi…

Adalet kelimesinin kökenine baktığımızda ilginç bir karşılık buluruz;

‘’Adalet kelimesi a-d-l kökünden, eşitlik manasına gelmektedir. Adalet kelimesinin tam karşılığı “eşit bölüştürmektir.”[3]

Kellesine iki yüz kıvırcık deve biçilen Allah Elçisi’nin neden böylesine ağır muamele gördüğünü anlamak ister misiniz?

O halde, Allah Elçisi’nin azad ettirdiği bir köle olan ‘’Bilal Habeşi’’ye soralım;

Soru: Ya Bilal, nedir bu kodamanları telaşlandıran, yaban eşeği gibi sağa-sola kaçışmalarını[4] sağlayan iş?

Abdullah b. Hevzeni’den; Haleb’de Bilal ile karşılaştım ve sordum; ‘’Peygamber’in geçimi nasıldır ?’’ Dedi ki; Allah O’nu peygamber olarak gönderdiği günden ölünceye dek hep O’nunla birlikte bulundum. O’nun fazla bir şeyi yoktu. Hatta bir adam gelip Müslüman olduktan sonra üstünde bir şey görmediğinde, beni gönderir, o adam için birinden ödünç para alırdım, onunla hemen gidip bir elbise alıp o adamı giydirirdim. Bir keresinde müşriklerden zengin bir adam karşıma çıktı ve dedi ki; ‘’Benim imkânım çok geniştir, benden başka kimseden ödünç para alma!’’ Adamın dediğini yaptım.  Bir gün abdest alıp namaz için ezan okuyacağım bir vakit o müşrik, bir grup tüccarla birlikte çıkageldi ve bana ; ‘’Ey Habeşli!’’ diye seslendi. ‘’Buyur!’’ dedim. Hemen bana hücum etti ve ağır laflar söyledi.

Dedi ki; “Aybaşına kadar ne kadar var?”

‘’Aybaşı yakındır.’’

‘’Aybaşına dört gün var. Aybaşı geldiğinde bana olan borcunu ödeyemezsen ona karşılık seni, eskiden olduğun gibi köle yapar koyun güttürürüm.’’

Bunu duyunca beyninden vurulmuşa döndüm. Yatsı namazını kılınca, Peygamber evine döndü, ben de arkasından yanına girmek için izin istedim ve izin verdi, girdim ve dedim ki; ‘’Ey Allah Resulü! Bana ödünç para veren müşrik var ya, aybaşında parasını istiyor, ne bende, ne de sende onu ödeyecek bir şey yok. İzin ver de kaçıp bazı Müslüman kabilelerin yanına gideyim, belki Allah, Resulü’ne bir rızık ihsan eder de gelip borcumuzu veririz. Aksi halde adam bizi rezil eder.’’

İzin verdi; hemen evime gittim. Kılıcımı, heybemi, pabuçlarımı ve kalkanımı hazırlayıp başımın ucuna koydum. Yalancı fecrin beyazlığı gelince kalkıp gitmeye hazırlanacaktım ki ‘Ey Bilal!’ diye bir sesle irkildim.

O ses; ‘Haydi Resulullah seni çağırıyor, yanına git!’ dedi.

Vardığımda kapıda dört tane deve, üzerlerinde eşya yüklü çöktürülmüş yatıyordu. İzin istedim, girdim; şöyle buyurdu: ‘Müjde Ey Bilal! Allah senin borcunu ödeyecek mal ihsan etti.’ Sonra şöyle buyurdu : ‘Kapının yanında üzerinde eşya yüklü dört deve görmedin mi?’

‘Evet’ dedim. ‘Üstlerindeki eşyadan, elbiselerden, yiyeceklerden istediğini alabilirsin. Onları bana Fedek’in reisi hediye etti. Onları alıp borcunu kapat!’ Emrini yerine getirdim. Sonra mescide gittim. Baktım ki Resulullah orada oturuyor. Selam verdim.

Sordu ; ‘Ne yaptın, borcu ödedin mi ?’

‘Allah, Allah Resulü’nün üstünde olan her borcu ödemeye bizi muvaffak kıldı.’’ Dedim.

