• Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
    • Yaşam
    • Türkiye
    • Dünya
  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
    • Belgesel & Film
    • Eylem & Etkinlik
    • Fotoğraf & Karikatür
    • Kitap & Dergi
    • Müzik & Video
Adil Medya
  • Şubat 24, 2026
  • Yayın İlkeleri
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
  • Güncel
  • Sağlık
  • Sağlık
Adil Medya
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Politika
      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

      Komisyon raporu: Demokratik entegrasyon mu otoriter konsolidasyon mu?

      Komisyon raporu: Demokratik entegrasyon mu otoriter konsolidasyon mu?

      Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı düzenleme: LGBT’ye destek olana hapis cezası geliyor!

      Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı düzenleme: LGBT’ye destek olana hapis cezası geliyor!

      Gerçeğin duvarı ve asalak ilişkiden çıkış

      Gerçeğin duvarı ve asalak ilişkiden çıkış

    • Yaşam
      Ateşi taşımak

      Ateşi taşımak

      İlk cemre ne zaman düşecek?

      İlk cemre ne zaman düşecek?

      Hayat boşluk tanımaz

      Hayat boşluk tanımaz

      Kamusal dilde yükselen öfke toplumsal iklimi değiştiriyor

      Kamusal dilde yükselen öfke toplumsal iklimi değiştiriyor

    • Türkiye
      TİP'ten okullardaki Ramazan etkinliklerine tepki: Kamusal eğitimi dinselleştirme girişimlerine karşı susmayacağız

      TİP'ten okullardaki Ramazan etkinliklerine tepki: Kamusal eğitimi dinselleştirme girişimlerine karşı susmayacağız

      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

      İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

      Soframız ‘bir’ değil

      Soframız ‘bir’ değil

      İktidar hayata savaş açtı

      İktidar hayata savaş açtı

    • Dünya
      6 Ocak’tan bu yana bilanço ağır: Yüzlerce ölüm, kayıp ve göç

      6 Ocak’tan bu yana bilanço ağır: Yüzlerce ölüm, kayıp ve göç

      ABD için ölümcül tehdit: Küba

      ABD için ölümcül tehdit: Küba

      Fabrikalardan tarlalara 300 milyon işçi ayakta

      Fabrikalardan tarlalara 300 milyon işçi ayakta

      Küba dayanışması büyüyor

      Küba dayanışması büyüyor

  • Emek
  • Kadın
  • Ekonomi
  • Eğitim
  • Ekoloji
  • Sağlık
  • Bilim & Teknoloji
  • Yazarlar
  • Arka Sayfa
    • Fikir & Yazı
      “Yeşil komünistlerin” öncüsü Metin Yüksel kimdi? Neden öldürüldü?

      “Yeşil komünistlerin” öncüsü Metin Yüksel kimdi? Neden öldürüldü?

      Önemli Marxsist Düşünürler ve Analizleri

      Önemli Marxsist Düşünürler ve Analizleri

      Kamu kurumları ve güvenilirlik: TÜİK verileri ve nüfus verileri ne diyor?

      Kamu kurumları ve güvenilirlik: TÜİK verileri ve nüfus verileri ne diyor?

      Özelleştirme işçi sınıfı ve sosyalizmin dünyaya vurduğu damgayı silmenin koçbaşıdır!

      Özelleştirme işçi sınıfı ve sosyalizmin dünyaya vurduğu damgayı silmenin koçbaşıdır!

    • Belgesel & Film
      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Kapitalizmin Yeni Silahı: Prekaryaya Dönüştürülen Göçmen Emeği

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi Orhan Kemal

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      ''Gelincik'' Elini kirletmekten çekinmeyen bir polisin hikâyesi

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

      “Leyla ile Mecnun” ekranlara geri dönüyor

    • Eylem & Etkinlik
      Üçüncü Dünya Savaşı

      Üçüncü Dünya Savaşı

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Deniz Gezmiş - Metin Yüksel Birlikte Anılıyor

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Bizi uyutamazsınız; bu zulüm ne unutulur ne de affedilir!

