Mustafa Yalçıner
Zelenskiy’nin Beyaz Saray’da Trump’la yardımcısı Vance’ten yediği zılgıt hatırlardadır. Trump’ın “Rusya’yla barış yap” dayatmasına “Putin yanaşmıyor” deyip olmazlanınca dünyası kararmış, kuklalığın rezilliğini canlı yayında dünya aleme göstermişti.
Ders çıkarılıp ne olur ne olmaz denerek basına açık yapılacağı ilan edilmiş olan Trump-Erdoğan görüşmesi, selamlaşma bölümü dışında kapalı kapılar ardına alınmıştı.
Zaten randevunun alınışı problemliydi. Trump’ın Türkiye’ye gelen oğluyla gizli yapılan görüşmede randevu alabilmek için haraç kabilinden 300 Boeing alınacağı söylenmiş, sızıp CHP Lideri Özel tarafından açıklanınca yalanlanmış, ama kısa sürede Beyaz Saray tarafından doğrulanmıştı. Trump-Erdoğan görüşmesinde Boeing alış-verişi imza altına alındı.
Beklendiği gibi, verilenler Boeinglerle sınırlı kalmadı. Ticaretin sürdürülmesinden belliydi, ancak “yine de “Herhalde masaya gelir” beklentisi içinde olanlar yanıldılar. Görüşmede hakkında onca atılıp tutulan Filistin’le dostluk ve İsrail’e lanet okunmasıyla ilgili tek söz edilmedi. Gazze’nin “G”si ağza alınmadı. İran’la altın ticareti nedeniyle yargılama konusu olan Halk Bankası davasının tatlıya bağlanması getirildi masaya ama getirildiğiyle kaldı.
Savaş uçakları F-16 ve F-35’ler masadaydı, ama Trump “Olmasaydı daha iyi olurdu” dedirtti. Dediğine göre, olurmuş ama önce Erdoğan’ın yapması gereken şeyler varmış! Trump “ev ödevi” vermekteydi.
Trump’ın “Ben bu görevde oldukça katiyen olmaz” denilen Rahip Brunson’un serbest bırakılıp ABD’ye yolcu edilmesini hatırlatması dalga geçme kabilindendi. Hele “Hileli seçimleri en iyi o bilir” deyişi 2.5 milyon mühürsüz zarfın geçerli sayılmasıyla birlikte düşünüldüğünde Trump’ın patavatsızlığıyla bile açıklanabilir türden değildi. Üstelik Türkiye Büyükelçisi T. Barrack iki gün önce Trump’a atfen “Başkan onlara vereceğimiz en iyi şey meşruiyet dedi” demiş ve Erdoğan’ın meşruiyete olan ihtiyacının altını çizmişken…
Bir de TUSAŞ genel müdürünün “F-35’ten iyi” dediği Kaan uçakları mevzusu vardı. Türkiye’de henüz su motoru dışında motor yapılmadığı biliniyordu. Buna rağmen son seçim öncesinde “yerli-milli uçağımız” diye göklere çıkarılan, “Kaan” adı takılan savaş uçağının da Amerikan Kongresi motor satışını onaylamadığı için üretiminin durdurulduğunu H. Fidan açıkladı. Uçaklar bir yana, uçak motoru bile alınamıyordu!
Verilenlerinse haddi hesabı yok. Ücretli, asgari ücretli ve emekli milyonlardan esirgenen paraların saçıldığı Boeingler ve Gazze’nin yanı sıra Trump, Rusya’dan az-çok ucuza alınan enerjiden de vazgeçilmesini istiyor. ABD’den ithalatı zaten önceden başlamıştı, “ayıp olur” diye en azından miktarı artırılacaktır.
Görüşmeden henüz dışarı sızmayan, Eskişehir’de büyük rezervleri olan nadir toprak elementleri konusunun yakında kokusu çıkar.
Ancak bilinenler yeter de artar bile!
Eski sömürgecilik sömürge valileriyle yapılırdı. Yeni sömürgecilikte valiye ihtiyaç duyulmuyor. İşbirlikçiliğin adını “yerli-milli” takan iktidarlar gereğini yapıyor, ne istenirse veriyorlar.
Neden almasalar bile veriyorlar? Nereden geliyor bu gönüllülük ya da mecburiyet?
Türkiye “büyük ülke”, ama bağımlı kapitalizmiyle başına buyruk davranamıyor. Meşruiyetse halk yerine Amerikan emperyalizminde aranıyor. Halk desteği kaybedilince zorun yanı sıra “koltuk” Trump’ın desteğiyle korunmaya çalışılıyor. Ama emperyalistlerle birlik olunca varılacak yer bellidir.
İstendiği kadar “yerliyiz, milliyiz” densin ve muhalifler muhayyel “dış düşmanlar” hesabına çalışmakla suçlansın, iddialarla suçlamalar kimseyi kurtarmaz. ABD’den daha berbat dış düşman mı vardır?
Bir parçası olduğumuz Ortadoğu’yu savaş alanına döndüren sadece İsrail değildir. Onun arkasında tam destek vererek hegemonya peşindeki Amerikan emperyalizmi duruyor. Filistin ve dünya halklarının nefretini kazanan Netanyahu’nun da meşruiyet kaynağı Trump’tır.
O Trump ki Gazze “sorununu” eski usul sömürgeciliğe soyunarak “çözme”ye soyunmuştur. Filistin ulusal sorunu, Filistinlilerin tam teslimiyeti şart koşularak, başında Trump’ın bizzat yer alacağı uluslararası bir sözde “barış kurulu”, gerçekteyse sömürge valisi ve danışmanlar kuruluyla çözülecektir! Plan budur ve Trump, Erdoğan’ın seyretmesini istemektedir.