‘Bir şey arttı mı ?’ diye sordu.

‘Evet’ dedim.

‘Bak, verilecek kimse varsa onları da ver de beni rahatlat! İçim rahatlamadan ailemden kimsenin yanına girmek istemiyorum’ buyurdu. Yatsı namazından sonra beni tekrar çağırdı ve sordu; ‘Sendeki malları ne yaptın ?’

‘Bendedir; henüz kimse gelmedi’ deyince, Allah Resulü o gece evine gitmeden mescidde geceledi. Ertesi gün yatsı namazına kadar orada kaldı. Sonra yine beni çağırıp;

‘Ne yaptın verdin mi ?’dedi.

Ben de; ‘Evet Ey Allah Resulü, artık müsterih olabilirsin’ dedim. Bunun üzerine ‘Allahu Ekber, Elhamdülillah’ dedi. Yanında dünyalık varken ölümün gelip kendisini bulmasından çok korktuğu için daima bunu yapardı.

Sonra onu takip ettim. Akrabalarına bir bir dolaşıp selam verdi, hal ve hatır sordu. Sonra evine gitti. İşte bana sorduğun Peygamber böyle bir şahsiyetti![5]

İşte Allah’ın Elçisi böyle bir şahsiyetti!

Şimdilerde, servet yarışında yarışanların üstüne kapaklandığı zenginlikleri eritmeden evine gitmeyen, gözüne uyku girmeyen, morali bozulan, fakirlik içinde yaşamayı bir tercih olarak değil, İslam’ın gerekliliği olarak bilen, elinde hiçbir şey tutmayan, sürekli veren, verdikçe neşelenen, huzur dolan, etrafında sorunları olanların derdiyle dertlenen, dertleri yüklenen, ana, baba ve dahası…

Ve şöyle buyurdu;

Enes’den nakledilir;

Peygamber, yarına hiçbir şey saklamazdı![6]

Ve hatta öyle ki;

Ukbe b. El-Haris’den;

‘O, Allah Resulü’nün arkasında ikindi namazını kıldı. Allah Resulü, selamdan sonra kalkıp koşar adımlarla hanımlarının odasına vardı. O’nun bu hızlı gidişinden cemaat endişelendi. Çıkıp onların yanına gelip o telaş ve endişeyi görünce, şöyle buyurdu; ‘Evimizde biraz altın vardı. Evimizde bulunmasından hoşlanmadım, bir an önce fakirlere dağıtılmasını emrettim.’[7]

Ve devam etti! ;

Ebu Hureyre’den;

‘Kulların sabaha çıktıkları hiçbir gün yoktur ki, iki melek inip biri: ‘’Allah’ım! İnfak eden kimsenin infak ettiği malın yerine daha iyisini ver!’ Öbürü; ‘’Allah’ım! Mal biriktirenlerin malını yok et!’ demesinler…[8]

Uğruna “anam babam sana feda olsun ya Resulullah” denilen o elçi işte böyle biriydi. Hele ki, bugün, O’nun sünnetini ihya ettiğini ilan edip, servet ve refah içinde yaşayanların, yanından bile geçemeyeceği kadar heybetli ve “insan.”

Ebu Vail’den ;

‘’Muaviye, hasta yatan Ebu Haşim b. Utbe’ye ziyarete geldi. O’nu ağlarken görünce sordu: ‘Ey dayı! Neden ağlıyorsun? Çektiğin sancıdan dolayı mı, yoksa safası gitti diye dünyaya olan hırsından mı ?’ Cevap verdi: Allah Resulü, bize bir şey tembih etmişti, tutamadık. O’nun şöyle dediğini duydum: “Mal olarak insana takatten düştüğünde kendisine bakacak bir yardımcı, bir de Allah yolunda bineği olması kâfi gelir.” Bugün kendimi bu hududu aşmış görüyorum. ‘’

Ve Rezin şunu da ilave etti: ‘’Bu zat öldüğün zaman geriye sadece şunları bıraktı: Otuz dirhem para ve bir de içinde hamur yapıp yediği ufak bir tekne.’’[9]