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

      Anayasal Düzen ve Adalet Devleti paneli

    • Fotoğraf & Karikatür
      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      TESK Genel Başkanı: Okul alışverişleri için en az 10-12 bin lira gerekiyor

      Metafor

      Metafor

      Günün karikatürü

      Günün karikatürü

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

      LeMan'dan İsrail kapağı: Hangi hayvan hastaneleri vurur ki?

    • Kitap & Dergi
      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Kadire Bozkurt: Ben yazarken okur henüz yoktur

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Fuat Sürmeli'nin Yeni Kitabı Raflarda: “GÖLGEDEKİ GERÇEK”

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitap toplama düşkünlüğü

      Kitapların yalnızlığı

      Kitapların yalnızlığı

    • Müzik & Video
      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      4 gün sürecek 'Kuzey Fest'in programı belli oldu

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Efendiler Bunun Neresi Yalan

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Gökberk Uğurlu: “Düne takılı kalmak, önümüzü görmemizi engelliyor.”

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

      Grup Yorum üyeleri için dayanışma konseri

  • Follow
    • Twitter

H.Anıl Aslan

H.Anıl Aslan

Önemli Marxsist Düşünürler ve Analizleri

Şubat 23, 2026 Fikir & Yazı, Yazılar 0 comments

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Michel Foucault

Michel Foucault 20. Yüzyılın en etkili Fransız düşünürlerinden biridir. Eserleri özellikle tarih, felsefe, sosyoloji ve siyaset biliminde derin izler bırakmıştır. Onun en temel katkısı, iktidar kavramını Marx’ın ekonomi merkezli yaklaşımından kopararak çok daha geniş bir düzlemde ele almasıdır.

Foucault’a göre iktidar yalnızca devletin tepesinde ya da burjuvazinin sermaye kontrolünde bulunmaz. İktidar, modern toplumun gündelik ilişkilerinde, kurumlarında, dilinde ve bilgi üretiminde sürekli dolaşır. Bu nedenle iktidarı anlamak için yalnızca kimin yönettiğine değil, bireylerin nasıl yönetilebilir hale geldiğine bakmak gerekir. Fuko’ya göre Ortaçağ ve erken modern dönemde cezalar, mahkeme önünde işkenceler ve idamlar, krallığın kudretini halka göstermeyi amaçlıyordu. Modern dönemde ise cezalandırma yöntemleri değişti. Amaç artık bedeni parçalamak değil, bireyi düzeltmek ve disipline etmek oldu.

Foucault, bu yeni dönemi açıklamak için Panoptikon Metaforu’nu kullanır. Jeremy Bentham’ın tasarladığı Panoptikon hapishanesi, ortasında gözetleme kulesi bulunan dairesel bir yapıdır. Mahkumlar kuleyi görebilir, ama gözetlenip gözetlenmediklerini bilemezler. Bu belirsizlik, mahkûmların sürekli görülüyor hissiyle davranışlarını kontrol etmelerine yol açar.

Böylece modern toplumun amacı, yalnızca suçluları cezalandırmak değil, uysal bedenler üretmektir. Fabrikada disiplinli işçiler, okulda dikkatli öğrenciler, kışlada itaatkâr askerler, hastanede düzenli hastalar, polisler vb. Modern iktidar, insan bedenini üretken, itaatkâr ve gözetim altındaki bir nesneye dönüştürür. Fuko, modern iktidarın işleyişini açıklarken normalleştirme kavramını kullanır. Kurumlar, bireyleri belirli standartlara göre değerlendirir. Kim daha başarılı, kim daha sağlıklı, kim daha uyumlu diye sürekli ölçülür.

Fuko modern toplumlarda iktidarın Biyoiktidar özelliği taşıdığını anlatır. Biyoiktidarın özellikleri olarak nüfusun sağlığı, doğurganlığı ve üretkenliği devletin konusu haline gelir. İstatistikler, sağlık taramaları, doğum oranları, cinsel davranışların düzenlenmesi bu iktidarın araçlarıdır.

Marx ile karşılaştırma yaparsak;

Marx, İktidarın kaynağını ekonomik yapı ve sınıf çatışmasında görür. Sermaye sahipleri üretim araçlarını kontrol eder, devlet de bu ilişkileri korur.