Öyle ki, 30 dirhem bıraktığı için kahırla ölen Utbe, yeğenine son nefesinde dahi mesaj verememiştir. Bizim İslam dediğimiz hakikat orada “Muaviye ile yüzleşmiş”, fakat Muaviye, kenz dinini seçmiştir…

Safa ve Merve tepesine çıkıp halka seslendiği o günden sonra “akli dengesini yitiren kodamanlar” kızgındı. Çünkü ihtiyaç sahibi için, yoksul için bir hak vardı mallarında onların.[10]

Kur’an’ın Tevbe suresinde dile getirilen önemli bir kavramdan bahsetmek gerekir: “Kenz” kavramı.

Kenz, “k-n-z” kökünden türemiş, malı malın üstüne koyup istiflemek/muhafaza etmek[11] manasına gelen bir kavramdır. Kenzin zıttı “infak”tır.

Kenz etmek, tedavülden çekmek, biriktirmek, üst üste koymak; günümüze getirdiğimizde, ihtiyaçtan fazla gayrimenkul alıp kiraya vermek, bankada para tutmak, yastık altında altın biriktirmek, mal istiflemek ve tedavülden çekmek manalarına gelir. Bu anlamlar bizim tayin ettiğimiz anlamlar olmamakla beraber, kavramın lügavi manasıdır.

Ey iman edenler! Şu bir gerçektir ki; ahbar ve ruhbanlar, halkın mallarını ‘’haksız yollarla tıka basa yerler ve insanları Allah yolundan alıkoyarlar.’’ Altın ve gümüşü kenz edip Allah yolunda harcamayanlara elim bir azabı müjdele! (Tevbe Suresi, 34. Ayet)

Ahbar ve Ruhban ibaresi, ne hikmetse meallerin büyük çoğunluğunda ‘’Rahip ve Hahamlar’’ olarak çevrilir. Bu, kasıtlı olarak bu şekilde yapılıyor ise, gocunma; bilinçsizce yapılıyor ise, cehalettir.

Çünkü bu kavram; haber veren, halkın bilmediklerinden haber verdiğini iddia eden demektir. Çoğunlukla din bilginleri için kullanılır. Bunun nedeni ise; tarihsel süreçte, halkın önüne çıkıp, onların bilmediklerini bildiğini iddia edenler “hep din âlimleri olmuşlardır.’’

Ancak bugün için bu kavramın böyle anlaşılması uygun değildir. Bugünün gözüyle bu kavram şu anlama gelir;

Ruhban kavramının bir diğer anlamı “korkutan”dır. Şeytan sizi fakirlikle korkutur, sizi görünür görünmez çirkinliklere sürükler. (Bakara Suresi, 268. ayet)

Bilginin tekelleşmesi, akabinde bilgisini kullanarak “halkın kategorize edilmesini sağlayan” ve mukabil olarak kendisini “halkın sahip olmadığı bilgilere sahip olarak gösterip, üste çıkan” manasına gelir.

Bu, pek âlâ; bir hoca, imam olabileceği gibi, bir siyasetçi, doktor ve hatta aydın bile olabilir.

Bilginin paylaşımı da tıpkı mal gibidir. Bu hususta güzel bir rivayet paylaşmak isterim;

Ali, Meysem’i hurma satarken görür ve hurmalarını iyi ve kötü diye ikiye ayırdığını ve her birini ayrı fiyata sattığını görür. Ona kızarak; ‘’Neden halkı, Allah’ın kullarını sınıflara göre taksim ediyorsun ?’’ dedi ve elleriyle hurmaları birbirine karıştırdıktan sonra belirli bir fiyata satmasını emretti.[12]

Kaldı ki, Allah Elçisi’nin can dostu ve damadı Ali, başa geçtiğinde ekonomik paylaşımı tamamen değiştirmiştir. Ülkenin en büyük askeri ve siyasi önderlerine 3 dinar verilirken, bu kişilerin hizmetkârlarına da 3 dinar verilmekte idi…

İşte onun yoldaşları böyle şahsiyetlerdi…

Kenz, bir süreçtir. Bir amaçtır ve dünyevi bir misyondur. Körlüğün en ileri alamet-i farikası, devinimin baş düşmanı, ekoloji ve ekonominin katlidir.