Fuko’ya göre ekonomi önemli olsa da iktidar yalnızca sınıf ilişkileriyle açıklanamaz. İktidar mikro düzeyde, gündelik pratiklerde işler. Gözetim, disiplin, normlar… Hepsi iktidarın farklı yüzleridir. Marx için devrim, üretim ilişkilerinin kökten değişimiyle mümkündür. Foucault içinse iktidar her yerde olduğu için direniş de her yerde mümkündür. Küçük ölçekli başkaldırılar, gündelik ilişkilerde normları kırmak da iktidara karşı mücadeledir.

Bugün sosyal medya, dijital gözetim ve büyük veri çağında Fuko’nun analizleri daha da güncel hale gelmiştir. Fuko, iktidarı Marx’ın ekonomi merkezli çerçevesinden çıkarıp gündelik hayatın her alanına yaymıştır.

Antonio Gramsci

Antonio Gramsci ise İtalyan Marksist düşünürdür. Marx’ın ekonomi merkezli analizini kültür, ideoloji ve siyaset alanlarına taşıyarak genişletmiş, özellikle “hegemonya” kavramıyla modern toplumların işleyişini açıklamıştır. Gramsci’nin önemi, iktidarın yalnızca ekonomik zora dayalı olmadığını aynı zamanda insanların rızası üzerinden, kültürel kurumlar ve ideolojik aygıtlar aracılığıyla kurulduğunu göstermesidir

Gramsci’ye göre egemen sınıf yalnızca zor kullanarak iktidarını sürdüremez. Kalıcı iktidar için rıza üretimi gerekir. Bu sürece hegemonya denir.

Zor; Devletin baskı aygıtları (ordu, polis vb. ) aracılığıyla düzenin korunmasıdır.

Rıza; Eğitim, din, medya, kültür gibi alanlarda bireylerin gönüllü olarak egemen sınıfın değerlerini kabul etmesidir.

Hegemonya, toplumun büyük kısmına doğal, normal ve kaçınılmaz gelen düşüncelerin yaygınlaştırılmasıdır. Örneğin kapitalist toplumlarda bireycilik, rekabet, özel mülkiyet gibi değerler sanki evrensel gerçeklermiş gibi sunulur.

Gramsci devleti iki boyutlu düşünür:

1-Zorun Alan; Yasa, ordu, polis. 2-Rızanın Alanı; Okullar, kilise, sendikalar, medya, aile.

Egemenlik bu iki alanın birlikte işlemesiyle sağlanır. Marx ve Lenin devleti daha çok baskı aracı olarak görürken, Gramsci kültürün ve ideolojinin iktidardaki rolünü öne çıkarmıştır.

Sivil toplum, hegemonya mücadelesinin en önemli sahasıdır. Çünkü insanlar düşüncelerini, inançlarını, değerlerini burada şekillendirir. Bir sınıf, kendi değerlerini sivil toplumda kabul ettirebildiğinde iktidarını meşrulaştırmış olur

Gramsci’ye göre her sınıf kendi organik aydınlarını yaratır.

Geleneksel Aydınlar; Kendilerini sınıflardan bağımsız görürler; ama aslında çoğu zaman mevcut düzenin hizmetindedirler (örneğin kilise adamları, akademisyenler)

Organik Aydınlar; Belirli bir sınıfın çıkarlarını bilinçli şekilde temsil eder, ideolojisini yayar ve örgütlenmesine katkı sağlar.

Gramsci, Batı Avrupa’daki toplumların doğrudan devrimle değişmesinin zorluğunu görmüştür. Bu yüzden iki kavram öne çıkar:

Pasif Devrim: Egemen sınıf, tabandan gelen değişim taleplerini tamamen bastırmak yerine kısmen benimseyip sisteme entegre eder. Böylece düzen köklü bir dönüşüm yaşamadan kendini yeniler. Pozisyon Savaşı: Devrim artık ani bir ayaklanma değil, uzun vadeli bir kültürel hegemonya mücadelesidir. İşçi sınıfı, sivil toplumda kendi değerlerini ve kurumlarını güçlendirerek hegemonya kurmaya çalışır. Lenin’in “saldırı savaşı” modeliyle karşılaştırıldığında, Gramsci’nin stratejisi daha uzun soluklu, sabırlı ve kültürel ağırlıklı bir mücadele anlayışını ifade eder.

Marx’a göre İktidarın temeli ekonomik altyapıdadır. İdeoloji, bu altyapının bir yansımasıdır. Gramsci’ye göre Ekonomi önemli olsa da kültürel hegemonya olmadan iktidar sürdürülemez. Üstyapı (ideoloji, kültür) bağımsız bir ağırlığa sahiptir. Gramsci, Marx’ın ekonomik determinizmini kırarken Foucault’dan farklı olarak sınıf mücadelesini tamamen dışlamaz.

Bugünün toplumunda Gramsci’nin fikirleri oldukça günceldir:

Medya ve kültür endüstrisi olarak, televizyon, internet ve sosyal medya hegemonya üretiminin başlıca araçlarıdır. Popülizm olarak, siyasi liderler, halkın rızasını kazanmak için kültürel sembolleri ve kimlikleri kullanarak hegemonya kurmaya çalışır. Sivil toplum hareketleri olarak ise feminist hareketler, çevreci gruplar, işçi sendikaları, yeni toplumsal hareketler Gramsci’nin  pozisyon savaşı mantığıyla kendi karşı hegemonya alanlarını kurmaya çalışır.

Louis Althusser

Louis Althusser 20. Yüzyılın en tartışmalı ve etkili Marksist teorisyenlerinden biridir. Fransa’da yapısalcılık akımıyla Marksizmi birleştirmeye çalışmış, özellikle  ideoloji kavramına getirdiği özgün yorumla hem Marksist düşünceyi hem de sosyal bilimleri derinden etkilemiştir.

Althusser, Marx’ın düşüncesini yapısal bir çerçevede yorumlar. Toplumu bir bütün olarak belirleyen tek bir özne (örneğin proletarya, burjuvazi ya da birey) yoktur. Toplum, ekonomi, siyaset ve ideolojiden oluşan farklı düzeylerin karmaşık bir yapısıdır. Bu yaklaşım, klasik Marksist ekonomik determinizm (iktisadi yapının politikaya yön vermesi) anlayışına karşıdır.

Althusser’e göre devletin baskı aygıtı; ordu, polis, mahkeme, hapishane gibi yerlerdir. Burada devlet zor kullanarak düzeni sürdürür. Devletin ideolojik aygıtları ise eğitim sistemi, aile, din, medya, kültür, sendikalar, siyasal partiler gibi toplumu rıza yoluyla şekillendirir. Althusser’e göre kapitalist toplumlarda esas belirleyici olan, baskı aygıtı değil, ideolojik aygıtlardır. Çünkü insanlar çoğunlukla zorla değil, gönüllü bir biçimde sisteme katılırlar.

Marx, İdeolojiyi  yanlış bilinç olarak görür. Althusser ise ideolojinin toplumun işleyişinde zorunlu olduğunu savunur. Fuko ise iktidarın her yerde olduğunu söyler. Althusser ise iktidarı daha çok devletin aygıtları üzerinden düşünür. Yani Foucault mikro iktidarı, Althusser makro-iktidarı öne çıkarır.

Rosa Luxemburg

Rosa Luxemburg, Polonya kökenli Marksist düşünür, ekonomist ve devrimci bir aktivisttir. Luxemburg’un önemi, Marx’ın ekonomik analizini sürdürmekle kalmayıp kapitalizmin emperyalizm aşamasına dair özgün katkılar yapması ve aynı zamanda demokrasi ile özgürlüğe verdiği özel önemden gelir. Onun fikirleri hem Leninist otoriter modele hem de reformist sosyal demokrasiye yönelttiği eleştirilerle dikkat çeker.

Luxemburg’un en bilinen eseri “Sosyal Reform mu, Devrim mi?” (1899) adlı eseridir.

Bernstein’ın revizyonizmine karşı çıkmıştır. Bernstein, kapitalizmin giderek demokratikleştiğini ve işçi sınıfının reformlarla sosyalizme ulaşabileceğini savunuyordu. Luxemburg’a göre ise reformlar kapitalizmi yıkmaz, sadece onu geçici olarak tamir ederdi. Kapitalizmin krizleri yapısal olduğu için reformlarla aşılması mümkün değildi. Bu nedenle işçi sınıfının hedefi reformlarla yetinmek değil, devrimci dönüşüm olması gerektiğini savunurdu. Luxemburg’un bu görüşü, onu reformist sosyal demokratlardan ayırmıştır.