Kenz sürecinin gelişimi şu şekilde hayata geçmektedir;

O dedi: “Bu servet bana, bendeki bir ilim sayesinde verildi.” Peki o bilmedi mi ki Allah, önceki nesiller içinden ondan kuvvetçe daha zorlu, sayıca daha çok olanları bile helâk etmiştir. Günahlarının ne olduğu, günahkârlardan sorulmaz. (Kasas Suresi, 78. ayet)[13]

Karun’un bu tepkisi, bilgiyi tekelleştirmesi noktasında eleştiri görmüştür. Bilgi, mutlak anlamda bir kişi ya da zümreye ait değildir. İnsanlık vicdanının ortak işlemek sureti ürettiği bir hakikattir. Dolayısı ile “kamu malı”dır.

Yani bir kişi siyasetçi olabilir. Edindiği bilginin kendisini üstün görmesine neden olması, kenzi tetikler. Bu üstünlük, paylaşımda da üstünlük elde etme egosuna dönüşerek devinim bozulur ve kenz başlar…

Hâlbuki tüm insanlık “Nefs-i vahide”den yaratılmıştır.

(Nisa Suresi, 1. ayet) Ey insanlar! Sizi bir tek bir nefsten yaratan, ondan eşini vücuda getiren ve o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının. Adını anarak birbirinizden dilekler dilediğiniz Allah’tan korkun. Rahimlerin haklarına saygısızlıktan da sakının. Şu bir gerçek ki Allah, Rakîb’dir, sizin üzerinizde sürekli ve titiz bir gözetleyicidir.[14]

Dikkat edersek ayetin sunduğu form şu şekildedir;

Tek Nefs — İnsan — Çiftler

Kuran’da “eş” kavramı, hanım-erkek olarak kullanılsa da, bir şeyin eşi, karşıtı, beraberindeki olarak da kullanılır. Yaratım sürecini tasvir eden bu ayete göre insan, tek neftsen yaratılmış ve sonrasında zıtlıkları, çelişkileri üretmiştir.

Bu zıtlık ve çelişkilerin ürettiği ayrılıklar “tek nefsi” unutturmuş, külli olan nefs, cüz’i bir forma indirgenerek, çatışma ve çelişki ortamı hâsıl olmuştur…

İslam ise iki temel prensip için insanlığa deklare edilmiştir;

1- Nefs-i Vahide

2- Ümmet-i Vahide

Yani insanlığın adalete kavuşması, eşitlenmesi, kendi elleriyle ürettiği çelişkileri ortadan kaldırmak sureti ile, sınıfsal ayrılık ve karşıtlıkların giderilmesi ve akabinde oluşacak “tek toplum”.

İşte sizin toplumunuz tek bir toplumdur. Ve bu toplumun Rızk vericisi olan/Rabb benim. Daima benim bilincimde olun. Gel gör ki; kendi aralarında paramparça olup gruplara/sınıflara ayrıldılar. Her gruba kendini hak, diğerini batıl görmek hoş göründü… Şimdi sen onları, cehalete batmış olduklarını anlayıncaya kadar kendi hallerine bırak! O elde ettikleri mal ve oğulları, hayırda yarıştırmak için kendilerine özel olarak verdiğimizi mi zannediyorlar? Hayır, anlamıyorlar! Ancak Rablerinin delillerine inananlar ve saygılarından dolayı haşyet duyanlar. Ve Rablerine ortaklar, şerikler, aracı tanrılar, yedek ilahlar, panteonlar, mammonlar koşmayanlar. Ve Rableri huzuruna dönecekleri için, verdikleri/dağıttıkları malları kalpleri ürpererek verenler/dağıtanlar.

İşte onlar hayırlara koşuşurlar ve hayır için yarışırlar… (Mu’minun Suresi, 52-61.ayetler)[15]

Bu toplum, sınıfsız, düzlemsiz, kategorisiz bir toplumdur. Bu toplumu inşa etmenin yolu ise; Nefs-i Vahide, yani ortak vicdana tutunmaktır.