Luxemburg’un bir diğer katkısı, Kitle Grevi Teorisidir.

1905 Rus Devrimi’nden gözlemleriyle, işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin sadece tepeden planlı bir devrimle olmayacağını vurgulamıştır. Ona göre kitle grevleri, işçilerin kendiliğinden gelişen tepkilerinden doğar ve devrimci süreçleri besler. Parti örgütleri elbette önemlidir ama halkın spontane eylemleri olmadan devrim başarıya ulaşamaz.

Bu yaklaşım, Lenin’in  öncü parti vurgusuna kıyasla daha demokratik ve taban merkezli bir anlayışa işaret eder. Luxemburg, devrimci bir Marksist olmasına rağmen Lenin ve Bolşeviklerin otoriter eğilimlerini eleştirmiştir. Özellikle de Stalin döneminde olanlar içler acısıdır. Ona göre sosyalizm, yalnızca iktidarı ele geçirmek değil, aynı zamanda demokrasiyi en geniş biçimde geliştirmek demektir. Ünlü sözü: “Özgürlük her zaman farklı düşünenlerin özgürlüğüdür.” Lenin’in parti diktatörlüğüne yönelme eğilimini tehlikeli bulmuş, işçi demokrasisinin ve özgür tartışmanın devrim için vazgeçilmez olduğunu savunmuştur. Bu yüzden Luxemburg, hem reformist sosyal demokrasiden hem de otoriter Bolşevizmden ayrılır; onun sosyalizm anlayışı demokratik, özgürlükçü ve taban merkezlidir.

Rosa Luxemburg’un fikirleri, günümüz dünyasında etkiler bulmıştur. Örneğin emperyalizm ve küreselleşme ile çok uluslu şirketlerin ve İmf, Dünya Bankası gibi kurumların üçüncü dünya ülkelerini sömürmesi, onun analizini doğrular. Kitle hareketleri olarak ise Arap Baharı, , Latin Amerika’daki halk ayaklanmaları gibi hareketler, Luxemburg’un kitle grevi teorisini hatırlatır. Otoriter sosyalist rejimlerin çöküşü, Luxemburg’un sosyalizm ve demokrasi vurgusunun önemini bir kez daha ortaya koymuştur.

Foko, Gramsci, Althusser ve Luxemburg farklı yönlerden hareket etseler de aynı gerçeğe işaret eder. Bu;  modern toplumda iktidar yalnızca ekonomik güçten ibaret değildir; kültürde, eğitimde, dilde ve gündelik hayatın içinde yeniden üretilir. Foko iktidarın bireyi disipline eden görünmez yönünü gösterirken, Gramsci rıza üretimini ve kültürel hegemonyayı öne çıkarır. Althusser bu sürecin kurumsal mekanizmalarını açıklar, Luxemburg ise sistem eleştirisini özgürlük ve demokrasi vurgusuyla derinleştirir. Bu okumalar birlikte düşünüldüğünde, insanların çoğu zaman baskıyla değil, normal kabul ettikleri anlam dünyası içinde sisteme uyum sağladığı görülür ve iktidarı tartışmak, aynı zamanda neyin doğal sayıldığını sorgulamayı gerektirir.

 

_________________________________________________________

Kaynakça

Michel Foucault – Hapishanenin Doğuşu

Michel Foucault – Cinselliğin Tarihi

Antonio Gramsci – Hapishane Defterleri

Louis Althusser – İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları

Rosa Luxemburg – Sosyal Reform mu Devrim mi?

Rosa Luxemburg – Kitle Grevi, Parti ve Sendikalar

 

 

Paylaş

Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest

Yorumunuzu bırakın


İlgili Haberler

“Yeşil komünistlerin” öncüsü Metin Yüksel kimdi? Neden öldürüldü? Fikir & Yazı
Şubat 23, 2026

“Yeşil komünistlerin” öncüsü Metin Yüksel kimdi? Neden öldürüldü?

Kamu kurumları ve güvenilirlik: TÜİK verileri ve nüfus verileri ne diyor? Fikir & Yazı
Şubat 23, 2026

Kamu kurumları ve güvenilirlik: TÜİK verileri ve nüfus verileri ne diyor?

Özelleştirme işçi sınıfı ve sosyalizmin dünyaya vurduğu damgayı silmenin koçbaşıdır! Emek
Şubat 23, 2026

Özelleştirme işçi sınıfı ve sosyalizmin dünyaya vurduğu damgayı silmenin koçbaşıdır!

ZAMAN AKIŞI

Şub 23 23:01
Arkasayfa

“Yeşil komünistlerin” öncüsü Metin Yüksel kimdi? Neden öldürüldü?

Şub 23 20:24
Arkasayfa

Önemli Marxsist Düşünürler ve Analizleri

Şub 23 12:48
Eğitim

Toplum Çalışmaları Enstitüsü çalışması: Türkiye eğitim harcamalarında 35 ülke arasında 34. sırada

Şub 23 12:43
Eğitim

TİP’ten okullardaki Ramazan etkinliklerine tepki: Kamusal eğitimi dinselleştirme girişimlerine karşı susmayacağız

Şub 23 12:34
Arkasayfa

Kamu kurumları ve güvenilirlik: TÜİK verileri ve nüfus verileri ne diyor?

Şub 23 12:13
Gündem

6 Ocak’tan bu yana bilanço ağır: Yüzlerce ölüm, kayıp ve göç

Şub 23 12:10
Ekonomi

Hayat pahalandı, halk karta yüklendi: Ocakta ödemeler 2,3 trilyon liraya yükseldi

Şub 23 12:08
Ekonomi

Bağ-Kur’lular için 7200 gün teklifi: Prim gün şartında eşitlik sağlanmalı

Şub 23 12:06
Emek

Özelleştirme işçi sınıfı ve sosyalizmin dünyaya vurduğu damgayı silmenin koçbaşıdır!

Şub 23 12:04
Arkasayfa

İktidarın iç cephe konsolidasyonunu önceleyen bir rapor

Şub 21 21:05
Arkasayfa

Her muktedire lazım 10 eleştiri

Şub 19 11:53
Arkasayfa

Ateşi taşımak

Şub 19 11:09
Bilim & Teknoloji

47 yıllık araştırma yanıtladı: İnsan vücudunun en güçlü olduğu yaş hangisi?

Şub 19 11:01
Gündem

İlk cemre ne zaman düşecek?

Şub 19 10:52
Emek

Hayat boşluk tanımaz

Şub 19 10:46
Emek

Soframız ‘bir’ değil

Şub 18 10:00
Arkasayfa

İktidar hayata savaş açtı

Şub 18 09:58
Ekonomi

Bütçede öncelik gıda değil silah

Şub 18 09:53
Ekonomi

Gelecek umudu eridi

Şub 18 09:42
Arkasayfa

Komisyon raporu: Demokratik entegrasyon mu otoriter konsolidasyon mu?

Şub 17 11:53
Gündem

Kamusal dilde yükselen öfke toplumsal iklimi değiştiriyor

Şub 17 11:47
Sağlık

Her 20 kişiden birinde görülebilir: Ölüm oranı yüzde 50!

Şub 17 11:44
Gündem

Adalet Bakanlığı’ndan tartışmalı düzenleme: LGBT’ye destek olana hapis cezası geliyor!

Şub 17 11:39
Ekonomi

TCMB verileri: Konut fiyatları ocakta arttı

Şub 17 11:37
Ekonomi

200 TL nasıl pul oldu?

Şub 17 11:33
Ekonomi

CHP’li Bülbül: Sofraya et getirmek hayal, zeytin, peynir özel tüketim oldu

Şub 17 11:30
Gündem

ABD için ölümcül tehdit: Küba

Şub 17 11:17
Emek

Pandemi gerekçesiyle kıdem eksiltilir mi? İşçinin yasal hakları neler?

Şub 17 11:12
Arkasayfa

Ayakkabıdaki toprak, fabrikadaki ‘fitne’: Osmanlı’nın sınıf sancısı

Şub 16 11:35
Arkasayfa

Türkiye: Mutlak otokrasiye doğru