Yani daha net biçimde şunu belirtmek gerekir;

Kişinin namazı; kendisine malını dağıtmasını emretmiyorsa[16], kenz ve ruhbaniyet vücud âlemine girmiş demektir. Kenz ve Ruhbaniyetin girdiği gönülden, Allah ve Resulü çıkmıştır.

Ve o gönül iflah olmaz bir hastalığa duçar olmuştur…

Yastığa başını koyduğunda uykuya gark olanlara değildir sözümüz…

Sözümüz vicdan sahiplerinedir;

Bir kimse ile münasebete girmek için, kendisinin ibadetine bakmayın! dirhem ve dinar ile olan münasebetine bakın… (Allah’ın elçisi Muhammed)

Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır.

Fazla verilenler, neden rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor?

Allah’ın nimetini mi inkâr ediyor bunlar? (Nahl Suresi, 71. ayet)

Sana neyi infak edeceklerini/dağıtacaklarını sorarlar; de ki, “kazandıklarınızın ihtiyaçtan artanının tamamını”…  (Bakara Suresi, 219. ayet)

Resul de şöyle der: “Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur’an’ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular.” (Furkan Suresi, 30. ayet)

—————————————————————–

[1] Tarih-i Taberi c. 3, s. 122

[2] Tarih-i Taberi c. 3, s. 129

[3] Ragıp El İsfehani – Müfredat (A-d-l maddesi)

[4] Müddesir Suresi, 50. ayet

[5] Rüdani, Cem’ül fevaid,  c. 3- 7955

[6] Rüdani, Cem’ül fevaid,  c. 3- 7956

[7] Rüdani, Cem’ül fevaid,  c. 3- 7957

[8] Rüdani, Cem’ül fevaid,  c. 1- 2778

[9] Rüdani – Cem’ül Fevaid, c. 1 – 7972

[10] Zariyat Suresi, 19. ayet

[11] Ragıp El İsfehani – Müfredat (k-n-z maddesi)

[12] Kapitalizm – Ali Şeriati, s. 21

[13] Kasas Suresi, 78. ayet

[14] Nisa Suresi, 1. ayet

[15] Yaşayan Kuran/R. İhsan Eliaçık – Mu’minun Suresi, 52-61. ayetler

[16] Hud Suresi, 87. ayet

4 Comments

  1. murat yılmaz
    20 Ocak 2011 at 10:59

    eline sağlık üstad. sağlam çalışma olmuş.
    enfes hadisler ver ilk defa karşılaştığım son hadisi sorucam.
    Bir kimsa ile münasebete girmek için, kendisinin ibadetine bakmayın; dirhem ve dinar ile olan münasebetine bakın.” kaynak nedir ?
    kaynağı bulamasakda Allah Resulünü tanıyanlar bilir. Bu da sahihtir kanımca En doğrusunu Allah Bilir. sevgiyle tüm infak edenlere her daim

  2. Hevidar Rüzgar
    20 Ocak 2011 at 12:14

    Adaletin eşit bölüştürmek anlamına geldiğini şimdi öğrendim.işsiz birinin iş bulması kadar heyecan verici oldu bu yeni bilgi.üstelik en çok çalişanların yine en fakirler olduğu bu dünyada adaletin içselliğinin ne kadar da yok sayildiğının acı bir göstergesi olarak insanlığı sosyal vicdandan soyutlanışına da şahit olduk.içler acısı,öfkeye ve isyana sebeb ve direnişe vesile bir yazı.

  3. alpaslan
    20 Ocak 2011 at 23:49

    ilk kez bir yazınızı okudum. gerçekten güzel noktalara dikkat çekmişsiniz. sanırım biraz da kendini müslüman olarak adlandıranların bu duruma düşmelerinde birbirlerini uyarmamaları da var. şimdi sizin bu uyarınız bu boşluğu dolduruyor.
    yalnız bir uyarı da bulunmak isterim yazıda allh rasulünün fakirleşmek istediğini söylemişsiniz. oysa o toplumun en alt seviyesinde olan insanları hissetmek yani onlarla empati kurmak için böyle yapmıştır. yoksa fakirleşmek gibi bir hedefi var değildi.

  4. A TUNÇ
    21 Ocak 2011 at 17:36

    Sayın yazar kalemine ve yüreğine saglık allah hayırlı ömür ve zihin açıklıgı versin yazılarınızı ailece okuyup yorumlamaktayız zevkle

Yorumunuzu bırakın


ZAMAN AKIŞI

Oca 20 12:55
Sağlık

Mide kanseri sessiz katil: Bu belirtileri görmezden gelmeyin!

Oca 20 12:25
Arkasayfa

Kimyasal Anahtarlarla Nöron Programlama: Kemogenetik Nedir?

Oca 20 12:19
Sağlık

Çay içmek kemik yoğunluğunu artırır mı?

Oca 20 12:17
Sağlık

Ne ayran ne çay kahve için! Sağlığa faydaları ağzı açık bıraktı

Oca 20 10:38
Arkasayfa

Yoksulluk ve maaş fedakârlığı

Oca 20 10:03
Ekonomi

CHP’li Aşkın Genç: ‘Emekliye bin 60 lira, faize günde 5,6 milyar lira’

Oca 20 09:58
Ekonomi

Batık krediler 600 milyarı aştı: ‘Borçlu yaşam icraya kadar gidiyor’

Oca 20 09:57
Ekonomi

İşsizlik maaşı alırken işe başlamak ödeneği keser

Oca 19 13:31
Arkasayfa

Türkiye’de Çocuk Suçluluğu Üzerine

Oca 19 12:11
Arkasayfa

Kürtler ne istiyor? (2)

Oca 19 11:52
Arkasayfa

Haleflik seleflik karakterinin analizi

Oca 19 11:49
Gündem

Sınırlar fiilen değişirken Türkiye ve Kürtler

Oca 19 11:45
Gündem

Hrant Dink katledildiği yerde anılacak: Hakikatin izinde, adaletin peşinde

Oca 19 11:43
Gündem

Hızlı çöküşün anatomisi

Oca 17 10:30
Sağlık

Lipödem geni: Kilo veremiyorsanız suçlu iradeniz olmayabilir!

Oca 17 10:00
Sağlık

Yürüyüşün mucizevi gücü: Erken ölüm riskini yüzde 30 azaltan basit bir adım

Oca 17 08:09
Arkasayfa

32 yılda 20’den fazla ‘Siyasi Ahlak Kanunu’ tozlu raflarda kaldı!

Oca 16 21:00
Gündem

Trump kılığında emperyalizm

Oca 16 20:59
Gündem

Ahlaksızlığın ahlakı

Oca 15 11:12
Gündem

Masonik FETÖ’CÜ Marksist cephe!

Oca 15 11:02
Arkasayfa

Dünya sokakta: Kapitalizm çözülürken insanlık neyi arıyor?

Oca 15 10:51
Gündem

Halep-Suriye virajı: Süreç başladığı yerde tıkandı mı?

Oca 15 10:44
Eğitim

Öğretmenlik meslek kanunu uzantısı sürgün ve hak ihlalleri rejimi

Oca 15 10:42
Arkasayfa

Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu

Oca 15 10:40
Arkasayfa

Hayali Kürt-Türk-Arap İttifakı ve gerçek: Kürtsüzleştirilen Halep!

Oca 14 11:56
Arkasayfa

Zulüm devri

Oca 14 10:47
Gündem

Emekliye ‘yük’ diyen faiz düzeni

Oca 14 10:42
Gündem

Güçlü pasaport listesi: Türkiye yine geriledi

Oca 14 10:35
Ekonomi

Soba zehirlenmesi ölümleri bitmiyor: İktidar, her ile doğal gaz getirmekle övündü ama halkta para yok

Oca 14 10:33
Emek

Antalya’da çalıştığı iş yerinde yaralanan 17 yaşındaki çocuk, 10 gün sonra hayatını kaybetti